Türkiye’min en batısında bir Gökçeada Gezi Rehberi

04/10/2015

Bayramlarda benim rotam hem trafik / yoğunluktan kaçma hem de annemle babamın gönüllerinin mesken olarak benimsemesinden dolayı Erdek. Ulaşım kolay, konaklama her şey dahil tam pansiyon bir de üstüne zaten yazlık mekan. Ama bu bayram gezme hemşirelerimden arkadaşım Gökçeada bizi bekler dedi ee tabiki bu davete icabet edildi.

IMG_9350
Feribottan Gökçeada manzarası

Arkadaşım daha önce bir keşif gezisi yapmış olduğu için adaya daha hakimdi, ben ilk defa gideceğimden bi de yol ulaşımdan sorumlu olduğumdan yola odaklanıp gerisini hemşireme bıraktım 🙂

23 Eylül sabahı saat 4:30 itibariyle Üsküdar’dan yola koyulduk.Uzman görüşler İstanbul’dan Gökçeada feribotunun kalktığı Kabatepe’ye varış süresini – tüm trafik kurallarına uymak suretiyle – 4 saat olarak vermişler. Ben fazladan uyacak bir kaç kural daha buldum kanımca – bi de tabi üstün şoförlük meziyetlerimin de etkisiyle 5 saatte vardım. Yani tabi züğürt tesellisi nameleri ama İstanbul var, İstanbul var kardeşim – di mi? 🙂

Kabatepe – Gökçeada feribot hizmeti Gestaş tarafından sağlanıyormuş, seferlerin sıklığı da anlık talebe göre değişebiliyormuş. Yazlık tarife iki saatte birmiş ama Gökçeada’da yaz Ağustos sonu bitiyormuş. Uzatmiim gönlünüz hoş olsun diye internet sitesinden saatlere bakın tabi ama yolculuktan bir gün önce filan da bi arayıp sorun gerçekten ilan edilen saatlerde sefer yapmaya niyetliler mi son kararları mı?

IMG_9315
Kapatepe Feribot iskelesinin kahveden görünümü 🙂

Ben kendi şoförlük kabiliyetlerimin en azından farkında bir fani olarak 11:00’deki feribota yetişmek üzere planladıydım kendimi 10:30’da Kabatepe sırasında konuşlanarak halbuki bayram dolayısıyla seferimiz 13:00’te yapılsa daha ala olur kabul bulunmuş biz de oturduk oradaki kahvede Türk kahvelerimizle demlendik. Bu arada kahve pek sevimli o kadar zaman nasıl geçti hiç anlamadım – tam bir tatlı huzur ortamı.

IMG_9369
Gökçeada ve 450 km’den sonra şoför Nebahat’e bağlamış ben adlı çalışmam

Yol demişken Malkara – Keşan yolu üstünde Ünal Peynir’in tostunu yemeden olmazmış, lakin infoyu eksik okumuşum, kaşarlı değil, eski kaşarlı tostmuş mevzu bahis olan – next time inşallah – düz kaşarlı tost, domatlar, zeytin (tostla geliyor) gayet ala. Ayranın hiç bir özelliği yok, hatta kötü, çayı bilemiycem, Türk kahvesi – bu kadar kötü yapabilmek de bir meziyet olsa gerek – ben içemedim.

IMG_9359
Uğurlu Mavisu Otel plajı

Dönelim feribota. Kabatepe – Kuzu limanı (bu ne kadar sevimli bir isimdir) arası 1:30 saat sürüyormuş, hakkatten öyle sürdü.

15:00 itibariyle adaya varış yaptık (feribot tam 13:00’de kalkmadıydı). Azalan benzini fulleme, etrafa bakınma, yağmur zamanı kekik kokularını içine çekme; 16:30 itibariyle kendimize konaklamak için uygun bulduğumuz Uğurlu Mavisu otele vardık.

Uğurlu köyü adanın batısında, Kuzu limanından yaklaşık 30 – 35 dakikada varılıyor.

IMG_9482

Yarım pansiyon konaklama tipimiz, minimum hijyen ve yemeklerden sadece doymalık tat alma seviyesi artı kendimizi 80’ler yazlık motellerine sıkışmış hissine fon müziği Ferdi Tayfur’dan Ben de Özledim Ben de (etrafta çalmasa bile kulaklarımızda – gönüllerimizde bir tını) bir de bu fon müziğini belleklerimize getirecek ‘Ben seni asil insanların basit duygularıyla değil basit insanların asil duygularıyla sevdim’ temalı bir duvar yazımız, neyin kafasında olduğuna bir türlü anlam veremediğimiz tekne içinde şişme kadın enstalasyonlarıyla filan bir aile işletmesi. Dalga geçmiyorum, ortam gerçekten böyle ve gerçekten bir aile ortamı.

IMG_9509

PS: Duvar yazısını resimlemeyi unuttum – ana fikir böyle ama tam içerik next time inşallah! 🙂

Yani ortam bildiğin cozy 🙂 biz de aynen böyle olduğunu bile bile geldik …. neden? Çünkü adadaki en güzel deniz / plaj otelimizde. Lakin ilk iki gün yağmur, üçüncü gün rüzgardan denize giremedik … kısmet işte 🙂

Peki n’aptık? İlk gün sabahın köründe yola çıkma, o kadar yol gitme filan ben epey yoruldum, otelde yatağı görünce hemen kafayı kondurup uyudum, akşam da otelde yemek yiyip etrafı keşfedip yine erkenden yatıp uyuduk. İkinci gün başladık adayı gezmeye. Gökçeada’da Zeytinli Köyü, Bademli, Kaleköy, Dereköy gezilmesi gereken Rum köyleriymiş. Zeytinli’de Cafe Garaj (dı sanırım) pek meşhurmuş. Manzarası pek Toscana’msıymış. Bizimle beraber Zeytinli’ye otobüsler dolusu insan varınca biz buraya sadece bir girip baktık. Bayramın ilk günü olmasından sebeple sanırım Zeytinli’yi  kendinden eden bir kalabalık vardı. Biz biraz ilerideki Orta Sıcak Kahveye konuşlandık. Olmazsa olmaz dibek kahvesi ve sakızlı muhallebi – düz, vişneli, limonlu opsiyonları – ben Gökçeada’ya kadar gelip da Toscana manzarasına karşı Tiramisu yemeden duramam diyenler için Tiramisu mevcut. Ben düz, arkadaşım vişneli sakızlı muhallebi yedik, dibek kahvesi içtik. Gayet tatminkar. Dibek kahvesi hafif içimli bir kahveymiş – OK – muhallebiden de bir mişlen elegansiya seviyesi beklemek gereksiz, özünde muhallebi işte. Benim gibi gezerken hedonları bünyesine sığdıramayan biri için gayet keyifli. Ortam da ayrıca pek sevimli, kahvenin içinde berber koltuğu eski resimler, fonda çok tatliş bir müzik (Vicky Mosholiou – Pai Pai, Trava Re Manga – Sofia Papazoglou > itunes’dan filan bi açıp dinleyin bence meraklıysanız 🙂 )

IMG_9469

 

 

Rum Ortodoks Patriğimiz de bu köydenmiş, yılda bir kaç kez ziyarete gelirmiş tabi bu anlar da resimlenip çerçevelenmiş köyün eski resimlerinin yanında.

Aşağı Kaleköy adanın gece hayatının nabzını elinde tutuyormuş – yemelik içmelik sıra sıra mekanlar başarılıymış. Biz adaya gelmişken oğlak tandır yiyelim dedik. Kaleköy’ün girişinde yörük çadırı bu iş için biçilmiş kaftan buyuruldu esnaf tarafından. Gittik, yedik, her halde mevsimi değil dedik.İnşallah başka bahara artık. Bir de galiba kalabalık gruplar bir kasapla anlaşıp, hazırlatıp bu görevi ifa ediyorlarmış.

IMG_9525
Yörük çadırından free-range manzara 🙂

Oradan Yukarı Kaleköy’e konuşlandık. Orası da çok güzel – zaten bütün Rum Köyleri çok güzel. Köyleri Rumlara kurdurtmak lazım 🙂

IMG_9579
Free-range Gökçeada 🙂

 

Orada da Mustafa’nın Kayfesine gitmeyeni bir daha adaya almıyorlarmış. Ay bir de söylemeden geçemiycem Kaleköy’ün girişindeki otoparkın manzarası da pek güzel. Tabi bu muhteşem manzaranın kalbine Karadenizli müteahhit tipi bir bina konuşlandırılmış maalesef ama manzara – Mustafa’nın Kayfesi de aynı manzaraya bakıyor bu arada – müthiş.

IMG_9537

Mustafa’nın Kayfesi de pek sevimli bir aile işletmesi. Biz gittiğimizde etrafa yayılmış çok güzel bir koku vardı, nedir bu dedik, tırtıl kurabiye dediler o zaman bizımlasın dedik.

IMG_9562
Kaleyköy manzaraları

Serpme kahvaltısı, Karadut suyu filan yükselen değerlermiş, ben bağımlı olarak kahve içtim tabi, bi de bünyeye fazla merak gereksiz deyip Karadut suyu – güzeldi ama tırtıl kurabiye bir başka 🙂

IMG_9582

Oradan Tuz Gölüne uzadık, tam güneş batma vakti. Aydıncık koyunda göl. Burası sörf meraklılarının mekanıymış aynı zamanda. Gün batımında manzara çok güzel, manzara karşısında tam bir şükür anı…

IMG_9646

 

Üçüncü gün denizden ümidimizi kesince otel değiştirip manzara izleyelim bari dedik. Bademli İmbros Organik Oteli bu iş için uygun gördük. Çok iyi yapmışız. Otelin manzarası anlatılmaz yaşanır – insan bunu hakketmek için ne yaptım ben diye düşünmüyor değil. Galiba manzarasız odalar da varmış > aman diyim oraya gidiyorsanız mutlaka manzaralı bir odada kalın. Otelin işletmecileri de ayrı sevimli, pek yardımcı.

IMG_9754

Odalar güzel, küçük – salon salomanje beklentisi oluşmasın – duş başlıkları yurdum otelleri. Konsept butik; oda – kahvaltı – adından da anlaşıldığı üzere organik, başarılı. İki akşam da orada kaldık. Akşam yemeklerini de orada yedik, bir akşam çupra (çipura mı yazsaydım 🙂 ), bir akşam levrek – pek başarılı idi.

IMG_0023

 

Bademli’de şöyle bir durman gerekiyor. Çünkü burayı ben bi ayrı sevdim. Köy çok güzel, yine şirin, minnak kahveler var.

IMG_0014

Biz StenAda’yı denedik ki bademli kurabiyesi süper, yine hedonlara istiap haddini kat be kat aştıracak seviyede. Muhallebi, kahve, manzara, ortam başarılı – ama hej dj! play list’i bi gözden geçiriver pliz – not ok!

IMG_0010

 

Sonra görülecek noktalardan bir çamaşırhane var ve oranın yakınında asırlara meydan okuyan bir koca çınar. Her yer instagramlık, gün batımı Semadirek adasına karşı masalsı. Semadirek de sislerin arasından keyfine göre bazen çıkıyor bazen sislere gömülüyor.

IMG_9803

 

 

Gün batımı demişken Türkiye’nin en batısı – İnceburun / İncirliburun adada bulunulması gereken noktalardan. Deniz pek başarılı – keçiler zaten her yerdeler – pek sevimli.

IMG_9389

Aman da İstanbul’dan kimler gelmiş, şimdi bunlar resim de çektirmek isterler deyip hiç nazlanmadan karelere giriyorlar 🙂 istediğiniz kadar poz veriyorlar.

IMG_9658

 

Keçiler serbest dolaşımda ama adada zaten herkes / herşey free – range, kuzular, oğlaklar, çocuklar, atlar, eşekler. Ben uzun zamandır bu kadar doğal / samimi bir yerde bulunmamıştım. O bakımdan da kalbime ayrı bir dokundu ada.

IMG_9863

Dereköy de görülmesi gereken yerlerden, çamaşırhanesi filan… taş evler çok güzel biraz da hüzünlü tabi yıkık – dökük – terkedilmiş…

IMG_9733
Hayatında ilk defa çamaşırhane görmüş beyaz türk çalışması 🙂

 

 

 

Dördüncü gün güneş / şans yüzümüze güldü 🙂 Önce Bademli’ye yakın Yıldız Koyuna gittik yüzmek için. Buraya da Poseidon atlarını bağlarmış – baktık – peki dedik – yine Uğurlu / İnceburun dedik 🙂 Deniz Uğurlu’da başka güzel.

IMG_9425
Yol manzarları

Bir de Yıldız koyu Gökçeada Sualtı Milli parkının olduğu yer, meraklılara info olsun.

IMG_9965

Son gün 13:00’deki feribota yetişmek üzere 11:00’de sıraya konuşlandık ki Gestaş’ın feribot saatleri ilanları elimizin altında, öğrendik ki 11:00’deki feribot 12:00’ye alınmış, 16:00’dan önce de araya 14:00 sıkıştırılmış. Saatler yine bir şaşmış ama hiç de şikayet edecek değiliz tabi 🙂 Feribot kalabalık günler için bir adrenalin konusu adada ama rahat bünye ya nasip olarak yaklaşınca akışta zihinler kastırmıyor 🙂 Kastıracak olan erkenden kalkıp sırada hazır – nazır bulunsun!

IMG_9900

 

Adaya gitmişken çantaya kekik, dibek kahvesi, bademli kurabiye, gelincik reçeli, Çanakkale domatı atıverin bence. Efibadem adayla özdeşlemiş ama ben Glyki’yi daha başarılı buldum. Son gün biz otelden check out yaptık, otel de sezonu / oteli bizimle kapadı 🙂 Sezon Nisan sonu tekrar başlıyormuş. So until next time… 🙂

IMG_9884

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Burci dedi ki:

    O kadan yaziyi okudum aklimda bademli kurabiye kaldi.

    Liked by 1 kişi

    1. basakebcim dedi ki:

      Ay kalimicak gibi de diildi zaten 🙂

      Beğen

  2. dtmuratcan dedi ki:

    Yaklaşık 4 yıldır yaşadığım adamı güzel bir anlatımla yazıya döktüğünüz için teşekkür ederim:) Buraya gelmek isteyenler için daha çok konaklama bazlı bilgiler içeren http://www.gokceadam.net‘i de buraya eklemenizi tavsiye ediyorum.

    Elinize sağlık:) çok güzel bir gezi blogu olmuş, başarılar dilerim.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s