Korku Filmi Niyetine Masal Dinlemelik Kopenhag Gezi Rehberi

Bankalarda devlet dairelerinde sıra beklemek için kullanılan queue matikleri kim icat etti? (kümatik diye okuyunca daha tanıdık geldi mi?) makineyi kim buldu bilinmez ama Danimarkalılar canı gönülden benimsemişler, fırına girip havuçlu kek almak için bile aletten numara alıyorlar. Hadi bakalım ateyizler size açıklayacak bir konu daha deyip Kopenhag rehberimize başlıyoruz.

IMG_6786.JPG

Kopenhag ulaşım

THY yakında uzaya bile gidecek o bakımdan onu geçiyorum, pegasusgillerin ve Atlasglobal’in de tarifeli seferleri var. Pegasus Sabiha Gökçen’den Türk Havayolları kalkış izni verebilecek kulesi olan tüm hava limanlarından (abartıyorum tabi ki) Atlasglobal de Atatürk hava limanından seferler düzenliyor. Ablacım ben karşının taksisiyim o bakımdan diğer şehirler hakkında sizi skyscanner’a yönlendirmek durumundayım 🙂

IMG_6794.JPG

Burada bloggerınızın sizin Evropa’nın başka güzide şehirlerinden gelme olasılığınızı aklından bile geçirmediğini de ayrıca not ediniz. Ama şehir merkezinde bir tren istasyonu var ee siz de Evropa’larda yaşayabildiğinize göre uygun treni elbette yakalayıp kendinizi Kopenhag’a atabilirsiniz.

IMG_6801.JPG

Kopenhag Kastrup Hava Limanı – Şehir Merkezi Ulaşım

Şimdi gelelim ateyizlere fazla mesai yaratacak ikinci açıklamamıza. Kastrup hava limanından şehir merkezine vatmansız – tabi ki insansız trenler var. Bu trenler  Noreport’a kadar gidiyor (ayrıca vatmanlı trenler de var ama ikisi de hem yerin altından hem üstünden gidiyor onun için vatmansız  olanlara tren vatmanlı olanlara metro demeyi uygun gördüm bu tamamen benim kişisel tercihim, Kopenhag ulaşım bakanlığı olayı nasıl açıklamış konusunu resmi mercilere havale ediyorum). Noreport şehir merkezi değil, orada aktarma yapıp merkez istasyona geçmek gerekiyor, mesafe iki tren durağı, aktarılacak vasıta benim rehberimde metro olarak geçiyor 🙂

IMG_6774.JPG

Hiç bunlarla uğraşmayım derseniz Metro direkt merkez istasyona gidiyor, yaklaşık her 10 dakikada bir var ve de 15 dakikada merkez istasyona ulaşıyor. Her iki hizmetin de kişi başı bedeli 36 DKK, hava limanındaki kırmızı makinelerden nakit veya kredi kartı ile bilet alabilirsiniz. Nakit verdiğiniz zaman illa tam para vermenize gerek yok makine para bozuyor sağ olsun ne de olsa muasır bir iskandinav makinesi, makinenin üzerinde kabul ettiği tüm banknotlar belirtilmiş, sadece her makine hem kredi kartı hem banknot ile çalışmıyor yani bazı makineler sadece kredi kartı kabul ediyor ona dikkat edin.

IMG_7161.JPG

Makinenin üzerinde kolaylık olsun diye merkez istasyon ya da diğer ana durakları seçebileceğiniz bir sistem oluşturmuşlar, fakat siz bunu görüp hemen atlamayın çünkü bu şekilde sadece bir bilet alabiliyorsunuz. İki ve ya daha fazla kişi için bilet alacaksanız ve bunu yanınızdaki kişi adedi kadar teker teker yapacaksanız hiç bir Danimarka’lı ebenizin kulaklarını çınlatmaz ama elbet sizin damarlarınızda aceleci Türk kanı mevcut bu hızı da bünyeniz kaldırmaz, onun için ilk başta bilet seçeneğini tıklayıp istediğiniz adedi girin o aşamada makine size çok kullanılanları bir daha döküyor oradan gideceğiniz yeri seçiverin.

IMG_6828.JPG

Şehir merkezine ulaştığımıza göre konaklama önerimizden devam edebiliriz.

Kopenhag Konaklama

Biz Cabinn City Hotel‘de kaldık. Tivoli bahçelerinin hemen yanı başındaydı, lokasyon olarak çok memnun kaldık. Bizim rezervasyonumuza kahvaltı dahildi, klasik Avrupa kahvaltısı, doyduğum sürece benim açımdan sorun yok, serpme beklenti seviyesini asla karşılamaz, siz ona göre değerlendirin, ama ekmekler tartışmasız nefis – yapıyor adamlar walla! Bu otelin adının başında bir kabin kelimesi var farketmişsinizdir, salon salomanje beklentisine girebilecekler için bir uyarı olarak oraya konmuş, şair diyor ki ben gemi kabininden esinlendim – kamara değil! Yatak, bavul ve siz için yer var, bir de lavabo musluğu duşu da açıyor, duşakabin filan yok, tuvalet duş perdesini çevirdiğiniz anda telefon klübesinden fırlamış Clark Kent gibi banyoya dönüşüyor. Bir de saç kurutma makinesi isterseniz resepsiyondan depozito karşılığı alabiliyorsunuz. Benim makinem küçük olduğu için ben kendim götürdüm, sizinkinin de boyutları müsaitse bence uğraşmayın. Bunların dışında bu fiyatlara merkezi oda – kahvaltı bundan uygun yok hanım! Bulursanız bana da haber edin 🙂

IMG_6772.JPG

Kopenhag Gezilecek Yerler

Otelimiz Tivoli Bahçelerine yakın olduğuna göre oradan başlayalım. Kışın kapalı burası. Hehe başlamadan bitirdik gezilecek yerleri 🙂  Neyse çok cıvıklaşmayım, an itibariye (ekim ortası) hoş geldin şehr-i Halloween olduğu için bahçeler bir ay boyunca açılıyor. Yani ekim ortası gibi giderseniz şanslısınız çünkü bütün süslemeleriyle cadılar bayramı konseptli tema parkınız sizi bekliyor. Biz gittiğimizde maalesef kapalı idi, döndükten iki gün sonra açılacaktı, süslemeler yeni yeni başlıyor ve çok sevimli idi.

IMG_6781.JPG

Bu paragraftan sonra kısa gezi için gezilecek yerleri çok hızlı özet geçeyim; Nyvhavn, Amalienborg Sarayı, Louisiana Müzesi, Christianborg Sarayı, tasarım müzesi, küçük deniz kızı heykeli, ve illa da resmi binaları tavaf edeceğim diyenler için belediye binası. Bunlardan başka gezilecek yer yok mu diyenlere elbette var, ama ben kısa gezi önerileri veriyorum daha fazlasına ben de çalışmadım zaten listenin yarısını da gerçekleştiremedim 😀

IMG_6869.JPG

Başlıkları yazdığıma göre biraz daha detaya girebilirim ve tabi ki istediğim sorudan başlamayı tercih ediyorum 🙂 Buraların küçük deniz kızı çok meşhurmuş. Andersen masallarındaki prense aşık olup da bir çift bacak karşılığı sesini kötü cadıya satıp da kendisine tahsis edilen süre içinde hedefe ulaşamayıp köpük haline gelen. Bunu bize çocukken masal diye anlatıyorlardı ya hala insan hayret etmesin mi’den vat ken ay du samtayms’a bağlıyorum. Kopenhag’a gelmeden veya Danimarka’ya gitmeyi aklımdan bile geçirmeden evvel Hans Christian Andersen’in ciddi ağır arıza olduğunu düşünüyordum, donarak ölen kibritçi kız, bütün eşlerini öldürüp odalara kapatan mavi sakal, öz babaları tarafından ormana bırakılan Hansel ve Graten … yazarken içim şişti, yani bunlar mı çocuk hikayesi? El bunları yazınca bizim yerliler de diyet, falaka, kaşağından girip kemalettin tuğcu’dan çıkmış sonra gelsin çocukluk travmaları…

IMG_6904.JPG

Gidince öğrendik ki bu Andersen amca zaten az manyak değilmiş. 14 yaşında balet olma hayalleriyle Kopenhag’a gelmiş, devlet bale ve tiyatrosunun karşısında bir daire kiralamış. Sonra başlamış baş balerini takip etmeye, basit bir takip etme değil bildiğin sapığa bağlamış, uzun süre takipte kalan balerininin canına tak etmiş, gel seni bir deneyelim demiş, ama sonuç felaket. Andersen kardeşimiz o zaman demiş ben de sahne sanatları denerim. Başlamış tiyatronun yönetmenini takip etmeye. Yıldırana kadar onun da peşinden ayrılmamış, ki bu azim kendisine ikinci deneme hakkı olarak geri dönmekle beraber sonuç farklı olmamış. Bu sefer Orkestra şefine dadanmaya hazırlamış ki kaderinin farkında olan amca ne sen kendini yor ne de beni diyerek hemen kendisine bir şans vermiş. 14 yaş sopranodan hallice erkek çocuk sesi bu sefer Andersen’e beklediği sahne şansını sunmuş, ama maalesef bu saadet de çok uzun sürmemiş. 8 – 9 ay sonra ergenliğin baş göstermesiyle ses boruya bağlamış. Ama bu süre içinde opera, bale ve tiyatro camiasından kendisine bir sürü dost edinmiş, ve bu kimseler Andersen’in anlattığı hikayelerden çok keyif alıyorlarmış (onların da ruh hallerini bir sorgulamadım değil 🙂 ). Hal böyle olunca bizim ergen chucky Andersen’i hikaye yazmaya yönlendirmişler, ona göre eğitim almış falan filan… o kadar psikopat hikaye arasından neden küçük deniz kızı sıyrılmış derseniz onun cevabını Carlsberg bey amcalar verecek çünkü heykeli onlar yaptırmışlar. Heykel Brüksel’deki manneken pis (işeyen velet) heykelinden sonra en büyük hayal kırıklığı yaratan ikinci heykelmiş. Sebep de küçüklüğü imiş. İlla görmek gerek mi? Bence hiç kasmayın, mesela ben Brüksel’dekini görmedim eksikliğini de hissetmiyorum. Ama deniz kızı heykeli gezme rotamızdaydı biz de kendisiyle bir selfie bir de boy – portre fotosu aldık 🙂

IMG_6818.JPG

Burası Amalienborg Sarayına yakın, saray da Danimarka kraliyet ailesinin ikametgahı. Şimdi bunlar sosyal devlet, acaba kraliçe de muhtardan ikametgah filan alıyor mudur banka hesabı açmak için?? Anlık meraklar 🙂 Bu kraliyet ailemiz Evropa’nın en eski ailelerinden biriymiş, Kraliçemiz II. Margrethe de çok sevilen bir kraliçe imiş. Ayrıca da gayet cool bir şahsiyetmiş, mesela Yüzüklerin Efendisini Danca’ya kendi çevirmiş, ve kitap için ilüstrasyonları da kendisi yapmış. Resmi davetlerde giydiği kıyafetlerin bir kısmını kendi tasarlıyormuş zaten de pek halktan biriymiş. İki tane oğlunu da öyle yetiştirmiş, büyük olana Avustralya’dan halktan bir hanım kız almış, o da her gün çocuklarını bisikletine atıp yuvaya götürüyormuş. Bu oğlan aynı zamanda veliaht olan Frederik, zaten Danimarka kralları ya Frederik ya da Christian oluyormuş. Bu bilgi de eminim herkesleri çok enterese etti. İkinci çocuk daha çapkın çıkmış ama kendisi taht sıralarında Frederik’in çocuklarından sonra hayli geriye düştüğü için üzerinde bahis etmeye değmez deyip geçiyoruz 🙂 Anne ve oğullar ne kadar popülerse babaları da bir o kadar antipatik geliyormuş halka. Elbet şimdi gıybet taymmm 🙂 çünkü kendisi bir Fransız ve hiç bir şeyden memnun olmuyormuş. En memnun olmadığı şeylerin başında da kraliçenin kraliçe kendisinin sadece bir prens olması geliyormuş. Şimdi kraliyet hiyerarşisinde kral, kraliçenin üzerinde bir ünvan olduğu için  ve öz hakiki kan bu durumda kraliçeden geldiği için kendisi sadece prens olabilirmiş. Bundan dolayı arada küsüp Fransa’daki derebeyliğine kaçıyormuş. Bazen küsme durumunu abarttığında kraliçe kendisini toplamaya gidiyormuş 🙂

IMG_6827.JPG

Konu magazin olunca çok güzel kaptırmışım 🙂 neyse burası Kopenhag Opera Binasına çok yakın. Bu bina da tabi ki bir tasarım. Tasarım kuzeyli kardeşlerimizin işi… mesela Sidney opera binasını da Danimarkalı bir mimar tasarlamış. Kopenhag Opera binasını Maersk’in sahibi bey amca finanse etmiş. Kendisi muhafazakar bir kimse imiş. Ayrıca da kontrol manyağı imiş. Şimdi ikinci gıybet taym bina inşaa edilirken mimarları, işlerine sürekli karışmak suretiyle canlarından bezdirmiş. Mimarlar da bu bezdirmeye karşı atak olarak binanın en can alıcı noktasına Christiania bayrağı kondurarak cevap vermişler. Bu Christiania ne ola ki derseniz Kopenhag’ın özgür bölgesi. Kendi anayasaları var, kendi bayrakları zaten var dedimdi, ayrıca hafif narkotikler serbest, zaten yine buralar organik tarım seviyor malum, artık organik marijuananızı ne şekilde tercih ederseniz özgürce tütürebiliyorsunuz. Vakti zamanında bir grup hippi bir oluşum başlatmış sonra oradan devam ettirmişler hala da free stayla takılıyorlarmış.

IMG_6817.JPG

Opera binasına geri dönecek olursam, akustik bir alexmiş, ayrıca denizin derinliklerine kadar iniyormuş, bir de gösterinin büyüklüğüne göre bir şekilde büyüyüp küçülen sahne düzeni oluşturmuşlar, yani tasarım, işlevsellik ve mükemmeliyet kısmına kimsenin bir lafı yok.

Buranın hemen yanında Kopenhag sokak lezzetleri fuar alanı (gibi bir yer) var. Dünyanın her yerinden sokak lezzetleri beğeninize sunuluyor ama maalesef denemek için biraz acele etmeniz lazım çünkü Danimarkalılardan hiç beklenmeyecek şekilde rant hırsı gözlerini bürümüş ve o bölgedeki arazi pek değerli olduğundan galiba ofis iş yeri – plaza dedilerdi yapacak bir firmaya satılmış.

Bir de bu yakınlarda Kopenhag’ın en Kopenhag denince akla gelen (benimkine değil ama herkesler pek bi elagan şekerim) restoranı Noma var. Kendisi eski yerinin fazla ayak altına düşmesinden dolayı şu sıralar kapalı imiş, daha ciks bir yer ayarlamışlar, fakat arazi kazılırken arkeolojik kalıntılar bulunmuş, işler biraz sekteye uğramış filan falan ama merak buyurmayın elbet sizlere 24 ay sonraya tarih vermek suretiyle faaliyetlerine en kısa zamanda başlayacaklarmış. Bir de tabi o akşam maaşı Noma’ya bırakacağınızı aklınızın bir köşesine not ediverin.

IMG_6810.JPG

Buraları da Nyhavn’a yakın. Nyhavn Danca yeni liman demekmiş, eskiden karaköy nasılsa buralar da öyle imiş, şimdi Karaköy nasılsa buralar da öyle. Kopenhag deyince ilk çıkan resim hep burası oluyor, ben de tabi bir aşinalık yaratıcam – bir yerim şişmesin mazallah!

Burası Andersen’in sapıklık yaptığı devlet bale – tiyatrosuna yakın, bale – tiyatro da Kopenhag’ın buluşma noktası baltalı Zagor amcanın heykeline. Bu amca önemli bir kimse imiş, bir de sanırım dini bir kişilik imiş ama kendisine pek ilgi göstermemişim o kısmı siz çalışıverin. Bu amcanın heykelinin olduğu yeri bir nevi Afyon veya Brüksel olarak değerlendirebilirsiniz. Her yere buradan gidiliyor.

IMG_6918.JPG

Ben sizi buraya yakın Christianborg sarayına alayım. Saray güzel, gezmek isterseniz ben mani olmayayım, ayrıca bahçesi de bizi pek bir eğlendirdi ama benim sizi buraya çağırmamın sebebi ücretsiz gezilebilen bir kulesinin olması. Tepesinden dört bir yandan çok güzel Kopenhag manzarası sunuyor. Pazartesi hariç haftanın her günü sabah 11:00’den akşam 21:00’e kadar açık. Biz akşam çıktık, ışıl ışıl şehir manzarası çok güzeldi. Ayrıca asansörle çıkıyorsunuz, yani acı yok!

IMG_6788.JPG

Lousiana Müzesine ulaşım trenle imiş, ve merkez istasyondan müze giriş + ulaşım şeklinde bilet alırsak daha uyguna gelirmiş, pazartesi günü de kapalı imiş. Bir de yemek opsiyonları sınırlı diyorlar gelirken ona göre hazırlıklı gelmek hayırlı olabilirmiş. Biz gidemedik, çünkü tek uygun günümüz Pazartesi olunca keşif merakımızı Oresund köprüsü ile törpüledik. Louisiana modern sanat müzesi imiş ama bahçesi de pek gezilesi imiş. Herkesler pek bir methediyor, yani bir next time inşallah noktası oldu 🙂

IMG_6917.JPG

Oresund köprüsü demişken, bu köprü Kopenhag ile Malmö’yü (İsveç) birbirine bağlıyor. Bir şehirde yaşayıp diğer şehirde çalışan insanların hayatını çok kolaylaştırmış, uçakla Kopenhag hava alanına inerken de çok güzel gözüküyor (görüş planlaması yapmak isteyenler için biz A-B-C sırasında oturuyorduk). Ama ilk defa köprüyü uçakta gören bir kimse için ulen bu köprü denizin ortasında bitiveriyor ünlemini de beraberinde getiriyor. Meğersem Kopenhag yönünde deniz ve hava trafiğini etkilememek için suni bir ada yapıp köprünün girişini denizin altından vermişler. Görseli google’dan yürüttüm, itiraz gelirse kaldırabilirim.

img_7191.png

Yeme – İçme

Buraların smorrebrod’ü pek meşhurmuş. Biz de ilk başta bu ne ola ki, en sultanahmet köftecisi kimdir ki bu meretin diye dolandıktan sonra kendisinin gelişimini tamamlayamamış bir sandviç olduğunu görüp denemeyi reddettik 🙂 tost ekmeği, üstüne Allah ne verdiyse – format bu kadar. Yaklaşık 35 TL civarı bir fiyatı var, aynı fiyata tam olgunluğuna ulaşmış bir sandviç de alabilirsiniz 🙂 Fiyatlardan bahsetmişken İskandinav memleketleri genel olarak pahalı, TL ile düşünmek içinizin kederle kaplanmasına sebep oluyor. Ama elden de bir şey gelmiyor 🙂 Kahve ortalama 40 DKK (25 TL civarı), normal bir restoranda ortalama bir yemek 130 DKK (75 lira) ayrıca içki de pek ucuz değil. Musluk suyu içiliyor, bir de ona para vermeyin. Ayrıca restoranlarda musluk suyu istiyorum derseniz sürahi ile su geliyor ve para ödenmiyor. Smörrebröd harici buraların tatlıları da genel olarak meşhur (bkz danish – tatlı kruvasan), ama tatlılarını da çok tatlı yapıyorlar, kanımca o kadar soğuğa içlerini yağlandırarak ısıtıyorlar ama tatlı canavarı benliğimi bile baydı tatlılık seviyesi.

IMG_6884.JPG

Ekmekler nefis anacım siz kendinizi çeşit çeşit ekmeklerden yapılmış sandviçlere vurun …. veya ben zengin bir kimseyim deyip her türlü ekolojik, organik, dünya çeşitliliğinde restorana kendinizi atın. Uygun bir restoranda içkili başlangıçlı vs bir yemek 300 – 350 DKK’dan aşağısına mal olmayacak.

img_6762.jpg

Bu kadar hayat pahalılığından bahsetmişken hemen bir can suyu ıvır kıvır eşya dükkanı Danimarka’nın ikea / H&M’i Flying Tiger’dan bahsedeyim (merkezde var hem de iki katlı 🙂 ayrıca Malmö merkezde de var) Mutfak eşyaları, hobi eşyaları, süslemeler, ilginç kırtasiye ürünleri çok çeşitli kategorilerde ürünler mevcut. Hem eğlenceli hem de fiyatları çok uygun.

IMG_6843.JPG

Tüm Kopenhag rehberini de hiç bisiklet / bisikletlilerden bahsetmeden bitirdim yaa bana da helal olsun! Özünde sakin munis kimseler olan Dan’lar bisiklete binince suya temas etmiş Gremlin gibi oluyor. Uzak durun anacım! Biking Viking diye tanımlanan bu türler kırmızı ışık dahi tanımıyor ki bir Evropalı için hayretin dibi bir durum.

IMG_6903.JPG

P.S. 1 tabiki büyük şehir olunca ikinci bir hava limanı ol acak ama siz düşünün Pegasus bile oraya uçmuyor o bakımdan kendisinden bahis etmeyeciğimmm. Bir de hava limanlarına sarmışken Kopenhag Kastrup Hava Limanı en eski uluslararası hava limanlarından biriymiş, 1925’de ahşap bir yapı olarak inşaa edilmiş.

P.S. 2 Kopenhag’da Free walking Tour arayanlar buradan buyurabilir. Bizim rehberimiz James idi, kendisinden çok memnun kaldık.

P.S. 3 Dan’lara İskandinavların Akdenizlileri diyorlarmış, sebebi rahat insan olmaları imiş – yani bir sıcaklık beklemeyin.

P.S. 4 Malmö’ye nasıl gideceğim derseniz rehberiniz burada

P.S. 5 İsveç’in life style kelimesi olur da Danimarka’nın olmaz mı? Burada hedef kendi hygge’nizi  (hügge okunuyor) yakalamak. Özünde size özel size mutluluk veren ortam / şey / durumlar

P.S. 6 Broen / Bron & Forbrydelsen izleyin anacım!

 

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Ipek AG dedi ki:

    Ben seni niye bu kadar gec bulmusum ki? Agzina diline, gezen ayağına saglik kardes. Okumaktan bu kadar mutlu oldugum pek yazi yok bu aralar. Tesekkurler.

    Beğen

    1. basakebcim dedi ki:

      Güzel yorumlarınız için çok teşekkürler 🤗🤗

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s