İki Nehir Arasında Kendi Mezopotamyasını Yaratmış Lyon Gezi Rehberi

 

PDDO6054.JPG

Fransa’nın Gaziantep’i bu seferki blog konum 🙂 Lyon’un Antep’liği nereden geliyormuş derseniz gastronomikliğinden efenim (bu arada benzetme Gülşen’e ait ✌🏻). Buralarda yiyor içiyormuşuz. Amaaa öyle her saatte kafamıza göre değil. Lyonluların ne, nerede, ne zaman yenir konusunda çok sıkı kuralları var. Artık bir kaç seneye kadar onlar mı yaman yoksa turistler mi göreceğiz. Biz Lyon’u turist akımından önce keşfetme şerefine nail olduğumuzdan paşa paşa Lyon kurallarına göre kimi zaman yedik kimi zaman yiyemedik 🙂

Processed with VSCO with fp4 preset

Lyon’a neden gittiğimi şu ana kadar yazılarımı okuyanlar az çok tahmin etmişlerdir; ucuz bilet buldum ve neden olmasın diyerekten affetmedim 🙂 Bu seferki ucuz bilet kaynağım Pegasus … o zaman;

Lyon Ulaşım

İstanbul’dan TK ve Pegasus Lyon’a direkt uçuyor. Bunun dışında Air France bile aktarmadan gitmiyor. Yol yaklaşık 3 saat sürüyor ve bu 3 saatin sonunda ineceğimiz hava alanı Saint Exupery …. küçük prenscilere tanıdık geldi mi? Mezkur prensimiz B-612’den yayınımıza katılıyor olabilir ama aslen kütük Lyon’da 🙂

LSVC7897.JPG

Hava alanı – Şehir Merkezi Ulaşım

Hava alanından şehir merkezine aktarmalı bir otobüs olduğuna dair duyumlar aldıksa da ekonomik çözümler arasında en acısızı Rhone Express diyebiliriz …bizce 2 durak 15 dakika için 15 eur ekonomiklik açısından biraz sorgulanabilir olsa da dönüş yolunda acı da olabileceğine şahit olduk!! İkinci durakta yaşanan bir arbede sonucu kondüktör beyimiz maalesef aldığı darbe ile yolculuğunu nihayete erdiremedi!! Neden çıkmış olduğuna biraz fransız kaldığımız bir tartışma yaşandı ve kondüktör beyimiz oyuna geri dönemedi. Ama endişelenecek bir şey yok kendisi yaşıyor 🙂

 

Biz Lyon’da şehir merkezine yürüyerek 10 dakika uzaklıktaki Perrache bölgesinde kaldığımız için Rhone ekspres ile iki durak gidip oradan metroya aktarma yaptık. Rhone Ekspres bileti metroda geçmiyor, metro girişindeki makinelerden tekrar bilet almak gerekiyor. Tek kullanımlık bilet 1.90 eur. Rhone Express’deki gibi wifi yok ama yaklaşık 10 dakikalık bir yolculuk çok daha ekonomik 🙂

Rhone Express biletlerini de havaalanı çıkışındaki makinelerden kredi kartı ile alabilirsiniz. Makineler nakit de kabul ediyor. Biletleri gidiş-dönüş alırsanız 2-3 eur’luk bir indirim oluyor, eğer internetten alırsanız buna ek 1 eur filan kadar daha bir indirim var. Bileti internetten alırsanız çıktısını yanınıza almayı unutmayın çünkü kondüktör bey amca arbede yaşamadığı zamanlarda biletleri kontrol ediyor, yani biletsiz yırtma şansınız yok.

Metro girişindeki makineler de hem nakit hem kredi kartı ile çalışıyor ve Allah sizi inandırsın ingilizce seçeceği mevcut.

Ben bunlarla uğraşmadan taksi ile şehir merkezine ulaşayım derseniz trafik yoğunluğuna göre 50 -70 eur arası bir maliyeti varmış.

Lyon Konaklama

Biz Hotel des Savoies da kaldık. Merkezi, metroya iki dakika yürüme mesafesinde, kahvaltı dahil iki kişi toplam üç gece için 290 eur verdik. Şehrin merkezine yürüyerek 10 dakika, eski şehire de 15 dakika uzaklıkta. Ayrıca etrafında güzel restaurantlar var. Otelin etrafında market de var ve hatta marketin yemek yemek için bir alanı da mevcut gel gör ki sürekli çıkışlarda insana hırsız muamelesi yapar gibi çantayı açtırmalarından hoşlanmadım. Bu muameleye maruz kalmayacağınız marketler de var bence seçiminizi onlardan yana kullanın. Bahsettiğim marketler Uexpress.

IMG_9521.JPG

Otele dönecek olursak kahvaltısı bence güzel, yatakları rahat, odaları da sessiz. Ayrıca uzun zamandır duş başlıklarından bahsetmiyormuşum nedense. Burada yine en sevdiğim konuma geri döneyim 🙂 Duş başlıkları gayet güzel, etrafa sıçratmadan akıtmadan çalışıyor 🙂

Lyon Yeme – İçme

Burası yazının başında da belirttiğim gibi yemek konusu ile nam salmış bir yer. Fransa’nın kuzeyi soğuk – karasal etkilerle tereyağı ve patates üzerinden mutfağı kurarken güneyi Akdenizsel etkilerle zeytin yağı ve sebzelerle masayı donatıyormuş. Lyon bu iki bölgenin tam ortasında kalmasından mütevellit her iki etkiyi de kendinde harmanlamış. Ayrıca iki nehir arasında verimli topraklarda yetişmiş çeşitli ürünler de yaratıcılığa tuz biber ekmiş.

GPZV3252.JPG

Peki en Lyonnaise yemek neymiş derseniz sakatat ve türevlerinden yapılmış yemeklermiş. Bu yemekler genelde domuz etinden yapılıyor. Yeme – deneme durumunuza buna göre karar verebilirsiniz. Ben domuz ürünleri yemediğim için hiç bir bouchonda (büşon diye okunuyor) yemek yemedim.

IMG_9675.JPG

Bouchon da bu yemeklerin servis edildiği geleneksel lokantalar. Bu lokantaların  özelliği pek elegan Michelin seviyesinde yerler olmayıp etraf bağ – bahçelerden masamıza taze – organik – dolaşan ürünlerin evimizin sıcaklığında aile ortamında bize sunulmasıymış. Ama tabi önüne gelen ben bouchon’cunun en hakiki özüsüyüm demesin diye bir derecelendirme kuruluşu ile korunma altına alınmışlar. Yani Lyon’da her geleneksel yemek veren lokanta bouchon değil. Bize yerel kimselerin tavsiye ettiği bouchoncular Cafe Des Federations, Les Trois Maries bir de aşçıların papası kabul edilen Paul Bocuse’un galiba Les Halles’de böyle bir lokantası varmış – bu kısım net değil 🙂 Neden değil? Çünkü bouchonlar ne kadar Michelin elegansiya seviyesine protest yaklaşmışsa da Lyon aynı zamanda Michelin yıldızlı restaurantlar merkezi ve de Paul Bocuse de (yine galiba 🙂 ) en uzun süre bu yıldıza sahip olan şef ya da şeflerden bir tanesi. Yani yanlış anlamış da olabilirim 🙂

LITS3464.JPG

Sokaklarda gezerken restaurant girişlerinde kim Michelin’li kim değil görebilirsiniz. Böyle bir restaurantta yemek yemek benim tüm seyahat bütçeme denk geleceğinden size en fazla verebileceğim bilgi budur. Ben yine Bouchonlara döneyim. Bu lokantalarda ortalama 15-18-20 eur civarında gruplanmış menüler var; giriş (çorba / salata) – gelişme (ana yemek domuz, tavuk, balık, sığır eti) ve tatlı veya peynir tabağından oluşan. Eskiden fiyatlar daha makulmüş ama buraları hep turistler bozmuş (!!)

AQNT8574.JPG

Fransa’da tabi ki yemeğimize eşlik edecek bölgemize has şaraplar var. Biz bouchon olmasa da geleneksel bir Lyon lokantasında yemek yedik ve yerel tavsiye Crozes – Hermitage şarabı içtik ki herkeslere tavsiye ederiz. Le Conde Restaurant (26, Rue de Conde) bizim denediğimiz restaurant ve orayı da herkeslere tavsiye ederiz. Giriş için soğan çorabası gelişmeden önce ara sıcak kurbağa bacağı ve ana yemek bölgemizin dolaşan tavukları ve sonuç tart praline ve profiterol ile yaptık. Profiterol geleneksel yani içinde dondurma var.

IMG_9814.JPG

Her ne kadar transit geçmiş gibi yapmış olsam da tabi ki kurbağa bacağı konusuna ring yapacağım. Kendisinin deniz mahsülü mü yoksa et kategorisine mi sokulduğu konusuna yerel kimseler açık getiremese de mutlaka yenmesi konusunda ısrarlar sonsuz. Biz de hatır için çiğ tavuk mu kurbağa bacağı mı deyip o zaman tavuğumuzu pişmiş kurbağa bacağımızı bol sarımsaklı tereyağlı limonlu sosta marine edilmiş alalım dedik  😀 Bu şekli ile bol tereyağından ötürü biraz ağır da olsa gayet yenilebilecek bir yemek gibi idi. Yani acı yok! Midemizi de rahatsız etmedi, tat konusu da herkesin dediği gibi tavuğa benziyor diyip bu bahsi burada bitirebiliriz 🙂

IMG_9813.JPG
kurbağa bacakları 🙂

Tart praline de Lyon’a özgü imiş, klasik badem hamurundan yapılan normal tartlara benzeyen biraz şekerli bir tatlı, Lyon’da oraya özgü olmasa da çok daha lezzetli tatlılar mevcut. Bence kalori hakkınızı onlara saklayın.

IMG_9815.JPG

Fransa şaraplarıyla ünlü ama Lyon’da bira da kendine isim yapmış. Ninkasi en ünlü birahanelerinden biri. Ortam güzel, ayrıca ingilizce konuşma konusunda çaba gösteriyorlar. Yani gidişata puan verebileceğimiz işletmelerden bir tanesi 🙂 Biralar ev yapımı, ve de her aya özel ayın birası konsepti mevcut. Biz hem ayın birasını hem de meyveli bira denedik. Gayet tavsiye ederiz.

Bu iki yer haricinde Lyonnais veya Français başka bir yerde yemek yiyemedik. Neden? Çünkü yemek saat ve günlerini tutturamadık! Pazar günleri hariç, öğle yemekleri 12:00-14:00; ikindi tatlısı 14:00 – 17:00; akşam yemekleri 19:00 – 21:00 arasında yenebiliyor. Pazar tatil, adamlar bir de size mi yemek pişirsin? Şimdi günahını da almayalım, eski şehirde (Vieux Lyon) bazı restaurantlar pazar günleri de açıkmış. Biz mesela bunu bilmediğimiz halde pazar günü bir açlık anında yine yerel kimselerin tercihi Boulangerie Du Palais’de pizza yedik hatta bir de üstüne bademli kruvasan gömdük. Dikkat burası restaurant değil, pastane.

IMG_9708.JPG

Buranın biraz ilerisinde Glacier Terre Adelice ismindeki dondurmacı da pek popüler. Etraf adeta bir Sultanahmet etkisinde aman da buralar çok turistik diye düşünmeyin, zaten etrafta dolanırken hemen anlıyorsunuz buralar hep Lyon halkının tercih ettiği mekanlar. Dondurmacımız organik bir girişim ve cookie’li dondurmasını da bol tereyağlı kurabiyelerden yapmış. Cookie tabi ki tek seçeneğiniz değil, çeşitli ot – meyve – sebze ve dondurmasal katkı maddelerinden alternatifler mevcut. Dondurma ve tereyağı ikilisi açıkcası bize tercihlerimizi biraz sorgulattı, meyveli bir içerik bizi çok daha mutlu edebilirdi 🙂

Bir de yeni şehir merkezi civarında Cafe Himalia ve Kaffee Berlin Pazar günü saat sınırlaması yapmadan hizmet veren işletmeler. Cafe Himalia içerik olarak İtalyan olduğunu iddia eden bir işletme ama menüde olmasına rağmen bizim tiramisu isteğimizi French Toast servis ederek geri çevirdiler. Biz de an itibari ile aç olduğumuzdan direnemedik 🙂 Kaffee Berlin de Alman olmasından mütevellit olabilir 🙂 yine bira – konsept bir işletme. Ortam güzel ve servis elemanının Türkçe konuşma olasılığı var 🙂

Gezilecek Yerler

Lyon Rhône ve Saone nehirleri çevresine kurulmuş. Bu Nehirler sayesinde deniz yolu ile direkt Roma’ya bağlanabiliyormuş. Bütün bu bilgilerden neler çıkarıyoruz? Bir de vakti zamanında buraların önce Galya (Asterix ve kabilesi 🙂 ) sonra Roma olduğunu da söyleyim sonra ama eksik bilgi verdin olmasın. Sonuç?

EEUN6006.JPG

Lyon’un eskilerden beri italya ile sıkı bağları var. Konumu dolayısıyla, Paris hep dutlukken (aslen bataklık tabi) buraları gayet gelişmiş yoğun nüfus barındıran verimli topraklarmış. Roma da buraları romanize ettikten sonra epey bir yatırım yapmış. Roma sonrası buraları bir ticaret şehri olarak baş göstermiş – özellikle de ipekliler nam salmış – ve yine ulaşım kolaylığından ötürü ticari bağlar geçmişin de hatırı ile İtalyanlarla kurulmuş. İtalyanlar kredi imkanları sağlamış Lyonlular ipeklileri üretmiş (elbet başka şeyler de üretmişlerdir de ben o kadar çalışmadım şimdi yalan olmasın) karşılıklı gelmişler gitmişler bu durum da Saone Nehri’nin eski şehir tarafının Roma – italya etkisinde kalmasına yeni şehir tarafının da yahu biz Fransızdık İtalyan etkisi de ne ola ki serzenişiyle biraz Parizyen bir stil ile ortaya çıkmasına sebep olmuş. Yeni şehir kısmında Paris’i bu günkü şekline sokan Baron Haussmann etkileri geniş bulvarlar, krem rengi dış cepheler şeklinde gözükmekte. Yani şehrin bir tarafı biraz Paris’i anımsatıyor bir kısmı da Floransa – Bolonya’yı diyebiliriz. Ama tabi net çizgi çekip bu kısım bu diğer kısım bu demek de pek doğru değil gibi çünkü yeni şehrin üst tarafı Croix – Rousse bölgesinde bazı sokaklar gayet renki İtalyan tarzı gibi 🙂

MWPG8140.JPG

Uzatmadan (!!) gezilecek yerlere başlayım 🙂 Eski şehirin kendisi ara sokakları, incik boncuk dükkanları, boulangerie’leri, bouchon’ları ve traboule’leri …. şimdi traboule ne? nereden çıktı derseniz … dediniz mi? 🙂 bunlar sokak geçitleri. İpek işçileri önce eski şehir kısmında bu mesleği ifaa ediyorlarmış, ipeklilerin de bir yerden bir yere taşınırken zarar görmemeleri gerekiyormuş, Lyon’lu işçiler hem yağmurdan çamurdan ipeklileri korumak için hem de kendileri kısa yoldan bir yerlere ulaşsınlar diye genellikle aynı avluya bakan evlerin avlu kısımlarını geçit haline getirmişler. Böylelikle bir alt paralel sokağa, caddeye çıkmak için dolanmak zorunda kalmamışlar. Bir turist aktivitesi olarak niye geçit geziyoruz, özlü sözlere konu olmuş yerlere bir şeyler mi yetiştiriyoruz ya da bu geçitler gerçekten görülmeye değer mi kısmı fazla sorgulama kaldırmayacak konular 🙂 Bir de eski şehir kısmındaki bu traboule’ler kolay da bulunmuyor. Yani define avcıları size gün doğdu 🙂 Biz eski şehir free walking tour’unda hiç aranmadan gezdik, eğer çok merak ediyorsanız bu şekilde rahat bir yol tercih edebilirsiniz. Ama uyarmadı demeyin burada katıldığım free walking tour biraz sıkıcı idi. Tur aşağı yukarı iki saat sürüyor, geçit keşfetme arzunuzu, monoton bir tura katlanma seviyenizi buna göre değerlendirin.

IMG_9780.JPG

Eğer ben sıkıntıya fazla gelemem ama bu traboule olayından da eksik kalmam derseniz, eski şehrin nüfusunun artmasıyla, şehrin genişleme ihtiyacı ortayaca çıkmasından ipek işçileri bir süre sonra Croix – Rousse bölgesine taşınmış. Bu gün bile geleneksel ipek üretimi görmek isteyenler için mevsiminde gezmelik atölyeler mevcut ve tabi ki burada da eski dönemlerden kalan traboule’ler var ve kendiniz ara sokaklarda gezinirken rahat rahat bulabilirsiniz.

QQGA1929.JPG

Croix – Rousse yeni şehrin yüksek kısmı. Yürümek isterseniz kendi bedeniniz kendi kararınız ama istemezseniz metro C hattı güzel güzel götürüyor. Buraların yüksek olmasından dolayı eski şehri izleyebileceğiniz şehir terasları mevcut. Ayrıca metronun çıkışında belirli günler kurulan bir pazar var. Biz pazar günü pazarına denk geldik, genelde çevre mahsül satılmakta idi ve çok lezzetli gözüküyorlardı. Meyve – sebze, zeytin – peynir, tavuk – patates (kabul bu kısım lezzet sıfatının müsebbibi 🙂 ) klasik bir pazar. Lyon’luların kendisi evde yemek yapmayı sevdiğinden ve pazar günü hiç bir yer açık olmadığından yerel halk buradan bol bol alışveriş yapıyor.

YHNF6836.JPG

Croix – Rousse’un bir başka özelliği de eski işçi yerleşim bölgesi olduğundan, ve bu işçilerin çok zor çalışma koşullarına karşı yoğun iyileştirme mücadelesi verdiğinden protest – alternatif bir bölge olarak nam salmış olması. Sebeb-i isyanı değiştiyse de bu özelliğini hala koruyormuş.

Processed with VSCO with kp3 preset

Bir de ipekli üretiminde kullanılan makinelerin çok büyük olmasından dolayı burada bulunan gayri mülkler yüksek tavanlı ve geniş imiş. Yani yatırım düşünenlere bir info oluversin 🙂 tabi burası popüler bir mahalle ve fiyatlar küçük ve orta işletmeleri zorlayacak düzeyde imiş.

Pazar ve seyir terasları harici ara sokakları da gayet sevimli. Geziniverin.

IMG_9603

Biraz karışık gidiyorum ama benim bekletilerimden biraz büyük olsa da Lyon çok büyük bir yer değil yani bu anlatım sizi çok bozmaz 🙂

MVTT6388.JPG

Biz yine eski şehire dönelim. Önce nehir kenarı ve 2-3 üst paralelini gezmiştik. Şimdi ya yine tabana kuvvet ya da yine vicdani ret hakkımızı kullanarak metro ile yukarı çıkıyoruz. Bizim tercihimiz burada yürümek oldu (!!) 🙂 yürümek isteyenler için tırmanırken karşılaşacağınız manzaralar çok güzel ama tabi yine kendiniz karar verin. Aslında bir füniküler var ama tadilattaymış onun için metro kullanıyoruz. Metro biraz daha geride bırakmakla beraber yokuşu tırmanmaya gayet iyi bir alternatif olduğunu söyleyebiliriz.

IMG_9855.JPG

Burası en eski eski şehir 🙂 Yani Romalılar şehri burada kurmuşlar. Ücretsiz gezilebilen antik bir tiyatro var. Kendisi gayet iyi durumda hatta yazın konserler de veriliyormuş. Biraz ileride de Notre Dame de Fourviere kilisesi var. Meryem anamıza adanmış bir kilise – Neden? Çünkü bu şehrin koruyucusu Meryem Anamız. Kilise zamanının modasına aykırı olarak Romanesk – Bizans tarzında yapılmış. O kısım için bir şey diyemeceğim ama içi çok güzel, kesinlikle gezmenize değiyor 🙂

LADS0010.JPG

Kilisenin bahçesinden yine güzel şehir manzarası resimleri çekebilirsiniz 🙂 Ayrıca metro ile çıkarken şehir manzaralarını kaçırdım diye üzülmüşseniz, dönüş yolunda yokuş aşağı da benzer manzaraları görebilirsiniz.

DBNL3872.JPG

Buradan sonra da yeni şehire geçip sokaklarında gezinip isterseniz alış veriş yapabilirsiniz. Yeni şehirin meydanını belediye binasının olduğu yer olarak düşünürsek burada bir çeşme – heykel var. Amerika’daki özgürlük heykelini de tasarlayan Bartholdi tarafından Bordeaux için yapılmış. Sonra Bordeaux belediyesi bütçesini denkleştiremediğinden Lyon’a kısmet olmuş. Heykeldeki kadın Fransa’yı dört at da Fransa’nın dört ana nehrini temsil ediyormuş.

CFWQ2012.JPG

Heykelin baktığı yerde Lyon Güzel Sanatlar Müzesi var. Bahçesini gezmek ücretsiz sonrasının ücretini gezmediğim için bilmiyorum. Yine heykelin sol tarafında belediye binası var ve belediye binasının arka tarafının baktığı yerde Lyon Opera Binası. Opera Binası klasik başlayıp kapanışı post modern yapan binalardan. Onun için seveni var sevmeyeni var. Biz pek sevmedik ama dış kapının dış mandalı kategorisinden fazla da yorum yapmayı uygun bulmadık 🙂

IMG_9664.JPG

Buralar Lyon’un 1. arrondissement’ı – ok di mi 🙂 – neyse o kısım bizi ilgilendirmez 🙂 buralar Unesco kültürel mirası. Places des Terreaux bölgenin resmi adı. Buranın tepesi de Croix – Rousse. Yani yukarıdan başlayıp aşağı inebilirsiniz.

Stockholm gezimde hadi yine iyisiniz gittiğim yerde sadece 4 gün kalıyorum yoksa başınıza fasikül blog yazısı çıkaracağım demiştim ama 4 günle de şartları epey zorlayabiliyormuşum 🙂

YEOA6709.JPG

P.S. 1 Michelin yıldızlandırma sistemi bildiğimiz Fransız araba lastiği şirketinden ortaya çıkmış. 1900’lerin başında insanlar araba alıyor fakat fazla seyahat etmiyorlarmış. Bu kimselere seyahat etmek için sebep yaratma girişimi olarak lastik firması gezilecek görülecek yerler yemek yenilecek restaurantlar içeren kitapçık / magazinler yayınlamaya başlamış. Aslında ilk başta sadece yemek derecelendirme üzerine değilmiş. Yıllarla beraber kapsanan bölge, içerik konusu bu günkü şeklini almış.

IMG_9769.JPG

P.S. 2 Bouchonlarda sadece yerel kimselerin yiyebildiği Andouillette adında bir bağırsak yemeği var. Aaa bizim kokoreç gibi mi hemen gömelim diye düşünenlere uyarı olması bakımından yemekten çıkan koku Lyon’lu olmayan herkese yemeğin var olma sebebini sorgulatıyormuş. Yani ben gittiğim yerlerde mutlaka oranın lezzetlerini denerimcilerin aklının bir köşesinde olsun 🙂

P.S. 3 Dil ile ilgili o kadar hamiş yapıyorum burada yapmayayım mı 🙂 Fourviere (Meryem  Ana kilisesinin ve Roma kalıntılarının olduğu yer) Forum Vieux’nun bozulmuş hali imiş, yani eski forum yani bir nevi merkez mahallesi. Roma illerinde forum hayatın merkezi; yani ticaret, ziyaret, adalet, iş, aş, aşk (Efes’teki kütüphane bağlantılarını hatırlayın 🙂 ) hep buralarda hayat buluyormuş…

P.S. 4 Çay seviyorsanız veya Kusmi çaylarına özel ilgi duyuyorsanız, Fransa’da Kusmi’ye alternatif daha makul (fransız standartlarında tabi 🙂 ) fiyatlara sahip Damman Freres markasını deneyebilirsiniz – 3 Rue Confort, 69002 Lyon-2E-Arrondissement.

Final P.S. Lyon’un ne kadar az turistik bir şehir olduğu hakkında biraz bilgi vermesi açısından etrafta neredeyse hiç çekik gözlü turistin olmaması bir fikir verir kanımca 🙂

 

 

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Ipek AG dedi ki:

    Agzina saglik gidip gezmis kadar oldum.

    Beğen

    1. basakebcim dedi ki:

      Teşekkürler 🤗

      Beğen

  2. cengizselcuk00 dedi ki:

    Çok güzel bir paylaşım, Fotoğraflar, notlar. Umarım bizde bir gün orada oluruz 🙂

    Beğen

    1. basakebcim dedi ki:

      Çok teşekkürler 🙏🏻

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s