Sakız Adası Gezi Rehberi – Yerinde Çiğnemelik Gourmet Seyahatler 2

En sevdiğimiz tatillere konu olan adalar kategorisinden Sakız Adası alt başlıklı gezimizin ayrıntıları için sizi buradan alalım efenim…

FEXO1864.jpg

 

Sakız adası Yunan adaları arasında büyüklükte ilk 5’e kalmakla beraber maalesef bu klasmanda daha ilerisini zorlayamıyor. Büyüklük kısmında kaybettiklerine (çok da umrunda ya 😀 ) kendi başına dünyaya bedel sakız üretimi klasmanında kulvarının tartışmasız en tek birincisi olarak balkondan el sallıyor.

IMG_5815.JPG

 

Yunan adalarında ilk beş Girit, Eğriboz (Atina’ya paralel trigonometri cetveli gibi uzanan ada), Rodos, Midilli, Sakız – kilometre karesine göre yazmadım da 5. Sakız adası, bir de coğrafya dersine başlamışken Girit kendi başına denizi bile olan bir grup, Rodos hepimizin heşteg oniki adalar olarak bildiği grubun en büyüğü ve merkezi, Eğriboz henüz çok araştırma alanıma girmedi onun için kendisine Atina’nın devamı olarak bakıyorum ama Sporadik adalar grubuna ait ve Midilli Sakız ile beraber Kuzey Ege Adaları grubuna ait yani heşteg oniki adalar  burada yok! 🙂 Her adanın kendi grubunu netleştirdiğimize göre Sakız adası gezi rehberine başlayabiliriz…

IMG_5375.JPG

Sakız adasına İstanbul’dan ulaşım ya Aegen Havayolları ile Atina aktarmalı (bence gitmeden yine de bilet fiyatlarını kontrol edin, uygun fiyatlar olabiliyor, havalimanı da şehir merkezine çok yakın) ya da Çeşme üzerinden tekne / katamaranlarla. Tabiki bunlar hep bordrolu SGK’lı beyaz yaka seçenekleri. Kendi jeti ve / veya teknesi ile seyahat etmek isteyenlerin rüzgarı tercih ettiği taşıta göre önü / arkasında, yolu açık olsun!

IMG_5502.JPG

Biz İstanbul – İzmir – Çeşme şeklinde ulaşım izledik, uçakla İzmir’e, oradan Havaş ile Çeşme’ye orada bir gece konaklayıp sabah katamaranla Sakız adasına şeklinde. İzmir hava limanından Çeşme’ye her yarım saatlerde (yani saatte bir, buçuklarda demeye çalışıyorum) otobüs var, ücreti 26 TL, eğer Turkcell platinium müşterisi iseniz ücret ödemiyorsunuz, Turkcell platinium uygulamasından aldığınız kodu telefon numaranız ile beraber muavine söylüyorsunuz. Uygulamayı kullanan çok kişi var gayet de kolay çalışıyor. Ayda 4 kere bu şekilde kod kullanma hakkı varmış. Bu da böyle bir info oluversin.

IMG_5531.JPG

Biz Çeşme’ye akşam geç  vardık, gecelemek için de Parmis Rooms isimli bir pansiyon tercih ettik. Bizim gibi Sakız’a geçmeden bir gece Çeşme’de konaklamak isteyenlere tavsiye olunur. İşletme sahibi aile çok sevimli hem de yardımcı, konumu limana yakın, fiyatları da uygun.

Pansiyonun konumu limana yakın ama valizlerle gidecekseniz taksi ile ulaşım daha mantıklı.

Çeşme’den Sakız’a ulaşım için de sabah ve akşam günde ikişer tane tekne seçeneği var. Biri bizim Üsküdar – Beşiktaş motorları gibi, normal hızda, bir saatte Sakız’a varıyor, bir de deniz otobüsleri gibi olan katamaranlar var onlar da 30 dk’da varıyor. Katamaran 9:00’da, tekne 9:30’da kalkıyor. Akşam dönüşler 18:00 civarı. Bunlar yine arabasız yolcu seçenekleri, yoksa Sakız’a geçen arabalı vapurlar da vardı. Biz Ertürk ten biletleri aldık, bir de Turyol var sanırım ama Turyol’u araştırmadım. Ertürk katamaran’dan gayet memnun kaldık, yarım saatte gidip geliyor, tavsiye olunur. Biz biletleri internet sitesiden almıştık, bir önceki akşam biniş kartlarını bastırdık. Sabah böylelikle hiç bir şeyle uğraşmadan bindik. Tekneler Çeşme Ulusoy limanından kalkıyor. Eğer biniş kartları basılmamışsa kalkış saatinden bir saat önce limanda olmanız tavsiye ediliyor. Limanda da bir Ertürkler ofisi var, eğer biniş kartınızı bastırmamışsanız oradan bastırabilirsiniz . Yurt dışı çıkış harcı da limandan temin edilebiliyor. Çeşme liman bana görece düzenli geldi, normal bir kalabalık vardı ama yine de insan kaos bekliyor doğrusu, ki bu aşamada Çeşme limanı beklentilerimi boşa çıkardığı için pek mutlu olduğumu söyleyebilirim. Sakız tarafı da gayet rahat ilerledi. Biz itiş kakış sevmeyen bir grup olarak tekneden neredeyse en son indik, buna rağmen tüm bekleme süremiz yarım saati geçmedi. Ayrıca Sakız limanı püfür püfür esiyor, yani Ağustos sıcağında öldüm bittim piştim gibi bir durum da söz konusu değil.

Konaklama için Grecian Castle Hotel i tercih ettik. Liman’a yürüyerek 15 dakika uzaklıkta, önünde ücretsiz otoparkı olan, Sakız adasına ait çeşitli bölgelerin geleneksel mimarilerine göre inşaa edilmiş sevimli bir otel. Kahvaltısı da gayet tatminkar, benim açımdan tatminkar ötesi ama şimdi kabul etmek lazım kendileri bazlamalarını kuş sütlerine banarak büyümüş, yurt dışında bu ürün grubunu asla kahvaltı sofrasında bulamadığı için kesinlikle tatmin olmayı reddeden bir Türk güruhu da mevcut, o bakımdan tatminkar demekle yetinelim bari 🙂

IMG_5356.JPG

Bizim şansımıza oda gayet geniş ve deniz manzaralı idi. Bütün odalar öyle mi bilmiyorum, bir de çok ikram sever bir otel, şekerler, sakızlar, lokumlar, meyveler, sular kurabiyeler …. bir an için kendimizi Hansel & Gratel Cadısının evinde miyiz akşama yemekte biz mi varız diye düşünmedik değil 🙂

IMG_5358.JPG

Otele yerleştiğimiz göre adayı gezmeye başlayabiliriz. Bu aşamada araba kiralamanın faidelerinden bahsetmek lazım gelebilir. Ada büyük, toplu taşıma da gözüme çarpmadı. Taksiler var etrafta, ve tarifeler de belli, yani aman kazıklanır mıyım derdi yok, hatta taksi metre (genelde torpido gözünün içinde, yani araca binince taksimetreyi görmeyince şaşırmayın 🙂 ) fiş çıkarmazsa müşteri de ödememe hakkına sahipmiş, bizzat taksinin içinde ingilizce olaraktan da yazıyor walla. Ama tabi bütün adayı taksiyle gezmek de iddialı olabilir. Biz ilk gün pasaporttan ne kadar sürede çıkarızdan emin olamadığımız için taksi ile gezip ikinci günden itibaren araba kiralarız şeklinde düşündük. Ama Ağustos ayında 3 gün üst üste araba bulmak pek kolay olmadı. Biz de iki ayrı yerden araba kiraladık. İlk kiraladığımız acente hemen limanın çıkışındaki Sixt acentesi. Bir problemle karşılaşmadık ama araçlar çok eski, yani çok tavsiye etmem. Diğer iki gün için de otele yakın olan Vassilakis Car Hire’dan kiraladık ki araba biz teslim aldığımızda 750 km’deydi. Ben de arabadan çok anlarmış gibi ahkam kesmeyeyim tabi benim için giden – duran – otomatik üçlüsünü sağlamış her türlü araç işimi görür ama usb girişi olan, kliması güzel çalışan ve yağ gibi akan özelliklerine haiz olması da aracın cazibesini arttırmıyor değil 🙂 İlk gün en düşük otomatik Hyundai (getz) için 40 eur verdik, ikinci ve üçüncü gün (accent) için de 50’şer eur. Vassilakis’i kesinlikle tavsiye ediyoruz, hatta bir hizmet olaraktan da aşağıya iletişim detayların ekleyeyim kendime not!

IMG_5378.JPG

Biz ilk gün sakin geçirelim dedik adanın kuzeyine doğru Çeşme tarafındaki Glaroi plajına gittik (Glari diye okunuyormuş, martı anlamına geliyormuş, kışın martıcıklar oraya sığınıp yavruluyormuş, ismi de oradan geliyormuş). Burası organize bir plaj, şezlong ücreti 2 eur, karşılığında bir küçük şişe su da veriyorlar. Müzik de var, bangır bangır bağırmadan güzel güzel çalıyor. Tepelerden kaynak suyu karıştığı için deniz biraz serince. Genel olarak Sakız adasında deniz serin izlenimine kapıldığımızı söyleyebilirim. Serin – soğuk skalama gelirsek; Akçay soğuk, Assos soğuktan üç tık yukarıda,  Bodrum’un bazı noktaları serin genel olarak normal.

IMG_5432.JPG

İkinci gün Sakız köylerinin ikincisi Pyrgi ile başladık, Sakız müzesine gittik, kapanışı da Mavra Volia plajında yaptık. Sakız köyleri – müzesi dediğime göre sakız konusuna da burada girebilirim artık.

IMG_5474.JPG

Sakız ağacı makiden hallice toprağında fazla vitamin mineral aramayan bir ağaç türü imiş (aslen fıstıkgiller familyasına ait imiş ve 4 m.’ye kadar da çıkabilirmiş de bizim adada gördüklerimiz hep hobbit bedendi). İstersek, iklim elverdiğince tabi, kendi bahçemizde bile yetiştirebilirmişsiz ama sakız elde edemezmişiz (farz misal Fenerbahçe parkının ortasında var kocaman). Bu vesile ile sakızın sadece adanın güneyinde ve biraz da Çeşme’de Alaçatı civarında yetiştiğini söylemiş olalım. Sıcaklık – rüzgar bileşeni sakız için çok hassas bir konu imiş. Sakızlar belli bir sıcaklıkta damlıyor ve rüzgar yardımıyla kuruyormuş, denge de bu konuda sırat köprüsüyle yarışıyormuş. Böylelikle sakız hayli değerli hale geliyor. Tabi biz muhallebimize sakız katalım da midemiz şenlensin yahut çiğneyelim de çenemiz çalışsın diye değil (hemen bir gereksiz bilgi ben ilk okula giderken çenem güçlensin diye günlük bir takım egzersizlerin yanı sıra damla sakızı çiğnememi salık vermişti diş hekimi – güçlenme kısmını yorumsuz bırakmakla beraber tıbbi kullanım konusuna bağlamış olayım 😀 ) kozmetikten, ilaca, yemeklerden yapıştırıcı – parlatıcı – cila gibi kullanıma bir çok sektöre ham madde olmasından dolayı.

 

Ne kadar doğru bilemeyeceğim ama Osmanlı zamanlarında hünkarımız bir doğu düğününe gelin olmuşcasına  sakıza ağırlığınca altın değer biçer imiş.

IMG_5540.JPG

Kendisi az bulunur olmakla kalmayıp bir de zor elde edilen bir mamül. Sakız vermeye uygun hale gelen ağaçlar yaz başında sakız damlatmaları için belli aralıklarla çizilmeye başlanıyor. Yaz boyunca bir kaç günde bir ağaca derin çizikler atılıyor. Bu çiziklerden sakızlar ağaçların altına serilmiş olan kireç tozunun üzerine damlıyor. Bu aşamada damla sakızı adına da bir açıklık getirmiş olduk sanırım. Ekim başına kadar damlama işlemi devam ediyormuş.

IMG_5541.JPG

Ekim başı gibi hasat başlıyor. Önce büyük parçalar, sonra ağacın üzerindeki parçalar en son da kireçli toprağa dökülen parçalar toplanıyor. Çer çöp içindeki sakızlar önce büyük sonra küçük eleklerden geçiriliyor sonra yıkanma işlemi başlıyor.

IMG_5542.JPG

Deniz kıyısındaki köyler deniz suyu ile, denizden uzak köyler kireçli su ile sakızları yıkıyor. Bu işlem bir kaç gün sürüyormuş ve işlemin sonunda çöplerin büyük bir kısmı ile sakızlar suyun altında / üstünde kalmak suretiyle ayrışıyorlarmış.

IMG_5545.JPG

Sonra kurutma safhası başlıyor. Evlerin üst katları bu iş için ayrılıyormuş. Eşyalar kenara çekilerek sakızlara yer açılıyor. Kuruma işlemi tamamlandıktan sonra ince ayıklama başlıyor. Artık neredeyse kış geldi ve bu işlem evlerde tüm aile bireyleri tarafından yapılıyor. Her hane kendi mahsulünü değil imece usulü tüm köy bir birinin sakızlarının ayıklıyor. Bu işlem bir sonraki bahara kadar sürüyor. Yani sakızların üretiminden tüketime hazır hale gelmesi neredeyse bir yıl sürüyor. Bu bahsettiğim geleneksel üretim şekli ama zannetmeyin ki modern sanayi haline dönüşmüş şekli var, hala sakız köylerinde üretim aşağı yukarı bu şekilde yapılıyormuş.

IMG_5504

Bu bilgilerin çoğu Pyrgi Köyünün yakınlarındaki Sakız müzesinden. Giriş 3 eur, ayrıca çok da güzel manzarası var.

IMG_5536.JPG

Günün sonunda gittiğimiz Mavra Volia plajı da volkanik püskürme sonucu oluşan siyah çakıl taşlarıyla ünlü. Sakız Adasında konuştuğumuz neredeyse herkes gitmezsek insanlık suçu işlermişiz gibi anlattılar, biz de gittik. Siz kendi merak – ilgi derecenize göre kendiniz karar verin biz sizi yargılamayız…. Burada tesis – şezlong – şemsiye yok, ama yanında bir büfe / kantin var. Bir de köyde sevimli tavernalar da var yani aç kalmazsınız. Sahil ve deniz çakıl taşlı olduğu için yanınızda deniz ayakkabısı olmasında fayda var.

IMG_5613.JPG

Bize gitmeden önce bu plajın yolunun kötü olduğunu ve giderken çok dikkatli araba kullanmamızı öğütlemişlerdi. Biz de navigasyonla giderken daldığımız dağ yolunda hiç sorgulamadan ilerledik. Bir tarafımız uçurum, sadece tek arabanın geçeceği genişlikte bol taşlı toprak yoldan ilerlerken. Az biraz tırsık halde muhtemelen plajı oluşturan dağın tepesine çıkıp yukarıdan manzara alıp aynı yoldan aşağı indik ki kiralık arabanın halinden de bahsetmiştim girişte. Yani bu macera Mavra Volia plajı hakkındaki görüşlerimizi etkilemiş olabilir 🙂 Vaktiniz varsa volkan o kadar çabalamış siz de bir görüverin günü birlik gelmişseniz çok daha güzel plajlar var bence.

IMG_5555.JPG

İkinci gün Sakız köylerinin üçüncüsü Mesta, Olimpi mağarası ve Apotheki plajı şeklinde bir rota çizdik.

IMG_5722.JPG

Mesta en iyi korunmuş orta çağ sakız köylerinden bir tanesi imiş. Sokakları labirent gibi, evler yanyana ve bütün kapıları kapanınca köyün kendisi kale haline geliyormuş. Eskiden sadece bir kapısı varmış, sonra dörde çıkmış ve her akşam bu kapılar kapanıyormuş.

IMG_5543.JPG

Bu kale – köy şekli hem sakızı korsanlardan hem de içerideki muhtemel hırsızlardan koruyormuş. Mesta’nın içinde ayrıca Yunanistan’ın en büyük kiliselerinden Taxiarchis Kilisesi de var.

IMG_5706.JPG

Buradan Olimpi mağarasına gittik. Mağara 1985’de bulunmuş, karstik bir oluşum ve canlı imiş, yani taş veya bilimsel açıklaması neyse hala oluşuyormuş. Beyruttaki Jeita Grotto’nun küçük hali gibi. Giriş 5 eur ve rehber eşliğinde geziliyor. Flaşsız fotoğraf çekilmesine izin veriliyor. Ayrıca müzenin girişindeki manzara da çok güzel.

IMG_5825

Oradan yine Mesta köyünün yakınındaki Apothika plajına gittik. İlk gün Mavra Volia’ya gidiyoruz diye o taş toprak yoldan dağın tepesine çıkmasaydık buranın yoluna zor diyebilirdim ama gayet asfalt yol sadece dikkatli sürün yeter. Yine bir taraf uçurum ve neredeyse hiç korkuluk filan yapmamışlar yani gidiş yolunda daha bir dikkatli olmak lazım çünkü burada da yol geniş değil gidiş – geliş araba geldiği zaman birinin aralarda oluşturulmuş ceplere girip diğerine yol vermesi gerekiyor. Cep dediysem de hayal gücünüz salon salomanjeye bağlamasın.

MBDD8093

Ama plaja vardıktan sonra dünyayı unutabilirsiniz, tam bir tatlı huzur alemi. Burası da organize bir plaj – hadi yarı organize diyelim 🙂 giriş ücreti yok, yukarıda bir kantin / büfe var, aşağıda da şezlong – şemsiye. Ben yemek için yukarı çıkmaya üşenirim diyenler için de gayet yaratıcı çözümler mevcut. Bu aşamada görsel için sizi youtube kanalıma alayım, ortalarda bir yerlerde hemen çözüverirsiniz neden bahsettiğimi 🙂

IMG_5878.JPG

Yeme – içme kısmına gelirsek biz limanda Delfinia ve To Tsikoudo’da , Mavra Volia’da maalesef ismini almadığım bir tavernada yemek yedik. Ahtapot, kalamar, kılıç balığı vs şeklinde klasik deniz ürünleri, greek salad, caciki ve dolmades ouzo çeşitlemeleriyle. Hepsinden memnun kaldık.

IMG_5624.JPG

Bir akşam limandaki Candio Al Porto’da tatlı yedik tatlılar güzel olmakla beraber çok vurucu değildi ama ortam +70 yaş yunan amca ve teyzeler bir de sürekli ıslak mendil veren bir garson abi. Sakız adası ulaşımı en kolay adalardan biri olduğu için her yer Türk, hatta bazı yerlerde sadece Türk ama Candio Al Porto’da nedense hiç Türk yok – ilgilenenlere info 🙂

IMG_5649.JPG

Alış veriş kısmına gelecek olursak da limanda camiyi görüp o sokaktan düz ilerlerseniz sizi Reçelci Rena’ya götürüyor. Reçel sevenler için ürünler ev yapımı imiş, sakız ürünleri de çeşit çeşit ama burada kooperatif gibi bir kuruluş var, adı elma her yerde göreceksiniz, yani buranın da sakızı bir başka gibi bir durum söz konusu değil. Aşağı yukarı her yerde aynı ürünler satılıyor. Peki niye buraya geldik? Buranın sıcaklığı Rena Teyze’den geliyor. Bornova’dan Sakız Adasına gitmiş. Hem hoş sohbet hem alışveriş olsun o biraz Sakızdan bahsetsin siz de İstanbul’dan İzmir’den…

IMG_5456.JPG

Şimdi başlasın hamişler;

P.S. 1 Kambos bölgesi adanın en zengin bölgelerinden … tahminler zenginlik kaynağı sakız şeklindeyse yanlış gayet narenciye. Evler çok güzel tam instagram çalışması yapmalık. Biz Ta Bahari diye bir tavernayı ararken bilmeden geçmişiz, ama geçerken dedik burası kesin narenciye zenginlerinin evleri diye 🙂

P.S. 2 Çiğnemelik, tatlılık sakız, sakız macunu (bunu gerçekten yaşamış kimler hatırlıyor?), sakızlı kahve, lokum alabileceğiniz çeşitlemeler. Benim burada ilk defa gördüğüm sakızlı yemişli (badem – fıstık gibi) kağıt helvaya benzer helvayı da mutlaka deneyin.

IMG_5459.JPG

P.S 3 Armolia – Pyrgi – Mesta  Olimpi Sakız köyleri sıralaması. Hepsini birden gezeceğim diyenler için hizmette eksik kalmayım. Armolia’da güzel seramik ürünler var, sakız köyü olarak pek bir turistik cazibesi yok. Olimpi’de Mesta gibi ortaçağ havasını koruyormuş, Pyrgi’nin siyah zemin üzerine boyanmış beyaz katmandan kazılarak yapılan geometrik desenli evleri meşhur. Ayrıca bu desenler ev için zenginlik göstergesi imiş.

IMG_5599.JPG

P.S. 4 Her Sakız instagram fotosunun değişmez değirmenleri limandan Glari plajına giden yolun üzerinde 😉

P.S. 5 Mastik sakızın Yunancası – kanımca herkesler tahmin etmiştir 🙂

Araç kiralama için;

**Vassilaki Car Hire Services; 3, Evgenias Chandris Str. GR – 821 32

Tel: +30 2271029300 / GSM: +30 6944334898

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s