Sonbahara’a Doymalık Majestik Şehirler; Viyana Gezi Rehberi

Viyana’yı nasıl bilirsiniz? Prag ve Budapeşte ile beraber Orta Avrupa üçlüsü? Bir kuşatma şehri? Klasik müzik ve valsin beşiği? Elegansiyada nirvana seviyesinde beyaz Türkler olarak kesin hepsi değil mi 🙂

img_3443
Yukarı Belvedere … evet bir de aşağısı var 🙂

Şimdi kasmaya hiç gerek yok Orta Avrupa üçlemesini ben de bir gençlik hatası olarak yaptım. Hiç de pişman değilim canım sağolsun benim güzel hatalarım var kategorisinde 🙂

img_3396
Hofburg Sarayı

Artık kendi turunu kendi yapan bir gezgin olarak buyrun sonbaharda Viyana Rehberime 🙂

İlk olarak ekim – kasım aylarında sonbaharın insanı kendinden geçiren tonlarında Avrupa şehirleri gezmek çok keyifli, insan parklardan bahçelerden kendini alamıyor. Tam bir tatlı huzur ortamı, arayanlara duyurulur!

 

İkincisi bileni tarafından anlatılmış şehir gezmek dünyanın en like edilesi geziş şekli 🙂 Canım Fulya’cım sağolsun 🙂 Tüm tip’ler kendisinden ayrıca da bizi ağırladığı için kendisine çok teşekkür ederiz 🙂

img_3387
Kendisinden hiç bahsetmemiş olabilirim ama o da Avusturyalı 🙂

O zaman başlıyorum! İstanbul – Viyana uçakla yaklaşık iki saat sürüyor direkt uçuşlar muhtelif. Biz Schwechat  (insanlığın dünya dilleriyle imtihanı!) hava limanına indik. Viyana’nın  da bir Sabiha’sı var mı acaba? Neyse eksik kalmayı tercih ettiğim anlık meraklarım 🙂 Hava limanından şehir merkezine direkt giden CAT treni var (city airport train – burada yerel halk bizi kastırmamayı tercih etmiş 🙂 ) Çok güzel bir hizmet hatta benim şu ana kadar kullandığım hava limanı – şehir merkezi trenleri arasında en sevdiğim diyebilirim. 16 dakikada hiç bir yere uğramadan şehir merkezindeki Mitte istasyonuna varıyor. Uçaktan inince bilet almak için bir sürü makine var hem kredi kartı hem de nakit geçiyor gidiş dönüş bileti 19 eur, tek yön 12 eur, online alırsak (ama ben almadım orası da kolay mı bilmiyore) 17-11 eur, 15 yaşından küçük çocuklar ücretsiz. Biletleri okutma derdi yok, old school bir kondüktör bey amca / hanım teyze geziyor. Yarım saatte bir karşılıklı şehirden hava limanına gidip geliyor kendisi ayrıca şehir merkezinden hava limanına giderken Mitte istasyonunda 3-4 hava yolu için check in imkanı da var; Avusturya hava yolları, air berlin, Fly Niki benim gözüme çarpanlar, Lufthansa ve Swiss için de varmış, Türk Hava Yolları için görmedim. Buradan dağılacağımız noktalara metro ile aktarma yapmak istiyorsak durağımız bir süpermen edasıyla içindeki Clark Kent’e dönüp Landstrasse adını alıyor 🙂 sonrası Viyana metro haritası …

 

Biz Suite Hotel 900m zur Oper’de kaldık, pek beğendik herkeslere tavsiye olunur, internet biraz yavaş ama kahvaltıda zeytin var, tercihinizi ona göre yapın 🙂 Ha bir de merkezi filan, 18. yy’dan kalma bina gibi bir takım hoşlukları da var…

img_3444
Demel Pastanesi bu yol üzerinde

Bizim toplamda 2,5 günümüz vardı, tabi 2,5 güne dünyaları sığdıralım telaşemiz de yoktu, böyle olunca Belvedere ve Hofburg Saraylarını gezdik, merkezde dolandık bir de bol bol pasta yedik 🙂

img_3446
Stephandom – tam bir Viyanalı kendisi rivayete göre kulesinden Osmanlı gözlenirmiş … Figlmüller de buraya çok yakın

Bu saraylar hep merkezde, bir de Versay stayla Schonbrunn var yazlık saray, o da çok uzak değil. Hepsine internetten bilet alınabiliyor, ve hepsinin kafa karıştırıcı bir sürü opsiyonu var. Biz Belvedere’ye   buradan Hofburg’a da buradan biletleri aldık. Yine gayet kolay, İtalya gibi değil, ödeme gerçekleştikten sonra biletler size mail geliyor, onu da basabilirsiniz veya akıllı telefonunuza link gönderiyorlar onu da görevliye gösterebilirsiniz, tabi internet bu aşama gerekli telefon opsiyonu için. Yani bir kağıt ile tekrar sıraya girmeye ve oradan bilet bastırmaya filan gerek kalmıyor.

Belvedere Sarayı Südtroler Platz durağında, metro çıkışında Belvedere tabelası var, oradan salınma hızında yürüyerek 10 dk’da filan ulaştık, yol üstünde Fatih Ürek – Murat Boz kadınlar matinesi reklam afişlerini de çekmeyi atlamayarak 🙂

img_2511

Biz Upper Belvedere bileti aldık sadece, yani kışlık saray. Lower Belvedere bir de galiba modern sanatsal girişim gibi bir şey olduğuna kanaat getirdiğim (ama gerçekten öyle mi diye derinlere inmeye hiç gerek duymadığım) 21er Haus kısımlarını kapsamayan. Modern sanata karşı değilim, sanatın hiç bir formuna karşı değilim sadece her zaman canım çekmiyor 🙂 Upper Belvedere bileti ana saray, içinde boy boy Klimt’leri ve de güzel güzel bir sürü majestik mobilya olarak özetleyebilirim, tabi Klimt harici bir sürü başka tablo da var, benim gibi heykel seviyorsanız o da var, yani tatminkar bir saraycık 🙂

Osmanlı’yı yendiğine pek mutlu olan Prens Eugene yaptırmış / genişletmiş, Avusturya Kültür Bakanlığı da bu hizmeti bir adet prince eugene bilet kategorisi oluşturarak taçlandırmış, hiç bir şeyden eksik kalmıycam derseniz 21er Haus hariç bölgede ne var ne yok bu bilet ile gezebilirsiniz.

img_3421
Aşağı Belvedere 🙂

Belvedere Sarayını sırt çantası ile gezemiyorsunuz, alt katta sırt çantalarını bırakmak için dolaplar var, 1 – 2 eur ile çalışıyor, ayrıca paltoları alacak kadar da geniş dolaplar, dönüşte kilidi açtığınızda paranızı iade alıyorsunuz. Çok rahat bir geziş şekli. Ayrıca audio guide’ların olduğu yerde vestiyer de var.

Biz Belvedere’den merkeze yürüyerek döndük yani mesafeler aslında o kadar kısa, etrafı görmek isterseniz de keyifli. Bir de benim saf saf yer tabelaları aa ne güzel rahat rahat da yol buluyoruz zannederek baktığım otopark tabelaları var ama gerçekten çok kullanışlı 🙂 Yol da gösteriyor 🙂

Hofburg Sarayı da merkezde, koskoca imparatorluk sarayı zaten nerede olacaktı? 🙂 Biz yine en standart bileti seçtik, gümüşler, Sisi ve imparatorluk dairelerini kapsayan, gümüşlerin sergilendiği yer biraz dar, tabi yoğunluk da var, bir de tur buradan başlıyor, Sisi kısmı da biraz Sisi’nin ruh haliyle paralel olarak bunaltıcı ama o bel inceliğine hayret etmemek de mümkün değil. Güzel kadınmış tabii….imparatorluk daireleri ferah, insan bir rahatlıyor o kadar dar alanda kısa paslaşma yaptıktan sonra 🙂

img_3236

Bu iki sarayın içinde de fotoğraf çekmek yasak. Biz Belvedere’de anlamadık veya onlar da bizim manasız fotolarımıza ses etmediler, garip yerlerde selfiler, duvarlarla resimler filan sonradan etraftaki insanları no photo diye uyardıklarında anladık 🙂 Hofburg’da gayet usluyduk 🙂

Bir de hofburg’da bilete audio guide da dahil ve Türkçe de dahil bir sürü dil opsiyonu var.

Bizim zamanımız az olduğu için bu kadarla sınırladık ama vaktiniz varsa Viyana’da saraylara doyamayanlar için gezecek çok saray var 🙂

Biz sonra kendimizi pastalara vurduk ki bu kısımda bile performansımız Viyana’nın sunduklarına kıyasla çok düşüktü… ama elimizden geleni yaptık 🙂

Şimdi Demel’de mutlaka apfel strudel yiyoruz, hatta vaktinde gidersek en ünlü baklavacı amcaları kıskandıracak incelikte hamur açan amcaların şovlarını da inceliyormuşuz, biz yetişemedik ama apfel strudel nefis, burası çok kalabalık oluyormuş, hatta galiba sürekli sıra bekleme durumu varmış, biz etrafa bakındık, ürünleri inceledik sonra apfel strudelimizi alıp otelimizde yedik. Cafe olayını Mozart ve Oberlaa’ya bıraktık 🙂 Buralarda daha rahat yer bulunuyor. Mozart’ın Sacher Torte’si, Sacher Otelinkinden daha hafifmiş meraklılar not pliz, ama illa Sacher’den alınası farz ise içimizi de baymak istemiyorsak iki ısırımlık sacher wurfel alabilirmişiz. Ben aldım pek memnun kaldım 🙂 Bir de bu küçükleri hediyelik olarak bile getirebilirsiniz uzun süre bozulmuyormuş….galiba büyüğü de bozulmuyormuş ya neyse 🙂 Bunların haricinde bizim deneme şansımız olmayan ama pek tavsiye edilen cafe central ve Landmann var. Ayrıca yine bizim eksik kaldığımız topfen torte’ler varmış…yiyin anacım 🙂

Melange Avusturya kahvesi, kapuçinodan az sert gibi imiş bir de dikkat Viyana’da kapuçinolar krema ile servis edilirmiş, haz etmediğiniz bir durum ise önden belirtiniz. Melange kremasız geliyor, orada stres yok, gayet de lezzetli 🙂

Bir de tabi Viyana’lara geldik şinitzelsiz kalmıycaz 🙂 yine sıra beklemek önden rezervasyonla uğraşmak istemiyorsak Mozart’ın şinitzeli iyiymiş – bu kısma sonradan edit girebilirim ona göre (yanlış hatırlama durumuma önlem 🙂 )Ama ünlü olan viyana öz hakiki sultanahmet köftecisi Figlmüller. Pasajın içindeki minnak dükkan da ilk dükkanmış ama orada sadece domuz etinden şinitzel yapılıyormuş. Biraz ilerisindeki daha yeni olan dükkanda daha fazla çeşit varmış. Kesinlikle çok lezzetli, bir de patates salatası ve salatanın üstüne semiz otu ve balkabağı çekirdeği yağı ile yaptıkları bir sos olağanüstü. Bu aşamada Fulyacığıma tekrar teşekkür ederim 🙂

img_3393

Yanında yine yerel lezzetlerden devam her türlü narenciye ile yapılan Ottakringer birası pek lezzetli. Yerel içeceklere geçmişken Spritzer diye bir gazlı şarap varmış bir de kayısı likörü meşhurmuş.

Ay galiba burada bitiriyorum. Bitirmeden Avusturya havayolları hostes kızlarımızın baştan aşağı mus çorapları da dahil kırmızı kıfafetleri insanı hayrete düşürüyor!

Ayrıca there are no kangroos in Austria! ve son olarak kafa karıştırma enstantanesi merkezin oralarda (Mozart Cafe’nin yanı gibi) Australian pub var, içindeki garsonlar da gayet Avustralyalı ve pek sempatik 🙂

img_3383

 

 

 

 

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. fulya dedi ki:

    harika ozetlemissin sekerim ne demek yine bekleriz yine gelin yine yiyelim yine icelim 🙂

    Beğen

  2. basakebcim dedi ki:

    Çok teşekkürleeer 🙆🏻😘💕 inşallaaah 🙏🏼

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s