Canım Kıbrıs’a Mağusa’dan devam

Mağusa karışık duygular şehri, yani o da eksik kalmış tabi ki bence….neyse blog benim, bu da en amerikan supreme court söylencesinden bir in my opinion girizgahı.

Mağusa Venediklisinden Cenevizlisine, Luzinyanına tabi ki Osmanlı da eksik kalmaz bir çok millete ev sahipliği yapmış. En şaşalı zamanı Cenevizlilerle Venediklilerin olduğu 1300-1500 yıllarına denk geliyormuş. Liman kenti, hatta Kıbrıs’ın tek derin su limanı. Sağ olsun ticarete çok katkılı bir özellik. Ee tabi bu özelliğinden zengini de bol olmuş. Bu zenginler de etrafa serflerimin alın teriyle kazandığım paraları nasıl gösteririm diye düşünüp bu gösterişi tanrının yolunda yapmaya karar vermişler ve yaratıcılıklara bol sarı maden katkılı çeşit çeşit kiliseler bina olunmuş hatta 365 güne ayrı kilise şehri olarak anılmaya başlanmış. Serfler kim derseniz kendileri Rum nüfus, o kadar millet sayıp adanın diğer yarısı neredeymiş diye merak eden bünye olduysa diye yaziim (olmuş mudur acaba 🙂 )

Bu kadar kiliseden ne kadarı sağlam kalmış bilinmez ama etrafta epeyce var, o zaman başlayalım gezmeye. Oraların en büyük kilisesi yine Lüzinyanlar tarafından yapılmış Lala Mustafa Paşa Cami / St. Nicholas – St. Sophia Katedrali (adeta bir İspanyol soylusu bütün bu isimleri kullanmış hatta Aya Sofya Cami olarak bile anılmış). Kiliseyken Lüzinyan kralları Lefkoşa’daki Selimiye Cami’nde (tabi o zamanlar o da St. Sophia – evet öyle ) taç giyip Kıbrıs Kralı ilan edildikten sonra taç giymelere doyamayıp soluğu burada alırlarmış. Niçin? Kudüs kralı ilan edilmek için. O kadar güzel kilise yaptırdık eee boşa mı? Ama burada bir es vermek istiyorum. Bu taçlandırma işlemini pek yaratıcı bulmadım değil. Yani Osmanlı kendini yedi iklim dört bucak hakimi ilan etsin sonra banel banel Eyüp’te kılıç kuşansın…peh :S

 

Bunu da söyledim, içim rahat devam edeyim bari. Osmanlılar geldikten sonra bu kiliseyi bir yapılmışı var kontenjanından camiye çevirmişler iki minare kondurup tabi medrese – külliye filan da ekletmişlerdir … herhalde hiç dikkat etmemişim yine bir Tabularasa anı 🙂 Caminin önünde bir Cümbez ağacı var asırlık – canım benim –  meyvesinden Kıbrıs’ta tatlı yapılıyor yemeseniz eksik kalmazsınız ama bulursanız deneyin.

IMG_6943
cümbez önde arkada kırbaç

Biraz ilerisi Namık Kemal Zindanları, içeride  bir gezinin, müzeye bir girin hatta bahçesinde bir kahve için sonra Mağusa Kalesine doğru yollanın, kalenin tepesine çıkın Akdeniz’i şöyle bir süzün inerken basamaklara dikkat. Yakın bir de Sinan Paşa Cami / St. Peter ve Paul Kilisesi var oraya da gidin. Sonra Maraş’a yollanın. Aslında buraya kadar pek bir değişik durum yoktu, sadece kadersiz bir liman kenti ama Maraş büyünün, gizemin başladığı yer.

IMG_8292[1]

Tabi bu büyü de gizem de sizin hayal gücünüzün yüz ölçümlerinde. Çünkü şu anda orada hayal kurmaktan, geçmişi düşünmekten başka  yapılacak bir şey yok. 1974’ten beri neredeyse hiç kimse yaşamıyor. Sadece Türk Silahlı Kuvvetleri ve Birleşmiş Milletler mensupları girebiliyormuş. Galiba içinde bir de kız yurdu varmış – aslında günümüz Türkiye trendinde bir kız yurdu için baldan tatlı bir yer galiba 🙂 – ben tabi ki göremedim. Ama sahilden gidip bakmak, kapatılmış yerleri uzaktan görmek serbest. Bir de eski şaşalı günlere özlem duyup da 60’lar pop-jazz tonlarında tınlamak için Palm Beach Hotel var. Ben Kıbrıs’ta hiç bir otelde kalmadım. O yüzden bu yazı Bafra Bölgesi konusunda eksik kalacak – ama Kıbrıs’ın (Kuzey tabi ki) en iyi oteli Palm Beach Hotel buyurulur. Son zamanlarda bir renovasyondan geçmiş ama sevenlerince geçmese de nostaljik hisleri korusa daha iyi olur gibi bir kanı da varmış. Renovasyon kötü olduğundan değil de biraz o eski haliyle Maraş’a daha bir yakın durduğundan. Kalmasanız bile bir çay kahve içmek, o havayı solumak için uğrayın bence, eğer yazın gittiyseniz mutlaka denize girin. İçeri giriş ücretli ama gayet makul. Zaten deniz rüya gibi sanki gitmişimcesine Maldivler gibi demek istiyorum ama diyemiyorum da pastoral mavilik berraklık, parlaklık o tonlarda. Bir de dalmayı sevenler için anforalar, artık onlara mercan veya resif mi denir keşfedilesi bir sualtı dünyası mevcut. Kıbrıs’ta deniz hep berrak hep pırıl pırıl ama Karpaz – Mağusa’da masalsı yine Allah’ım ben bunu hak etmek için ne yaptım seviyesinde hedonlar yaratan cinsten.

IMG-20140818-WA0004

Kıbrıs’la ilgili anlatacağım daha bir sürü şey var ama biraz mola 🙂 until then xoxo

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s