Türkiye’de vizesiz Yunan Adası Simülasyonu Yaşamalık Bozcaada Gezi Rehberi

Kalabalık, kaos ya karmaşadan hoşlanmayan benliğim ne kadar cazip bir rehber hazırlayabilir bilemiyorum ama yine de tarafsız olmaya çalışacağım diyerek Bozcaada rehberine başlayalım.

Biz 29 Ekim tatilini değerlendirmek için, görece olarak sezon dışı olmasından Bozcaada’yı tercih ettik. Ekim sonunda Bozcaada biraz riskli bir tercih olsa da bizi üzmedi sağ olsun.

İstanbul – Bozcaada Ulaşım

İstanbul’dan araba ile Trakya üzerinden Çanakkale ya da Bursa – Balıkesir – Çanakkale rotalarını takip ederek aşağı yukarı aynı zaman zarfında Geyikli feribot iskelesine ulaşabilirsiniz. Trakya’dan Tekirdağ – Keşan – Gelibolu hattından birinci feribot için ilk tercihimiz olabilecek feribot durağı bizi Lapseki’ye atıveriyor. Buradan geçmek istemezsek biraz ilerideki Eceabat’a doğru yol alabiliriz. Eceabatta feribot bizi Çanakkale’ye atıveriyor. Bu feribotların saatleri, internetten bilet alma – almama, adalar biletleri ile kombinleme durumu hep Gestaş’ın keyfine tabi olduğu için ben gitmeden araştırından başka bir şey demeyeceğim. Ama genel bilgi yazın kuvvetle ihtimal internet satışları oluyor, sezon bittikten sonra gişeden alın buyuruyorlar. Yine yazının gelişinden anlaşıldığı üzere Trakya üzerinden gelirsek iki ayrı feribot kullanıyoruz.

Biz Eceabat – Çanakkale hattından geçtik, düşük sezonda saat başı feribotlar vardı. Çanakkale’den de Bozcaada feribotunun kalktığı Geyikli’ye yaklaşık iki saatte ulaştık diye hatırlıyorum. Biz yine de bayram zamanı olduğu için arabayı Geyikli’de bırakıp adaya yaya geçtik ki araba kuyruğunu görünce iyi bir karar verdiğimizi görmüş olduk.

Geyikli – Bozcaada feribotunu da Gestaş işletiyor. Gestaş özellikle yüksek sezonda biletleri mutlaka internetten alın ya da ayırtın buyuruyormuş. Sezon dışında internet satışı yok, gişeden alıyorsunuz. Bir de Gestaş’ın işlettiği diğer feribot hatlarından farklı olarak burada gidiş geliş çift yön bilet satın alıyorsunuz. Yani ada kendini simülasyona fazla kaptırmış olarak sizin iltica etmenizden endişe ediyormuşcasına dönüş biletinizi elinize tutuşturuveriyor. Tek yön bilet satılmıyormuş ama kesin bilgi değil bence bu sizin ısrar seviyenize göre esner. İnternet sitesinden Gestaş’a ait bilet fiyatlarına bakarken tüm hatlar tek yön, Bozcaada gidiş – dönüş olduğunu aklınızın bir kenarına yazın yani.

Biz giderken kendimizi 15:00 feribotuna göre ayarlamıştık. 14:45 itibariyle biletimizi almış feribotun kalkmasını beklemek için iskelenin kahvesine konuşlanmış kahvemizi yudumluyorduk. Bu esnada kahvede neden kimsenin olmadığını sorgularken feribottan bir siren sesi geldi, sonra da iskeleden ayrıldı. Biz özünde rahat tipleriz o bakımdan içimize bir n’oluyo paniği gelmedi bu kalktığına göre elbet bir bildiği vardır diyerek. Gerçekten feribotun araba kısmı dolduğu için erken kalkmaya karar vermiş zaten ek sefer de gelmek üzereymiş. Yani biz 15:00’e niyetlenip 15:20 ek sefer ile adaya geçtik.

Yoğun günlerde adaya ek feribot seferleri düzenleniyor ama ek seferin ne zaman yapılacağını Gestaş’ın kendisi bile bilmiyor. Ayrıca her dolan feribot da ek sefer olmasına rağmen kalkmıyor. Mesela biz dönerken bu sefer feribotun içinde bekleyelim bari diyerek saatinden yarım saat kadar önce feribota bindik, araba kısmı dolmuş olmasına rağmen saatine kadar kalkmadı. Bir de tek yön bilet almak sizin ısrar seviyenize bakar demiştim; adadan feribota binerken kimse bize bilet sormadı ama siz yine de atmayın, ben Erdek ve çevresi, Gökçeada, Bozcaada ve Çanakkale civarında Gestaş feribotlarına çeşitli zamanlarda bindim sanırım aynı hat üzerinde iki kere aynı muameleye denk gelmedim. Bu da kendi içinde bir istikrar diyerek Gestaş mevzunu burada kapatıvereyim.

Biz dönüşte anne yemeği yemelik Erdek uğramalı Bandırma- Yenikapı feribotunu tercih ettik. Eğer yanlış hatırlamıyorsam Geyikli – Bandırma arası üç – üç bucuk saat arası bir mesafe idi. Giderken Keşan’da eski kaşarlı tost dönerken Biga’da çorbaya girdik. Keşan’da Ünal’ın eski kaşarlı tostu pek methedilemekte. Tost güzel, ayran / çay / Türk kahvesi çok kötü. İnşallah işletme bu konuya da bir el atar. Biga’daki çorba da gayet lezzetli idi ama yeri ile ilgili bir not almamışım.

Ulaşımı bir şekilde anlattığıma göre konaklamaya geçebilirim. Biz uzun zamandan beri adada yaşayan Çanakkale’li bir ailenin işlettiği Umutdenizi Konukevi ‘nde konakladık. İki kişi kahvaltı dahil konaklama için 200 TL ödedik, güncel / sezon fiyatları için sitesine bakabilirsiniz. Sahipleri hem güleryüzlü hem de yardımcı. Konum olarak gayet güzel, Rum mahallesi tarafında feribot iskelesine yürüyerek beş dakika mesafede. Toplam üç odalı, biz balkonlu odada kaldık. Balkon yazlık yerlerde zaten çok keyifli, bir de güzel manzara üstüne bal kaymak oluyor. Bu pansiyonun bahçesi de var. Kahvaltı bahçede veriliyor ki merkezde fazla alan olmamasından bahçe ekstra imiş ada genelinde.

Konaklamayı da hallettik, odaya yerleştik artık adayı gezmeye başlayabiliriz.

Feribottan iner inmez kale biz karşılamıştı. Gezmeye buradan başlayabiliriz. Kaleye bir giriş ücreti var ama ben üzerinden zaman geçtiği için ne kadar olduğunu unuttum. Kaleden sonra Rum ve Türk mahallelerinden devam edebiliriz. Bu adada yapılaşma çok şükür ki henüz çok bozulmamış. İnşallah kendisine bir zeval gelmez!

Merkezi bitirdiğimize göre ada çevresinde koylar – fener vs bir tam tur yapabiliriz. Biz arabayı Geyikli’de bıraktığımız için merkezde bir taksi ile anlaşıp 100 TL’ye yaklaşık bir saat ada turu yaptık. Aslında amacımız kalenin önünden kalktan minibüse binmekti ama saatinden önce minibüs dolmuştu ve o gün için başka bir sefer yoktu. Fenerin orada güneşin batışını izlemek bir ada aktivitesiymiş. Yol üstünde koyları da bu aktivitemize ekleyebiliriz.

Merkezde bir de Bozcaada müzesi vardı. Binası özellikli bir yapı imiş. Yapıldığı zaman adanın en büyük binası imiş. Biz gittiğimizde kapalı idi. Ama sırf bina bile insanda merak uyandırıyor 🙂

Yeme – İçme

Benim tatil yapmaya gittiğim yerlerde en gıcık olduğum şeylerden birisi rezervasyon zorunluluğu. Zaten kafayı boşaltmaya giderken neden bir planlar programlar silsilesine gömülüyorum? Çok özellikli bir iki işletmeye isteyen kişilerin rezervasyon yapmasını anlayabilirim ama hayatta kalmak için bir yaşam biçimi olarak tatilde rezervasyona hayır diyorum! Bu serzenişten anlaşılacağı gibi Bozcaada’da özellikle akşam yemeği için rezervasyon yaptırmadan bir yerde gönlünüzce yemek yemek imkansız.

Ben ilk gece rezervasyon yapmayı reddettiğim için zar zor bir pidecide çorba içip pide yiyebildik. ikinci akşam adanın trendine direnmeyip bir önceki akşam rezervasyon yaptırdığımız Asmalı Meyhanede yemek yedik.

Pideci Çiçek Pastanesinin karşısında idi ama ismini not almamışım. Her iki yer de Allah için güzeldi. Asmalı Meyhanenin ortamı ve çalan müzikler, ambiyans filan ada konsepti ile çok uyumlu. Fiyatları da ada geneli ile uyumlu olarak biraz yüksek idi.

İlk akşam Kahve arası diye bir yerde kahve içtik. Ortamı ve çalışanları gayet sevimli idiler ikinci ve üçüncü gün Kahverengi Roastery’de içtik orası da sevimlilik kompartımanında çok başarılı olmasa da kahve açısından gayet başarılı idi. Adada Coffee Shelter’in kahvesi de öne çıkıyormuş ama bir Bozcaada klasiği – çok kalabalıktı deneyemedik. Bizim olduğumuz dönemde Kahve arası sadece akşamları açıktı, Kahverengi’de gündüzleri.

Bence, adada genel olarak yeme içme ortalama ve biraz üstü olmakla beraber bir şişirme durumu da mevcut. Öyle böyle şahane denilen şeyler genelde güzel olmakla beraber bende bir iz bırakmadı. Ama herkesin deneyimi kendine tabi.

Şimdi adada öne çıkan ürünlere gelecek olursak keçi sütünden lavanta, incir gibi aromaları olan dondurmalar, çeşitli damla sakızlı kurabiyeler, gelincik ve domates reçelleri listede başı çekiyormuş. Ekim sonu tüm işletmeler açık olmadığı için dondurmayı sadece Çiçek Pastanesinde deneyebildik. Sezonu olmadığı için değerlendirme dışı bırakıyorum çünkü bence dondurma epey beklemişti. Çeşitli kurabiyeleri Çiçek Pastanesi ve Hemşin Pastanesinde denedik. Galiba Veli Dede Fırını da denedik ama ben bu yazıyı yazarken üzerinden biraz zaman geçtiği için çok net hatırlamıyorum. Zaten bu saydıklarımdan Hemşin Pastanesinin bademli (kavala) ve kakaolu olmak üzere iki ayrı çeşit kurabiyesini beğendik diğerleri bize kötü olmamakla beraber sıradan geldi. Domates ve gelincik reçelini de herhalde seveni var diyerek geçiyorum.

P.S. 1 Bence Avrupa Birliği Türkiye’yi bir şekilde üyeliğe kabul etme misyonuna baş koyacaksa Bozcaada’dan başlayabilir. Adada varmış gibi gözüken refah seviyesi, genel çevre ve sosyal sorumluluk bilinci vs birliği bozmaz seviyede.

P.S. 2 Önce bir gereksiz ara sıcak bilgi; Bozcaada Türkiye’nin köyü olmayan tek ilçesiymiş. Feribottan inince direkt merkezdeyiz. Feribota sırtımızı verdiğimizde sağ taraf (kalenin olduğu taraf) Rum mahallesi, sağ taraf (caminin olduğu taraf) Türk mahallesi.

P.S. 3 Ada yaz aylarında sezon olduğu için çok kalabalıkmış. Eylül ayında bağ bozumu festivali olduğu için çok kabalıkmış bu durumda deniz diye tutturmayanlar için ada halkı en güzel mevsimi Mayıs ayı der.

P.S. 4 Ada ile ilgili izlenimlerimi özetleyecek olursam; bu kadar uzun yazı üstüne bir de özet miii diyecek olanlara rağmen 🙂 Ada bence güzel ama çok kalabalık. Benim tatil anlayışım itiş kakış ve İstanbul’dan uzaklaşmak olduğu için ve ada bu ihtiyaçların hiç birisine cevap vermediğinden ve aynı bütçe ile daha sakin, bana göre daha güzel yerlere gidebileceğimden bende daha fazla keşif hissi yaratmadı. Yani kötü değil ama benim beklentilerimi karşılamıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s