Kronotrop Sultanahmet

**Burası maalesef kapanmış, fakat ille de nasıl bir yerdi diye okumak isterseniz buyrun 🙂

Yaptı Hasan Paşa sebil ve medrese gelsin Kronotrop diye lay lay lom… Miladi 4 Temmuz 2015 hicri Ramazan 14 küsür bir de tabi 01 Ağustos cumartesi var deneyim günü 2’sinden hele bu günün hicrisine hiç girmeyelim a dostlar (16 şevval 1436 amma azmettim hehehe yaşasın yüce google!)

Hadım Hasan Paşa kimdir bilen ey akıllı bıdık fani ayağa kalk! III. Mehmet döneminde (ey Safiye’ciler siz bu şahsa aşinasınızdır) sadrazamlık yapmış ve mesleğin fıtratı sonucu tabiki boğdurulmak suretiyle idam edilmiş amma ve lakin yine de Devlet-i Aliye’nin işini bilen memurlarından olan er bir kişiymiş kendisi. Menşei hakkında malumat muhtelifmiş ama bu kısım da en üçüncü dalgacılardan tarih merakiyesi olmayan tiryakiye ne kadar ilginç gelir sanırım damardaki kafein eksikliğinin tavan yaptığına dalalet etme anı…

Son bir bunları biliyor muydunuz enstantanesi hani olur a kim milyoner olmak isterde büyük ikramiye sorunsalı olarak karşınıza çıkar… medresenin taliban hücreleri (burada aklımıza ilim irfan peşinde olan genç dimağlar gelmelidir) diğer medreselerdeki gibi yerin en rutubetli derinliklerinde değil, maximum zihin açıklığına d vitamini katkılı yüksek katlarında imiş.

1590 kusurlardan günümüze medrese gelmiş tabiki tarihin derin darbelerinden nasibini almış olarak sonra Fatih Belediyesi benim tarihten neyim eksik diyerek son darbeyi vurmak suretiylen bize pırıl pırıl 2014 model bir medrese peyda olunmuş (eee kendi haline bıraksa da çürüse miydi … sorunsallar sorunsallar … ama parlaklık akılları fazla kamaştırıyor).

Benim eski yazıya hakimiyetim sınırlı ama önündeki kitabe tarih aşkına karşılık bulamamış kalbi kırık bi divane tarafından restore edilmiş belli…

Şimdi gelelim Kronotrop’a. Cihangir entelijansiyası bu mekana aşinadır kanımca. Galiba maslak proleteryası da içindeki Cihangir aşkını doya doya plazalar arasında da yaşasın diye oralarda da varmış. Ben her iki tarafa da Allah’ıma pek şükür uğramadığımdan hiç bilmiyorum ortamlarını. Kapalı – açık mekan, self servis – değil, her şube aynı – başka konsept > yazar Tabularasa.

Gezenti ruhum genelde tarihi yarımada, Galata – Pera (no Cihagir) – Boğaz taraflarında takıldığı için mekan keşiflerim de hep bu çevrelerde.

Hala laf kalabalığı hala mekan – kahve hakkında tek bir laf yok, amma kanırttım yani! 😦

Kronotrop Mehmet Gürs’ün mekanlarındanmış (galiba) şimdi bi Hadım Hasan Paşa kadar bile olaya vakıf olamadığımı itiraf vakti ki Hadım Hasan Paşa’ya da çok hakim olamadığımı göz önüne almıştır çoktan okuyucu.

Medrese’yi Fatih Belediyesi ile ortak kullanıyorlar … kanımca…mevcut iki ziyaretimden henüz belediyenin sebeb-i işgaliyesini çözemedim bu da ayrı bir not olsun bari.

Cafe’nin bahçesi bir huzur yuvası, yazın sert sıcaklarında pek iddialı olabilir ama ilkbahar – sonbahar – hatta soba varsa ki herhalde vardır kışın tadından yenmez bi ortam olur.

Medresenin avlusu,  her halde avlu … mu bahçe diil herhalde ama gayet minnak çiçekler koltuklar sandalyeler masalar pek güzel.

IMG_7307

Mekan semi-self servis. Yani ortaya karışık konsept, içeri gidip yiyecek- içecek sipariş ediliyor, sonra o anda hazır olan müşterinin eline tutuşturuluyor, arkadan gelecekler servis elemanlarıyla masamıza ulaştırılıyor.

İlk gittiğimde mekandan geldiğine inanamayıp başka yerden cazırdıyordur dediğim enteresan bi cıstak cıstak melodi vardı ikinci gittiğimde ise gayet gönüllerimizi okşayan bir melodi.

Şimdi gelelim kahvelere yiyeceklere. İlk gittiğimde bir galon americano içtim, süt isterseniz ekstra 2,00 TL charge ediyorlar, ben istedim ordan biliyorum. Sonra limonlu soda benzeri bir şey aldık ki takribi 14,00 lira gibi bir fiyatla sodaya soda olalı böyle değer biçilmemiştir kanımca (benim küçük dünyamda en azından 🙂 )

İlk gittiğim günün sabahı Balat’taki Coffee Deparment’da da americano içtimdi ki kıyas açısından kesinlikle Coffee Department daha başarılı olduğu için americano bana vasat geldi. Ama haksızlık yapmak istemiyorum, bir gün tekil olarak deneyeceğim americanoyu tekrardan.

İkinci gittiğimde en soğuk japon kahvelerinden Kyoto cold brew denedim – tabiki sütlü – pek başarılı idi. Yanında bol tarçın-badem – hatta galiba karanfilimsi baharatlar barındıran bir kek yedim ki bir alex.

PS: Yazar kek sevmez – aramaz.

Kekin içeriği hakkında araştırma yapmak istedim lakin meşei olarak Maslak’tan geldiden ötesini öğrenemedim.

Şimdi Başak loves Sultanahmet ee Başak loves Coffee… hal böyleyken ve avlu bir huzur yuvasıyken o bölgede en favori noktalarımdan biri olmaya aday diyim ben. Tabi mekan personelinden pek bi sıcaklık alamadığımı da belirtiyim ama negatif de değil, standart & poors’da Türkiye’nin kredi notu seviyesi diyelim – negatiften durağana çevrilmiş – ayrıca ortada en çözülesi gizemli konulardan şişt belediye ne iş durumu var!

IMG_7311

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. kahvekeyfii dedi ki:

    Siteniz çok güzel, bundan sonra takipteyim.

    Beğen

    1. basakebcim dedi ki:

      cok tesekkur ederim 🙂

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s