Sahibinden Bahçe Dubleksi Lüksemburg Gezi Rehberi

Başlıktan sizi yakaladımsa bir ateş almalık Lüksemburg gezi rehberime başlayabilirim!

IMG_7758.JPG

Şimdi bu kendini bilmez Eyyy Avrupa birliğinin üç başkentinden biri Lüksemburg’muş. Tabi bizi bir kesmez deyip üstüne Strasburg da ekledik ki Brüksel’i de daha önce çizittirmiştik. Böylelikle diğer iki başkent neresiymiş diye bir soru oluştuysa meraklı dimağlara da cevabını vermiş olduk çok şükür. Belçika yazımı okumadıysanız sizi bu ayıptan şuraya tıklamak kurtarır, bi zahmet tık tık 🙂 3 Avrupa Birliği başkenti görmek hayatımızda ne değiştirdi diye sorarsanız da işimi seviyorum derken başını duvarlara vuran tavşan görselini hayal ediverin! (iş – ülke eşleştirmesini elbet yapmışsınızdır hayal ederken arif okuyucu kitlem)

IMG_7780.JPG

Strasburg’u inşallah maşallah bir sonraki yazımda anlatacağım. Böylelikle de buradan Lüksemburg’a ulaşıma da bağlarım 🙂

İstanbul’dan THY ve Luxair direkt uçuyor. THY güzel hoş, ama şekerim ben çok elit bir kimseyim, uçağımın sadece kendisi değil adının da lüks olması lazım derseniz diye sağ olsun hizmette kusur kalmıyor Luxair.

IMG_7778.JPG

Ben tabi ki promosyon bilet avcısı kendi çapında bir proleterya olduğum için THY ile gittiğimden Luxair ne kadar lüks kısmında sizleri de aydınlatamayacağım.

Aydınlatmayla lüks kelimelerini de aynı cümle içinde kullandığıma göre lüks kelimesinin ışıklı anlamına geldiğini buradan açıklayabilirim. Ama mezkur ülkemizin ismi aslında lüksden gelmiyor – muş. Orta yüksek, oradan eski yüksek, oradan dan ilk okul terk almancaya uzanıyormuş kelimenin kaynağı. Uzandığı yer de luzil – burg yani küçük kale anlamına geliyormuş. Yani o zamanlar da pek zilloş minnoş bir kale imiş herhalde şehrimiz (tarihin karanlık sayfaları, ve o sayfalarda ışıldaksız kalan az meraklı benlikler 🙂 )

IMG_7746.JPG

Fransa, (Batı) Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ile beraber Lüksemburg Avrupa Birliğinin birinci  sürümünün kurucu üyeleri. O zamanlar hatırlarsanız bu meretin adı Avrupa Ortak Pazarı idi. Sonra versiyon güncellemeleri ile Avrupa Birliğine bağladı. O zamanlar kömür ve çeliğin ortak üretim  – tüketimi için bu oluşuma girişmişler. Lüksemburg’un da güneyinde bu ortaklığın esbabı çelik üretimi mevcutmuş. Zaten buralar birinci – ikinci dünya savaşı çıkma nedenlerinden Alsace – Lorraine (Alsas – Loren) bölgesinin içinde kalan yerlerden. Burası Lorraine kısmına yakın oluyor, Strasbourg’da Alsace bölgesi.

IMG_7419.JPG

Ayrıca bu birliğin kurucu fikir babalarından biri olan Robert Schuman da Lüksemburg’lu – sayılırmış. Şimdi bu amcanın ailesinin soy ağacının tanımlanması bu bölgelerin tarihini pek de güzel açıklıyor denebilir. Babası Lorraine bölgesinden bir Fransız olup da o yıllarda Almanya ile Fransa arasında git gel yaşayan bölgede Alman egemenliği olmasından dolayı Alman vatandaşı olan bir zat imiş. Bu git – gel, bir gün Fransız bir gün Alman vatandaşlığı canına tak ettiğinden Lüksemburg’a yerleşip buradan bir hanım kız ile evlenip çocukları da burada okula gönderivermiş.

IMG_7422.JPG

Çocuklardan Robert Schuman’ın gittiği okul bir nevi Lüksemburg merkez cami muadili Notre Dame de Luxembourg kilisesi imam hatip lisesi sayılabilecek Cizvit tarikatına mensup Athenee de Luxembourg Lisesi. Burayı niye uzun uzun yazdım – şimdi Avrupa Birliğinden şık bağladım kabul etmek lazım o ayrı ama – çünkü burası Lüksemburg’u gezmeye başlayacağımız nokta. Siz bunu aklınızda tutun ben önce kalınacak yerden bahsedeyim sonra hemen buraya tekrar gelicem zaten 🙂

IMG_7776.JPG

Hava alanı – Otel ulaşım

Biz merkeze yürüyerek 10 dakika uzaklıkta, merkez tren istasyonunun karşısında bulunan Hotel Empire’da kaldık. Bizim konaklamamıza kahvaltı da dahildi ve biz yine pek memnun kaldık. Aşağı yukarı belli bir okuyucu kitlesi oluşmuş olduğundan beklenti seviyesinin kuş sütünün hayli altında olduğunu bundan sonra yazmayıvereyim izninizlen. Bu arada bu otelin kahvaltı odası da bir sevimli geldi bize. Sabahları rahat – sıcak kahvaltımızı yaparken tren istasyonuna karşı gelen – geçeni izlemek ayrı keyifliydi.

IMG_7427.JPG

Bu otel ulaşım konusunda da pek rahattı. Hava alanından merkez tren istasyonuna giden iki tane otobüs var. 16 ve 29 numaralı otobüsler. 16 Numara olan daha sık (hafta içi 10 dakikada bir). Hava alanından çıkar çıkmaz otobüs durağı karşınızda. Durağın yanında bilet makineleri var, kredi kartı veya nakit ile çalışıyor ve ingilizce seçeneği mevcut. Bilet fiyatı da 2 eur, ulaşım süresi biraz trafik olduğu için (siz şok değil mi? 🙂 ) 30 dakika civarı sürüyor. Hava alanı – otel yolu aynı zamanda Avrupa Birliği binalarının olduğu yerden de geçiyor, hani olur da bizi bu kadar kapıda bekleten kurum binalarını görmek isterseniz diye bu bilgiyi de vermeden geçmeyim. Bekleme konusundan bahsetmişken de Türkiye 1987’den beri başvuru sürecinde olmasından dolayı başvuru bekleme kategorisinin rakipsiz şampiyonu imiş. No comment!*

IMG_7751.JPG

Lüksemburg’da üç resmi dil varmış; Almanca, Fransızca ve Lüksemburgça – evet böyle bir dil varmış dünya üzerinde – şimdi Lüksemburg’da epi topu 500.000 insan yaşıyormuş, bunun %45’i yabancı imiş (çoğunluk Portekizli, 92’de Yugoslav savaşlarından kaçan bir grup Bosna – Sırp ve Karadağlılar, biraz Fransız, biraz Alman gibi diğer Avrupa Birliği ülkelerinden olup da burada yaşamayı tercih edenler harici nüfusun %6’sı da bir Lüksemburglu’nun varlığını hayal edemeyeceği dünyanın öbür(!) bölgelerinden geliyormuş – of çok uzattım!!). Yani demem o ki zaten 300.000’den az insan Lüksemburglu ve hepsi Almanca ve Fransızca konuşuyor bir de niye kendilerine Lüksemburgça diye bir iş çıkarmışlar? Evrenin bilinmezleri – bence bunlar hep fazla boş vakitten. Neyse dil öğretmeye pek meraklılar ilk okul birde Almanca ile başlıyormuş eğitim, ikide Fransızca ekleniyormuş zaten Lüksemburgça içimizde öylece devam ediyorlarmış.

IMG_7784.JPG

Şimdi gezilecek yerlere geri dönüyorum 🙂 Kiliseden başladıktı, burasının iki kapısı var, siz de bizim gibi önden girip arkadan çıkabilirsiniz. Arka çıkış bahçe dubleksi konusuna açıklık getiriyor. Lüksemburg iki katlı bir şehir. Evet, aynen iki kat. Sınırlı mekan kullanma konusunda hayal gücünde sınır tanımayanlarda bugün; alttan üste çıkmak için merdivenli, yokuşlu bir yol yapmışlar, ama sağ olsun üşengeçleri de düşünüp asansör de var bir kaç tane.

IMG_7820.JPG

Biz asansörleri kullanmadığımız için o konuya aydınlık getiremeyeceğim, siz var olduğunu bilin. Tabi bu oluşumu gezmek için havanın en azından yağışlı – fırtınalı olmadığı anları seçmek daha makul, ama bizim elimizde bunlar vardı, biz de kadere direnmedik, tabi zaman zaman şartlar bizi zorladı – kabul! Yukarıdan aşağı baktığınızda gördüğünüz kısım Grund yani aşağıdakiler (!), bu durumda siz de yukarıdakiler oluyorsunuz hadi yine iyisiniz 😛 Burası eskiden pek makbul kabul edilmezmiş de sonra bir elden geçirilmiş, şimdi gayet hip bir yer.

IMG_7834.JPG

Buraya inen yolu takip ettiğinizde Lüksemburg’un Unesco Dünya kültürel mirası eski şehir bölgesine gitmiş oluyorsunuz. Etraf sur- eski taş yapı filan gayet güzel.

IMG_7836.JPG

Ben çok inmeyim, yokuş beni yorar derseniz ortalarda bir noktada tekrar soldan devam edip St. Michael’s Kilisesi önünden yukarı şehre bağlanabilirsiniz. Burasının yanında bir rahibe manastırı var, artık kullanılmıyormuş ve de yeterli nakte sahip bir talipliye satılabilirmiş.

IMG_7841.JPG

Burası şehrin prestijli kısmı, yine şehrin en eski pazar yeri burası (balık pazarı) biraz ileride de Dük bey oturuyor (aslında oturmuyor, öz hakiki şatosu şehir dışında bir yerlerdeymiş de şehre çalışmaya geldiğinde burada takılıyormuş, takılıp takılmadığını binanın tepesindeki bayraktan anlıyoruz, bayrak tepede ise var, bayrak yoksa dük de yok)

IMG_7851.JPG

O zaman buradan da Lüksemburg’un yönetim şekline bağlayalım (bağlaya bağlaya…) burası çok küçük olduğundan bir prenslik bile kotaramamış, o bakımdan Düklük takılıyor ama parlamenter Düklük, yani demokrasi var kardeşimm! Dükümüz aslen Hollanda kralının akrabası – ay yine magazine bağladım – en sevdiğim 🙂 – vakti zamanında II William (Guillaume) buralara parlamentoyu getirmiş, kendisi bildiğimiz Hollanda Kralı, fakat onun oğlu’nun kızı olmuş (yani torun), o zamanlar da Lüksemburg veraset sisteminde kadın varisler ülke yönetiminde hak iddia edemiyorlarmış o bakımdan kuzenlerden birine geçmiş ülke, geçiş o geçiş hala Nassau – Weilburg ailesi buraların dükü.

IMG_7864.JPG
Dük Bey evde 🙂

Sarayı oradan II William heykeline doğru giderseniz burası yine bir pazar yeri. Noel, veya kutlanacak ne varsa kapitalizmi de unutmayarak burada hoş beş ediliyor. Az ilerisi yine bizim başlama noktamız. Turumuz başladığı gibi bitmiş gibi gelmiş olabilir ama aşağı doğru yol (Grund) sizi oyalar benden söylemesi.

IMG_7845.JPG
Burası Balık Pazarı – daha fotojenik o bakımdan metinden bağımsız 🙂

Buradan (heykelin önünden) tren garı tarafına doğru gidersek elinde halka tutan altın kaplama bir hanım kızımızın heykeli var. Bu da Lüksemburg’un simge yapılarından biriymiş. Savaşta ölen / çarpışan askerlerin anısına yapılmış. Lüksemburg’un kendini savunacak zaten insanı yok ordusu nereden olmuş diye düşünebilirsiniz. Doğru bir nokta, zaten Lüksemburg’da kimse savaşmamış, birinci dünya savaşında bir grup Lüksemburg’lu genç Fransa’ya savaşmaya gitmiş.

IMG_7783.JPG

Aslında savaşta Lüksemburg tarafsız kalmak istemiş ama Almanya senin tarafsızlığını ben sağlarım ne olur ne olmaz elimin altında ol demiş, onlar da Almanlardan gelecek tarafsızlığa pek güvenememişler ama zaten epi topu 260 bin kişilermiş, bu esnada ülke dışında yaşayan 3700 Lüksemburg’lu Fransa’ya yardıma gitmiş Alman tehlikesine karşı, bu gruptan da maalesef 2000 kişi geri dönememiş. Tabi bu oran da tüm nüfusun yaklaşık yüzde birine tekabül ettiği için onların anısına bu anıt yapılmış. Hanım kızımız zafer tanrısı Nike’den esinlenilmiş, elinde de taç gibi defne yapraklarından oluşmuş çelenk var epey yüksek bir dikilitaşın üstünde ulusun başına taç takar gibi çelengi tutuyor.

IMG_7768.JPG

Burası Lüksemburg’un üst katı olmasından mütevellit alt katına bakan bir çok terasından biri aynı zamanda. Bu aşağı kat yukarı kat muhabbetinden dolayı Lüksemburg’a Avrupa’nın balkonu da diyorlarmış (şehrin ruhu emlakçıya bağlamış ben ne yapayım?). Sağ tarafa doğru baktığınızda yine simge yapılardan Adolphe Köprüsü var (yine anladınız siz; alt – üst kat olayından bir sürü köprü de var etrafta), Adolphe Köprüsünün arkasında da Lüksemburg Merkez Bankası var (kuleli bina). Köprüden geçip ulaşacağınız yer merkez tren istasyonu ki oradan da Strasbourg’a gidiyoruz.

IMG_7795.JPG

Ne yedik ne içtik diye soracak olursanız biz çok lokal takılmadık. Buraların domuzlu baklalı bir yemeği pek meşhurmuş, denemek isteyen olursa mani olmayalım. Bizim otelin yanında vapiano vardı, biz de italyan seviyoruz n’apalım? 🙂

Burada Golden Bean diye starbucks ayarında bir kahve zinciri var, konuya çok çalışmadım yani gerçek Lüksemburglu mu kısmından emin değilim ama yakın çevrede başka bir yerde de görmedim. Burada normal kahvelerin yanı sıra üçüncü dalga demleme çeşitleri de gözüme çarptı ayrıca ortam da sıcak güzel tavsiye olunur.

IMG_7781.JPG

P.S. Lucifer (şeytan) kelimesi de lüksden geliyormuş bu arada lux – ışık, fer – taşıyan demekmiş, yani nerdeyse bildiğin prometheus ama ne zaman satana bağlamış kendisi meraklı benlikler öğrenip beni de aydınlatıversinler biz zahmet 🙂

P.S 2 Yukarıda zaten gereksiz uzattım, daha da baymayayım diye detaya girmedim ama kendimi de alamıyorum 🙂 bu Lüksemburgça özünde Almancadan bozma bir dilmiş, ayrıca da yüksek Almanca grubuna mensup imiş ne de olsa ülke lüks şekerim şimdi öyle fakir gibi alt – orta sınıfa mı mensup olcaktı? içinde 5000’den fazla Fransızca kelime varmış Almancalılığını bu kısım bozuyormuş, bunlar da ne çabuk bozuluyor kardeşim deyim bu konuyu da burada kapatıyorum!

P.S 3 Vize alırken herkese en az bir off çektiren Schengen beldemiz bu güzide ülkemiz sınırları içinde, çok meraklı olan hazır gelmişken bir gidip görebilir.

P.S. 4 Ay dil konusuna doyamadım, herkes ingilizce konuşuyor bu arada panik yok!

*Yorum Yok! – çevirmen notu 🙂

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. ceylanblt dedi ki:

    Gerçekten güzel ve eğlenceli bir yazı olmuş umarım bir gün bende gidip görebilirim. ( Elbette o kadar param olursa!)

    Beğen

    1. basakebcim dedi ki:

      Çok teşekkür ederim 🤗 gezmek çok güzel inşallah her şey gönlünüzce olur 💫

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s