Sendromsuz Stockholm Gezi Rehberi

Bir haftalık iş seyahatinden arta kalan zamanlarda olabildiğince keşfedilmiş şehir rehberi bu seferki yazı konum 🙂 Yoksa Şubat ayında Stockholm kışı nasıl oluyormuş gibi bir merakım yoktu. Allah sizi inandırsın benim bile promosyon bilet konusunda az da olsa bir takım kıstaslarım var yani kışa karşı özel bir garezim olmasa da, hatta eskiden sevmiş olduğumu iddia etsem bile ilerleyen yıllarla beraber kendisine karşı olan tavrım durağana dönüşmüş durumda. Yine uzattım ama bu rehberde vereceğim tavsiyeler her zamanki alışkanlıklarımın dışında o bakımdan noldu bu kıza demeyin 🙂

VEUI7342.JPG

Bir de tabi ki vlogum da var linki de burada

Stockholm Ulaşım 

Uçak korkusu hariç 80’ler sürümünde kalmış gurbetçi simülasyonu yaşamak istemiyorsak uçak opsiyonu her daim mevcut. Thy, pegasus ve Atlasglobal’in İstanbul’dan direk uçuşları mevcut. Diğer şehirler yine benim araştırma alanım dışında kaldığından ve özünde tembel bir kimse olduğumda daha fazla bilgi sağlayamayacağım 🙂

ONKF9135.JPG

Havaalanı – Şehir Merkezi Ulaşım

Biz iş amaçlı gittiğimizden ve taksi ile standart olan şehir merkezi tarifesi (495 SEK ) Arlanda Express iki kişi bedelinden daha ucuz olduğundan (280 SEK x 2) taksi tercih ettik. Bu aşamada bir haftalık yoğun bir iş programına gitmenin kendince avantajları olduğunu inkar etmiyoruz. Ama ben kendim gezmek için gitmiş olsaydım havaalanından şehir merkezine otobüs ya da normal tren ile gitmeyi tercih ederdim (kanımca 🙂 ). Otobüs detayları için swebus ın sitesine göz atabilirsiniz. Treni aşağıda şehiriçi ulaşıma bağlıycam 🙂

EYWS1120.JPG

Bu noktada İskandinav ülkeleri para birimi konusuna da ufak bir giriş yapmış bulunuyorum. Bu diyarlarda (İskandinav memleketleri) her birinin nev’i farklı olsada para birimi kron. Yani demeye çalışıyorum ki İsveç kronu  (SEK) ile Danimarka (DKK) ya da Norveç Kronu (NOK) aynı değerde değiller ve birbirleri yerine geçmiyorlar. Gereksiz ama yazıvereyim dedim. Kabaca olaya hakim olmak isterseniz – zaten bu pahalılıkta detaya girmeyin anacım – 100 SEK yaklaşık 10 euro ya da 50 lira olarak düşünebilirsiniz (Şubat 2018).

LQHK5792.JPG

Stockholm Konaklama

Biz gezme fırsatı yakaladığımızda her türlü değerlendirme isteğinde olan gezmekeş kimseler olarak pazar yerine cumartesi sabahtan Stockholm’e gitmeyi tercih ettik. Bir gece için de kendimize uygun konaklama  Rex Petit Hotel i uygun bulduk. İki kişi camsız, tek kişilik adım atma mesafeli, kahvaltı dahil iki kişilik konaklama için toplam 80 eur muadili bir miktar SEK ödedik. Bir gece konaklama için hiç sorun yaratmadı. Otel personeli gayet sevimli idi. Ayrıca kahvaltısını da pek başarılı bulduk. Odanın camsız olması da sorun olmadı. Muasır İskandinav havalandırma sistemi pek güzel çalışıyor maşallah. Sadece odanın aşırı küçük olması daha uzun kalışlar için düşündürücü olabilir.

 

Pazar gününden itibaren de Stockholm’ün şu sıralar en hip oteli Haymarket by Scandic de kaldık. Bu otel yeni şehrin gerçekten tam merkezinde hatta Nobel verilen yerin karşısında. 20’ler teması ile tasarlanmış ve Stockholm’lüler arasında aşırı popüler. Otelin barının sakin olduğu bir ana denk gelmedik, hatta bize söylenilene göre Stockholm’lüler bile eksik kalmamak için bu otelde konaklayabiliyorlarmış.

IMG_9134.JPG

Stockholm Şehiriçi Ulaşım

Eğer Stockholm şehir merkezinde kalıyorsanız  ve sanat eseri gibi olan metro duraklarını gezmeyecekseniz aslında her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Tabi bu durumda günde 20-30K adım garantisi var. Ama biz iş amaçlı gelmiştik ve her gün şehir merkezinden Liljeholmen’e gitmemiz gerekiyordu. Tek kullanımlık tren/metro bileti de pratik bir çözüm sunmadığından merkez istasyonda (T-centralen) bulunan sempatik danışmaya başvurduk kendisi de bize bir haftalık SL Access card yani bir nevi Stockholm akbili önerdi. Bu aşamada yine İsveçlilerin bu bölgedeki türlerinin çok sevimlisi olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Danışma zaten gayet sempatikti o ayrı ama bir gün önce Vasa müzesine gitmek için bindiğimiz tramvaydaki kondüktör benden bilet almanız size aşırı pahalıya gelir siz bileti makineden alıversiniz biz de bu binişe de saymış oluruz dedi 🙂 canım benim ❤

EOJT5457.JPG

Şimdi gelelim kondüktörde bize acıma hissi yaratan fiyatlara; tek kullanımlık bileti eğer kondüktör beyden alırsak tam olgunluğa ulaşmış bir birey 62 SEK (öğrenci- 65 yaş 41 SEK) – böbreğini olmasa da insana 3 tramway durağı için başka şeylerini sattırmayı düşündürür yalan yok – eğer makineden / gişeden / bilet bayiden alırsak 44 SEK (öğrenci – 65 yaş 30 SEK), eğer kartımızı günlük, haftalık, aylık vs mavi akbil ayarında doldurmamışsak ama yine de karttan okutursak 31 SEK (öğrenci – 65 yaş 21 SEK). Şimdi ben buraları akbil bayine bağlamayım ama biz haftalık doldurduk gayet de efektif kullanıp 325 SEK’e kapattık. Bir de kartın 20 SEK’lik bir ücreti var. Sizden sonra Stockholm’e gelip de metro kullanma niyetinde olan sevdiğiniz bir tanıdığınız varsa kartı atmayın sizin kaldığınız yerden o devam edebilir. Eğer sevgi durumu durağan ise bu satırları hiç okumamış gibi davranabilirsiniz 🙂

GJQS9298.JPG

Bu kart metro / tren / tramvay da kesin geçiyor, otobüs kısmını bilmiyorum yalan olmasın. Bir de yukarılarda vaat ettiğim havaalanı  ulaşımına bağlama detayı vardı onu da atlamayım; mevcut karta ekstra 120 sek eklersek Arlanda’ya da götürüyor, tek kullanımlık bilet alırsak bu sefer 151 SEK ödememiz gerekiyor.

Stockholm Yeme – İçme

Buralar maalesef pahalı yerler anacım. Çok yemek zaten sağlıklı bir şey değil. O bakımdan ihtiyaç dahilinde takılmak en mantıklısı 🙂

DKVJ4830.JPG

Adım başı olup da hem sağlıklı hem de doyurucu seçenekler sunan Espresso House’lar hayat kurtarıcılardan. Gayet lezzetli somon sandviçler ya da vegan dürümlere ek orta boy latte yaklaşık 100 SEK kadar tutuyor. Ekonomik bu mu derseniz maalesef anacım. Ama Allah için doyurucu.

OJAW0336.JPG

Yine aynı tarz adım başı İsveç işletmelerinden Coffee Wayne de gayet güzel bir seçenek. İsveçte olmazsa olmaz Fika’ların organik opsiyonlarını da sunuyor (kahve yerine yeşil sular filan). Fiyatlar Espresso House’lar ile aşağı yukarı aynı.

Bu durumda Fika neydi diyecek olursanız özünde kahve  molası anlamına gelmekle beraber nefes alma enstantanesi diyebiliriz. Gün içinde kafa dağıtmak için, yorulduğumuzda kendimizi toplamak için hemen çevremizdekileri de ayartıp 10-15 dakika fika yapıyoruz.

Peki fikada kahvemize ne eşlik etsin? Havalar soğuk o zaman tatlılara gömülebiliriz 🙂 Peki hangi tatlılara gömülelim? Stockholm’lere gelmişken baklava kadayıf olmaz tabi. Mevsimine göre kanelbulle ya da semla en olmadı kladdkaka tercih edebileceğimiz tatlılar. Mevsim kısmına gelecek olursak kladdkaka her daim bizimle  (kanımca 🙂 aslında hepsi her daim bizimle de diğerlerinden hariç bu kekcağızın kendine özel günü yok) özünde ıslak kek gibi bir şey (mud cake). Kanelbulle tarçınlı çörek; burada iddia öz hakiki İsveç mamülü olduğu yolunda ama Danimarka’lılar da aynı iddiadalar. İsveçliler özümseme olayını bir kanelbulle günüyle taçlandırmışlar. 4 Ekim tarçınlı çöreğimizin kendine özel günü. Semla da bir İsveç kralını kendinden geçirtip de 12-13 adet yedikten sonra hazımsızlıktan Hakk’ın rahmetine kavuşturan tatlımız. Böyle anlatınca pek iştah açıcı olmadı ama biz pek beğendik tüketme adedini de 1’de tutup kazasız bir şekilde deneyimleme işini hallettik 🙂 Semla zamanı da şubat ortası. Yani biz tam mevsiminde gittik. Mevsimi olmasının sebebi de bu kısım hıristiyanların paskalya öncesi oruca başlamadan önce güney hıristiyanlarının karnaval muadili kutlama öğesi olması. Carne malum et demek, oruç da hayvansal gıdaların kesildiği dönem filan. Semla paskalya çöreği gibi bir hamurun içine badem ezmesi gibi bir dolgu koyup üzerini krema ile kaplamalarından oluşuyor. Gayet lezettli. Hem kanelbulle hem de semlanın ana baharatlarından biri de kakule. Bence gayet ayurvedik 😀 O zaman afiyet olsun!

IMG_9248.JPG

İsveçlilerin yemeklere özel gün uydurma konusunda bir yoğunlaşmaları var nedense. Yani kendine özel zamanı bulunan tatlılar / yemekler bir kanelbulle ile semla değil. Mesela perşembe günleri yine İsveçe özgü olduğu iddia edilen bir bezelye çorbasının günü. İçine havuç da katıp domuz eti suyuna haşlayıp epey koyu kıvamlı bir çorba elde ediyorlarmış. Ben çorbayı gördüm hakkaten krema gibi bir kıvamı var ve yerel halk tarafından pek seviliyor. Bir de artık perşembenin ne hayrını gördülerse bu güne pan cake’i de çorba yetmez üstüne lazım diye ek yapmışlar. Bu arada pan cake tava keki demek yine bu yabancı milletinin bizim annelerimizden öğreneceği çok şey var, bir Türk annesinin tavada yapacağı kek bunların yanında resmen plaza kalır 😛

IMG_9237.JPG

İlgili günleriyle beraber tatlı ve çorba konusunu aydınlığa kavuşturduğuma göre herkesin hani evimizin her şeyi ikea’nun meşhur köfteleri sorularına gelebilirim (gaipten sorular duyan blogger 🙂 )Evet buraların köftesi meşhur. Menşei konusunda rivayet muhtelif; bir kısım Lale Devri öncesi III. Ahmet döneminde Deli Pedro’ya yenilip de Osmanlıya sığınıp 3-4 sene Bender’de (galiba Bulgaristan civarı) Osmanlı himayesinde yaşayan demirbaş Karl’ın İsveç’e götürdüğünü söylüyor. Doğru yanlış ben bilmem! Demirbaş lakabı da bu kral beyimizin masraflarının devlet bütçesinin demirbaş kaleminden karşılanmasındanmış. Ayrıca gıybet taym bu kralımızın masraf / eğlence ve savurganlıkları çok artınca yeniçerinin gözüne batmış ve kendisine karşı bir aksiyon düzenlenmiş. Kral beyimiz bu nümayişten paçayı zor kurtarmakla beraber toplanan kalabalık isveççeye ekstra bir kelime kazandırmış. Yani İsveçcede gürültü / çatışma anlamında kalabalik kullanılıyormuş.

 

Köfteye dönecek olursak üstüne sos, yanında patates püresi, salatalık turşusu ve kekreyemiş ile beraber tüketiyoruz. Son parçaya kadar her şey güzel gitmişti şimdi kabul edin 😀 Kekreyemiş ahududu, böğürtlen gibi bir meyve çok araştırmak isterseniz de ingilizce adı lingonberry imiş. Ben fazla takılmadan köfteyle yedim güzel gidiyor.

Peki köfteyi nerede yiyoruz? Şimdi buralar pahalı memleketler olduğu için ve her bir İskandinav özünde cimri olduğu için geniş aileler toplaşıp hafta sonu ikea’ya gidiyorlarmış burası yalan değil. Ama biz turistiz ve bu işin bir Sultanahmet köftecisini bulmasak olmaz – ne kadar da imalı oldu bir anda 😀 – Pelikan (Södermalm) ve Tradition (Gamla Stan) öne çıkan iki aday. Biz Pelikan’a gittik çok başarılı bulduk.

IMG_9239

Ayrıca buraların balığı da ünlü – tahmin konusunda kimse eksik kalmamıştır kanımca. Somon ok, morina’yı zaten Portekizliler bile buralarda avlıyor o da check, bir de Türkçe adını bilemediğim arctic char fish (hem kutupsal hem de sanırım derisinde bir pamuk prenses saç tonu mevcut ama tamamen sallıyor da olabilirim) tavsiye ediliyor. Biz bu arctic char fish’ten de eksik kalmadık, güzeldi.

Balığa ek geyik eti de meşhur ama artık o başka sefere inşallah veya siz deneyip de beni aydınlatıverirsiniz.

Tam bitirmiş gibi yapıp tatlılara kısa bir dönüş yapmak istiyorum. Bir de höşmerim ayarında peynir tatlıları var ki adı cheese cake olarak geçiyor. Onu da yine değişik bir berry – meyve ile servis ediyorlar. Yani yemezseniz bir tarafınız eksilmez ama denemek isterseniz de sorun yaratmaz.

Bir de yine demirbaş Karl bey amcaya dönmek istiyorum. Köfte konusu net değil ama sarma net bu kral beyimizle İsveç mutfağına girivermiş. Mevzubahis etli lahana sarma İsveççe adı da kaldolmar (kal – lahana).

Stockholm Gezilecek yerler

İşte bu yazının en kısa sürecek alt başlığı 🙂 yani siz gezersiniz, gezilecek yer var da bizim yapabildiklerimiz hayli sınırlı idi 🙂

IMG_9048.JPG

Yaşla beraber alışkanlıklar da değişiyor. Eskiden müze gezmeyi hem çok severdim hem de gezemezsem kendimi çok eksik kalmış hissederdim ama artık nedense pek aramıyorum. Tabi bu demek değil ki aman da eksik kalma denilen müzeleri zinhar ziyaret etmiyorum. Burada eksik kalınmaması gerekir buyrulan müze Vasa müzesi (Tam 130 SEK – öğrenci 110 SEK; benim öğrenci kartım var yani yaştan bağımsız kartınız varsa gösterin 20 SEK size kalsın 😛 )

XLYR8393.JPG

Vakti zamanında tamamen gösteriş için ilgili dönem kralımız bir savaş gemisi inşaa ettirmiş sonra ona taşıyabileceğinden fazla top / silah yüklettirmiş ve gemi ilk seferinde batmış. Bu olay 1600’lerde ceryan ediyor. Sonra Kuzey bızzz denizi gemiye derin dondurucu etkisi yapmış ve 20. yy.’da gemiyi aynen (neredeyse) olduğu gibi denizin dibinden çıkarmışlar. Çevresel etkenlerden korumak için de epey bir çaba sarfediyorlarmış gelecek nesiller de turistik getirisinden faidelensin diye.

OINT1375.JPG

Müzeye girince gemiye bir uzaktan bakıp çıkmıyorsunuz. 7 kat boyunca (burada da çok ilahi bir anlam varmış gibi oldu şimdi) değişik canlandırmalarla geminin içi – dışı mürettebat ve yolcuları ile ilgili epey bir şey görüp öğreniyorsunuz.

Bunun dışında da pek methedilen fotoğraf müzesi var ki benim gerçekten ilgimi çekiyor, next time inşallah noktası. Yani ben gidemedim siz bir düşünün derim.

YJVM0705

Müze konusunu iki madde ile geçtiğimize göre gelelim sokaklara. Södermalm buraların en gezilesi güney adamız. Malm ada demekmiş, Söder de güney. Stieg Larsson’un Millennium üçlemesinin geçtiği yerler buralar. Hemen bir ara not kitaplar güzel merak edenler bence bir baksın. Onun haricinde tam bir hipster noktası yani eksik kalınması zinhar skandal bir bölge. Şehir manzarası izlemek için güzel seyir terasları var ayrıca biraz Galata, Topağacı ve Moda gibi şirin şirin dükkanlar – kafeler var.

RVWJ8698.JPG

Gamla Stan eski şehir. Binalar çok İskandinav dermişim 🙂 yani güzel geziverin işte. Kafeler – dükkanlar yönünden burası da sizi eksik bırakmaz. Ayrıca güzel kiliseler de var. Galiba kiliselerin bir giriş ücreti varmış ama biz Allah’ın evine giren kendi çapında kullar olduğumuzdan ve kimse bizden para istemediğinden bir şey vermedik.

IMG_8997.JPG

Yeni şehir kısmında da Haymarket çekim alanı. Nobel töreni de burada düzenleniyormuş. Müzesini merak edenler için orası Gamla Stan’da çeşmenin karşısında. Nobel konusuna gelecek olursak bütün bu seremoni Nobel bey amcanın gazetede yanlışlıkla çıkan kendi ölüm ilanını okumasından dolayı meydana gelmiş. Şimdi anlatacaklarım ne kadar doğru yanlış çok odaklanmadım nedense Nobel beni çeken bir konu değil (sığ benliğime sağlık). Ölüm ilanı kendisi hakkında o kadar kötü şeyler yazıyormuş ki yazılanlara dayanamayıp insanlık için büyük bir adım atmaya karar vermiş. Bu ödüller toplamda 6 kategoride veriliyormuş. 5’ini İsveç söylediğim yerde veriyormuş, çok manalı olarak dünyaya barış getirsin diye kendi en yakın düşmanları olan Norveç’e de barış ödülünü verme onurunu bahşetmişler sonra bin pişman olmuşlar Ama hala barış ödülünü Norveç veriyor. Şimdi yine sallamayım ama sallaya da bilirim edebiyat, kimya, fizik, tıp bir de sonradan hadi bunu da ekleyelim ama tam kategori olsun mu olmasın mı karar verilmemiş ekonomi ödüllerini İsveç vatandaşlarından topladıkları vergilerle İsveç Nobel Akademisi veriyormuş.

IMG_9261.JPG

Kanımca son olarak buraların sendromu da çok meşhur 🙂 İsveç sendromu kendini kaçıran suçluya bağlanmak anlamına geliyormuş. Sanırım (sana sana yazının sonuna geldim – bu arada sanma kısmı tarihe özel ) 70’lerde adi suçlardan hüküm giymiş başrol karakterimiz çarşı izninde banka soymaya karar vermiş. Hücresini paylaştığı arkadaşı bu konularda kendisine ilham olmuş. Suç konusunda müdahale yeteneği aksiyon azlığından sınırlı İsveç polisi banka soygunu esnasında nasıl bir yol izleyeceğini çözemediğinden rehinelerle beraber soyguncu bey amca içeride kalmış. Arabulucu olarak hücre arkadaşını talep etmiş. Saf polisimiz bu teklifi kabul etmiş. Sonra soyguncu sayısı bir anda ikiye çıkıvermiş 🙂 bankanın etrafını ablukaya almışlar, bir kaç gün sonra soyguncular pes etmiş ama rehineler teslim olma anında ana soyguncumuza sipher olmuşlar, mahkemede özel avukat masraflarını karşılamışlar bir de 2000’lerde hapishaneden çıktıktan bir süre sonra uzakdoğuda evlendiğinde düğününe katılmışlar. Kafalar Allah kimsenin başına vermesin deyip bu bahsi de burada bitiriyorum.

VPAD1662.JPG

P.S. 1 Yine bir İskandinav ülkesi rehberini hiç bir şekilde bisiklet konusuna girmeden bitiriverdim. Kalemime sağlık! ama hakkaten Şubat ayında buz tutmuş yollarda etrafta fazla da yoklardı. Kanımca ortam kolluyorlar etrafa yayılmak için 😛

P.S. 2 Gıybet taym en sevdiğimiz 🙂 buraların Kraliyet ailesi İsveçli değil. Vakti zamanında Napolyon’un generallerinden biri buraya kral olmuş, mevcut ailemiz hala o soydan geliyor.

P.S. 3 Havaalanında çıkışta yerde şehir merkezine standart götüren taksi firmalarının adı yazıyor. Biz Stockholm 15000 ile gittik, ve binmeden önce fiyatı teyit ettik. Yani her taksinin standart tarifesi yok. Ayrıca taksisel süprizlerle karşılaşmamak için önden konuşmak her zaman için iyi bir önlem 🙂

P.S. 4 Özünde hadi yine iyisiniz gittiğim yerlerde ortalama 4 gün kalıyorum. Her gittiğim yerde böyle bir hafta kalsam resmen fasikül blog çıkaracağım başınıza!

P.S. 5 Demirbaş Karl Bey kralımızı çok gömmüş gibi olabilirim ama kendisi çok başarılı bir kral ve askeri kişilik kabul ediliyormuş, yani aman da benim ağzıma düşmeyiversin durumu olmuş biraz 🙂

P.S. 6 Bu yazıyı beğendiyseniz aşağıdaki beğene basarsanız ve kendi sosyal medya hesaplarında paylaşırsanız çok sevinirim 🙂

 

 

 

 

 

 

 

 

 

5 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. oralarnereler dedi ki:

    Çok detaylı güzel anlatmışsınız. Ellerinize emeğinize sağlık. İki gezgin aşığın da dediği gibi; Gezin, gezin, dönün.

    Beğen

    1. basakebcim dedi ki:

      Çok teşekkürler 🤗

      Beğen

  2. cengizselcuk00 dedi ki:

    Stockholm Sendromunu şu zamanların popüler dizisi “La Casa de Papel” de detaylıca işlendiğini söylemek gerek. Yazınız çok samimi, elinize sağlık

    Beğen

    1. basakebcim dedi ki:

      çok teşekkürler 🙂

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s