MyBerlin Gezi Rehberi

Alman milleti bir öğretmenlik misyonudur benimsemiş ama kolektif ruh toptan sıfırcı Melahat. Anacım bu memleket gidişata puan verenlerden değil! Önceden yapacağınız her hareket ile ilgili bir aksiyon planınız yoksa, memleketi avuç içi seviyesinde hatim etmemişseniz aman da bu da turist işte şebek diye sempati yaratacağınız ülke burası değil!

IMG_3411.JPG

Bu sert girişten sonra başlayalım 2 tam 2 yarım günlük Berlin günlüklerimize. Normalde Gülşen’le gezilerimize başlarken bagaj teslim sırasında kontuarda evrene pozitif sinyal gönderme totemimiz var. Ama bu sefer kontuara bir gittik dijital memnuniyet anketi senelik izninin bir kısmını kullanmakta…. hal böyle olunca sadece bagajları verip kös kös girdik pasaport kuyruğuna. Uçağı bindik, normal – rahat vardık Berlin’e, pasaport sırasına girdik, önümüzde az bir sıra, şansımıza uçak çoğunluk Avrupa vatandaşı imiş, kendi bölümlerine bir yığılma yaptılar, biz vesaire vatandaş olarak ahiret sorgu önizleme modülü sırasına girdik. Bize gelene kadar önümdeki herkesin şeceresine vakıf oldum şahsen. Sonra sıra bize geldi, en sevimli halimizle merhaba deyip verdik pasaportları, benim pasaporta giriş damgasını vurup yolladı memur, Gülşen’in Bolonya’daki memur giriş damgasının yanına basmamış çıkış damgasını, bir de Yunanistan’daki de İtalya’nın dibine basmış, sen 3 ay İtalya’da kalmışsın diye oturup bütün giriş çıkış damgalarını inceledi Alman memur. Bu işlem 3 – 4 dakika kadar sürdü, yine de ahiret sual sürümü olmasa da evrene pozitif sinyal gönderememize bağlayıp bagajları alıp şehir merkezi otobüsüne yöneldik.

IMG_3395.JPG
Yazıda hiç bahsetmemişim ama burası katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı

Hava alanından şehir merkezi – Alexanderplatz’a giden Txl otobüsü var kendimize uygun bulduğumuz çeşit çeşit otobüs arasından. Bu otobüse bilet alıyoruz diye avare modeli takılıp seyir terasına bilet almışız. Tabi biz avareliğe seviye atlatıp iki kişilik gidiş – dönüş bileti alıyoruz diye toplamda 4 bilet almış olduk tanesi 3 eur’dan. Yani 6 eur’yu ne ben ne Gülşen hayatta takacak değiliz de iade edebiliyorsak bir soralım dedik. Memur kanımca günlük psikopatlık seviyesini henüz doldurmadığından, bir de sabahın erken saatleri enerjisine full haizken başladı saydırmaya. Halbuki sadece basit bir şekilde biletleri iade edebilir miyiz diye sordumdu… yok efendim anca dünya dursa, kıyamet kopsa, Alman disiplini İtalyan rehavetine kapılsa böyle bir şey olurmuş da, neden ona en başından sormamışız da, kendisi zaten bilgi vermek için varmış da…. aman kardeş gözünü seveyim bize bir iyilik modunda bile değildim, hayır dediği anda okey deyip ilerleyecektim ki aslında ilerledim de amca söylenmeye devam ederken ama o da azarlamalardan kendini alamadı, ben ilerlerken hala saydırıyordu…. Neyse biz aldık otobüs biletimizi gittik merkeze, oradan tren ile kaldığımız otele varacağız, sadece iki durak, bilet büfesindeki işi sadece bilet satmak olan memurdan iki tane single journey bilet istedim, sanki dersin böbreğini istedim (bu tabir de sevgili arkadaşım Ceren’e ait bu arada 🙂 ). Teyzecim senin varlık nedenin o bileti bana satmak ve / veya satarken yardımcı olmak. Teyze resmen bana ayak üstü Berlin metro haritası imtihanı yaptı, geçer not olarak da iki bilet sattı, sağ olsun!

IMG_3439.JPG

Bu tecrübelerden sonra tüm gezi boyunca mümkün olduğunca Alman kimseyle muhatap olmayıp, işimizi etrafta bolca bulunan Almanlaşmamış Berlin’lilerle hallettik.

İçimdeki tüm kini kustuğuma göre detaylarla sizi daha da boğabilirim 🙂 Bir de yerli insanına pek sempati duymamış olabilirim ama Berlin gezimizden gayet memnum kaldım, yanlış bir intiba da olmasın 🙂 Özünde gıcık muamele gördüğünde ben de o gıcıklıkla karşımdakine jilet attırma hissi yaratabilen bir insanım hamdolsun, yani  içime oturan, iz bırakan bir durum da olmadı aslında 🙂

IMG_3486.JPG

Berlin Almanya’nın Almanya gibi olmayan şehriymiş – ne demekse – kanımca duvar / Doğu Almanya etkisinden mütevellit vintage / retro bir romantizm yaratması harici bir de bu havayı sadece 2000’lerde solumak isteyen bir sürü hipster’ın sayesinde oluşmuş 3. dalga / organik / hip ortam burayı bir cazibe merkezi haline getiriyor.

IMG_3445.JPG
Berlin Opera Binası

Herkesi tatmin edecek bir sürü alternatif var, yani müze isterseniz zilyon tane, ben sabahları acai bowl’uma glutensiz raw ev yapımı granola barımı banmadan ayılmam derseniz çeşit çeşit bio-marketler, oğlak – yengeç dönenceleri arasında yetişmiş en nadide arabica 3. dalga kahve çekirdekleri benden sorulur derseniz ortalama bir Avrupa şehrinin barındırabileceği tüm nüfusa hizmet edebilecek kahveciler, yaratıcılıkta sınır tanımayan alternatif gece kulüpleri mevcut.

IMG_3559.JPG

Bunların haricinde şehir maalesef bir MyBerlin projesi, yani aradığımız site hala yapım aşamasında. Bülent Ersoy’un sahip olduğu iddia edilen tüm forkliftler kanımca Berlin semalarında hüküm sürüyor. Bu bakımdan bu gezi görselleri çoklukla beni içermekte, ya ben ya forklift olunca seçenekler ortamı renklendirmek açısından kendimi tercih ettim 😀

IMG_3700.JPG

Berlin büyük bir şehir onun için ben merkezde kalayım her yere yürüyerek giderim iddalı atılımlar, ama biz hem merkezde kalmayıp hem de her yere yürüyerek giderek bu atılımdan eksik kalmadık evelallah! Tabi Berlin’de yediğimiz hurmaların İstanbul’da tırmalamaması açısından da hayırlı olmadı değil bu durum.

IMG_3432

Böylelikle, galiba yukarıda da dedimdi, en merkez merkez Alexanderplatz diyebilirim. Burası eski Doğu Berlin sınırlarında kalıyor. Uzuun bir televizyon kulesi var vakti zamanında Doğu Almanya’nın TRT’sini kitlelere ulaştırmak için dikilen. Tek kanal için iddalı bir yapı ama tabi Alman’lardan daha aşağısını beklemek de olmaz o tek kanalın en bodrum katından, en yüksek dağın tepesine çekmeme ihtimaline imkan tanımamak için. Amaç tabi gösteriş, siz de anladınız da ben dalgamdan eksik kalmayım. Doğu Almanlar gösteriş konusunu tutturmuşlar tüm Almanya’nın en yüksek yapısını dikerek ama papanın da ahından kaçamamışlar. Kulenin disko topu gibi olan kısmı parladığında ortada bir haç şekli beliriyor 🙂 acaba bundan komünizm geçici ama papanın ahı 9. şiddetinde depreme dayanıklı diyebilir miyiz? Şimdi Almanlar yaptığına göre binayı yıkabilecek felaketin epey bir şiddet içermesi gerekir diye düşüyorum Allah korusun tabi…

IMG_3433

Alexanderplatz ismi de Rus Çarından kalma, Prusya Krallığı zamanında III.  Friedrich Wilhelm’i elinde çikolatasıyla burada ziyaret etmiş, daha öncesinde buralar hep sığır pazarıymış.

IMG_3431

Biz buraya S-bahn (S-75) treniyle iki durak uzaklıkta olan Moxy Berlin Ostbahnhof‘da kaldık. East Side Gallery’e (Berlin Duvarının kalan en uzun parçası) yürüyerek 5 dakika filan uzaklıkta. Alexanderplatz’a da 20-25 dakika arası bir uzaklıkta yine yürüyerek. Kahvaltısı pek şahane idi, zeytin, beyaz peynir yok baştan söyleyeyim, odalar sessiz, rahat, banyosu da hem temiz hem de su sızdırmıyor – Alman disiplini şimdi marifet iltifata tabi, bu kadar disiplinin bünyede stres seviyesine bir etkisi olduğunu kabul ederek normal zamanlarda domuzluk olarak nitelendireceğimiz bir takım davranışları sevimli değil şeklinde yorumlayıp geçelim (başta çok saydırdımdı malum bu  aşamada biraz günah çıkartayım 🙂 ) Otel’in personeli çok sevimli, ama galiba pek Alman da çalışmıyor, mesela bize check in işlemi yapan kız Hintli idi, bir gün house-keeping’den gelen kız doğu bloğu ülkelerinin birindendi (ve günah çıkarma burada biter 🙂 yine de bana yaranamadı Almanlar 🙂 ). İlk gün tercihinize göre alkollü veya alkolsüz hoş geldin içeceği ikramı var. Biz alkol tercih ettik vişne likörü – şarap – lohusa şerbeti içeriği gibi bir içkiydi ama sevdik 🙂

IMG_3429.JPG

Gezme – görme konularına gelince, burada da en sevdiğimiz uygulamalardan olan Free walking Tours var. Biz Original Berlin Tours‘u tercih ettik. Google’dan bulup, tripadvisor’a onaylattığımız için tercih ettik, gayet de memnun kaldık. Bu turda rehberler dünyanın çeşitli yerlerinden Berlin’e gelip çok sevip burada yaşamaya karar vermiş insanlar. İlk gün klasik Berlin Turu ikinci gün de Alternatif Berlin Turu yaptık. İlk gün rehberimiz Avusturalya’lı ikinci günkü ise İngilizdi. Gayet sevimlilerdi kesinlikle tavsiye olunur.

IMG_3462.JPG

Turlar yaklaşık 3 saat sürüyor, tur ortasında yaklaşık 20 dakika kadar da ihtiyaç – dinlenme molası veriyorlar. Mola olayına bu tip turlarda ilk defa rast geldim, aslında fena da bir uygulama değil. Bu iki tur da adında anlaşıldığı üzere ücretsiz, memnun kalırsanız rehbere bahşiş veriyorsunuz. Bu turlar harici benim ilgimi çeken soğuk savaş zamanı – casusluk hikayeleri turu vardı, fakat tur 5 saat sürdüğü için ve daha elimi sabah 10:00’da başladığı için ve son olarak yeterli vaktimiz olmadığı için bir daha ki sefere bıraktık. Bu tur diğerleri gibi bedava değil, kişi başı 15 eur.

IMG_3464.JPG

Peki bu turlarda ne görüyoruz? İlk günkü klasik Berlin Turu buluşma noktası farklı olmakla beraber (Alexanderplatz Holiday Inn Otelinin yakınındaki one80 Hostel’in önü) televizyon kulesinin önünden başlıyor, meydan nasıl kes / kopyala yapışır halini almış, neresi orijinal neresi savaşlardan hasar görmüş, veya nereye taşınmış güzel güzel anlatıyorlar. Berlin’e ikinci dünya savaşı büyük bir darbe vurmuş, sonra Doğu Almanya zamanında da Prusya İmparatoruluğu dönemine ait ne varsa doğu bloğu yapısı haline getirilmiş. Bazı yerlerde kırmız hat / şeritler var, bu yakındaki binaların orijinal yerlerini gösteriyor.

IMG_3648.JPG

İkinci tur East Side Gallery’den başlıyor. Bu sefer ağırlıklı tema graffiti ve Berlin’ler birleştikten sonra ortaya çıkan sokak sanatı. Olayın büyük bir kısmı Türk mahallesi Kreuzberg’de geçiyor. Gayet sevimli bir yer, Doğu Almanya zamanında Batı Berlin’in duvar dibi olduğu için kimse yüz vermiyormuş, genelde Türk göçmenler yerleşmiş, hatta hayat boyu uygun kiralarla kontratlar yapılmış, duvar yıkılınca burası da şehrin bir anda göbeği konumuna yükselince hala uygun olan kiralarından ötürü sanatçılar, entellektüeller taşınmış, tabi bu durum serbest piyasaları kızıştırmış. Şimdilerde yavaş yavaş eskiden boydan boya mural olan duvarlar büyük reklam panolarına dönüşüyormuş, toplu yaşam alanları da plaza vari iş yerlerine…

IMG_3490

Berlin’e gelen çoğu insanın trafik ışıklarındaki tombul amca dikkatini çekmiştir kanımca. Yeşil yandığında haydi bir iki üç naş naş edasında şapkasıyla yola koyulan, kırmızıda da Rio’daki İsa Heykeli gibi kollarını açıp insanlığı duraklatan. Bu amcaya ampelmannchen (küçük trafik ışığı adam) diyorlarmış ve Doğu Almanya’nın nadide miraslarından biri. Pek de sevimli bir amca ama kendisine ilham olan kişi Berlin duvarının kalan en uzun parçası olan Doğu Galerilerindeki en ünlü duvar resminin kahramanlarından Erich Honecker imiş.

IMG_3638.JPG

Erich Honecker Doğu Almanya’nın başbakanlarından (sosyalist zamanlarda bu kimselere genel sekreter gibi bir tabir kullanılıyor galiba – yalan olmasın) en sondan bir önceki ve kendisi çoğu sosyalist lider gibi baskıcı. Brezhnev de yukarıda adı geçen ölümcül aşka konu olmuş duvar resminin diğer kahramanı. Bu resmin önünde fotoğraf çektirmeden Berlin’e gelmiş sayılmıyoruz. Bu arada resim 7 ekim 1979’da çekilen fotoğrafın replikası.

MHFI3893.PNG

Berlin’in tamamı eski Doğu Almanya sınırları içerisinde. Yani Batı Berlin’in Batı Almanya ile hiç sınırı yok. 1945’te Berlin bölündükten sonra Doğu Almanya vatandaşları için batıya sığınmanın en kolay yolu Berlin’e gelip oradan Batı Berlin’e kaçmakmış. 1961’de duvar inşaa edilene kadar 3,5 milyon insan buradan batıya kaçmış ki bu da nüfusun %20’sine tekabül ediyormuş. Duvar inşaa edildikten sonra 1989’a kadar sadece 5200 kişi kaçabilmiş, 100 kadar kişi de kaçmaya teşebbüs ederken ölmüş. Duvar aslında çok korkunç, teller, devriye köpekler ve 24 saat nöbet tutan vur emri almış askerler. Bu askerler Berlin’li olmayan Doğu Almanlar arasından seçilirmiş ki eğer akraba ya da tanıdıklarını kaçarken görürlerse ateş etmek için tereddüt etmesinler.

IMG_3453.JPG

Yasal geçişler için belirli kontrol noktaları var. Sanırım 13 tane kadarlarmış. En ünlüsü Check point Charlie. Check point Alpha, Bravo, Charlie, Delta gibi isimlerden dolayı adı check point charlie. Yani bizim Adana’nın A’sı Bursa’nın B’si Ceyhan’ın C’si gibi İngilizce’de bir kodlama alfabesi var; isimler herhalde kolaylık olsun diye öyle kullanılmış. Aslında her bir kapının kendi ismi var bizim 15 Temmuz bla bla köprüsü gibi ama yine nasıl millet birinci ikinci köprü demeyi tercih ediyor isimler A, B, C gibi kullanılmış. Duvar yıkıldıktan sonra buradaki kontrol kulübeleri de yıkılmış ama sonra turizmin duygusal cazibesi ile yeniden canlandırmalar yapılmış. Şimdilerde asker görünümlü oyuncularla resim çektirmek isterseniz diye yeniden kondurulmuş. Bu arada resim çektirmek paralı. Ne kadar bilmiyorum ben çektirmedim.

IMG_3463.JPG

Check point charlie civarında Trabi müzesi var. Trabi’ler Doğu Alman arabasıymış. Çok sesli, gürültülü, rahatsız arabalarmış. Resim çekmek için gayet sevimli, isteyenlere şehir safarisi yapma imkanı da sağlıyor 🙂 meraklıları not ediversin.

IMG_3540.JPG

Bu müzenin karşısında da Berlin Terör Müzesi var. Açık hava müzesi ve giriş ücretsiz. 1933 -1945 yılları arasında Nazilerin uyguladıkları baskı ve şiddeti, daha sonrasında da Doğu Almanya’nın katı rejimini fotoğraf, gazete ve belgelerle anlatıyor. Biraz sarsıcı, gezdikten sonra bir süre etkisinden çıkamıyorsunuz. Bu müze Doğu Berlin’in bitip batı Berlin’in başladığı yerde, yine duvarın bir parçası da koruma altında.

IMG_3476.JPG

Buranın çok yakınında da Brandenburg kapısı var. Bizim Sultan Hamid’in kankisi II. Wilhelm tarafından bir barış simgesi olarak yaptırılmış. Doğu Berlin tarafında kalan Ihlamurlar altı (Unter Den Linden) caddesine açılan kapı imiş, bu Ihlamurlar altı caddesi aynı zamanda kraliyet sarayı, Berliner Dom (kilise) ve Müzeler adasına giden büyük bir cadde – amaaa ıhlamurlar ıhlamur kokmuyor 😦 bu konu çok üzdü baştan söyleyeyim… neyse dağılmadan Brandenburg kapısına döneyim. Kapı Berlin’in barış özlemini ne kadar gidermiş bilinmez ama burası da kontrol noktalarından, kapı da Doğu – Batı Almanya zamanında arada kalmış. Bu dönem kendisi için yıpratıcı geçmiş tabi, birleşmeden sonra elden geçirilmiş.

HUQS2321.jpg
üst resim orijinali alt resim Doğu Almanya versiyonu – biraz değişmiş!

Elden geçirilme işlemine tabi olan yapılardan bir diğeri de Berlin Şehir Sarayı (Stadtschloss veya Palast der republik – bu DDR zamanındaki adı). Bu bölüm Doğu Almanya tarafında kalan kısım ve emperyal emarelerden şehri arındırmak isteyen sosyalistler zaten II. Dünya savaşında epey bir darbe almış olan binayı yıkıp yerine kendi tarzlarında bir hükümet sarayı yapmayı uygun görmüşler. Ama 1918’de imparatorluk yıkılıp, yerine cumhuriyet kurulduğunda sarayın balkonuna çıkıp Almanya’yı sosyalist ilan edip bir zaman sonra bu aksiyonundan ötürü idam edilen Karl Liebknecht yoldaşlarının anısını unutmayıp onun konuşma yaptığı balkonu yıkmayıp olduğu gibi yan binaya taşımışlar. Mini mobil türbe çağrışımları….Berlinler birleştikten sonra şehri – şimdi kabul edelim – bu zevksiz binalardan kurtarmak gerekliliği baş göstermiş, ama maalesef bu iş için yaklaşık 600 milyon eur’luk bir fatura çıkarılmış. Herhalde para anca toplandı bir de sponsorların desteği sağ olsun, eski imparatorluk sarayı aslına uygun olarak tekrar yapılıyor. 600 milyon sadece saray için değil tabi yine başka çağrışımlardan uzak duraraktan, tüm şehir ile ilgili. Bu sebepten de en başta adı geçen forkliftler tüm şehri esir almış durumda. Her yer inşaat anacım! Avrupa mı Orta Doğu mu belli değil geyiğine  de pek ala sararım buradan ama tüm inşaat güvenlik önemleri alınmış – boş küme olduğumuz bir alan 🙂

IMG_3719.JPG

Buranın karşısı Berliner Dom, giriş ücreti galiba 8 eur idi, ama biz girmedik. Tepesine çıkıp aziz Berlin görünümü alabiliyorsunuz, Oradan da müzeler adasına geçebilirsiniz. Ulusal galeri, Bergama Müzesi filan hep burada. Bergama Müzesi ağır bir restorasyon geçirmekte idi, zaten her yer inşaat, onun dışında biz de pek müze gezme havasında değildik, onun için bu kısım toptan pas geçildi. Pas geçildi demişken, buraya yakın Spree nehrinin kenarında Doğu Almanya Müzesi var (DDR museum), interaktif bir müze imiş, aklımda kaldı şahsen bir daha sefere inşallah noktası olarak.

IMG_3711.JPG

Yeme – İçme konularına gelince, buraya gelip de döner yemeden dönmüyormuşuz! Mustafa Gemüse Döner (sebzeli tavuk döner) bahsi geçen dönerci (Mehringdamm 32). Bu arada ben saf saf Almanlar sebzeden ne anlar, yeşillik domates koymuştur sebze diye pazarlıyordur şeklinde düşündüydüm, patlıcan bile vardı döner sandviçin içinde. Gayet de lezzetliydi. Önünde kuyruklar çok uzun oluyormuş, biz 20 dakika kadar bekledik ama daha fazla beklemek bence Türkiye’den gelenler için anlamsız.

IMG_3491.JPG

Buradan Check point Charlie’ye dönerken yol üstünde bir bio market var (genel olarak her yerde varlar ya). Ben market gezmeyi seviyorum. Bir de ürün çeşitliliği buralarda çok fazla ve genelde uygun fiyatlara. Eğer merakınız varsa Berlin sizin şehriniz.

IMG_3418.JPG

Biz bir gün Alexanderplatz’daki Vapiano’da (bu kısmı bildik 🙂 ) bir gün de yine oraya yakın Block House’da yemek yedik. Block House’lar sanırım genel olarak Almanya’nın çoğu yerinde var. Ben Hamburg’da da denedimdi. Sığır etinden çeşitli et yemekleri ve garnitürler.

Kafelerden Kaffeemitte ve Pure Origins’i denedik. Kaffeemitte self servis, biz bira içtik, ama kahve için de öneriliyor, Pure Origins adından da anlaşılacağı gibi 3. dalga kahveci. Her iki yerde kahvaltı da yapabilirsiniz.  Pure origins Die Hackeschen Höfe’ye  (pasaj gibi bir yer) çok yakın. Burada da çok sevimli butik dükkanlar var. İçinde de waffel oder becher diye bir dondurmacı. Başka yemek yerleri de var yine de biz denemedik. Dondurmacı gayet başarılı, içindekiler o kadar sevimli değil ama dükkan çok sevimli.

IMG_3663.JPG

Gece hayatından gün içinde metro kullanmama inadımız nedeniyle çok yorulduğumuzdan eksik kaldık, o da bir daha ki sefere inşallah oldu. Kanımca anlatacaklarım bu kadar. Berlin büyük, yapılacak çok şey var, biz 3 güne bu kadar sığdırabildik deyip bitirivereyim 🙂

IMG_3662.JPG

P.S. zaten bir sürü laf kalabalığı yapıyorum, onun için gezmediğim yerler için ora da var bura da demek istemiyorum ama Alman parlamento binası enteresan bir bina ve kubbe şeklinde tepesinden parlamentoyu izleyebiliyorsunuz. Giriş sanırım ücretsizdi ama randevu almanız şart.

P.S. 2 Sosis yemedim, sevmem zaten, koku da ayrı bir uzak durma motivasyonuydu benim için.

P.S 3 Berliner’de yiyemedim!! 😦 tatlı canavarı ben! hoş boşanıp da semerimi yedim o ayrı da … ama Backerei & Konditorei W. Balzer, Brammmibal’s Donuts (vegan), Backer Walf en eksik kalınmaması gerekenleri olarak gösteriliyor.

 

 

,

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s