Ee Bu da Aradan Çıksın Kos Adası Gezi Rehberi

Yazıya başlarken amacım Patmos Adasını yazmaktı ama bir neye niyet neye kısmet prodüksiyonu ile daha karşınızdayım.

Demişken Patmos da aklımın bir köşesinden bir dürtüyor yani iki adayı eş zamanlı yazma gibi bir projede geliştirebilirim … kendime minik heyecanlar 🙂

Yukarıdaki paragrafı yazıp hemen Patmos yazısına geçmem de hovarda gönlümün resmi oluversin 🙂 – bu cümlenin ne kadar doğru olduğundan da çok emin olamadım ama siz arif kimselersiniz ana fikri anlamışsınızdır.. Yaz günü kendini kasmayan bloggerınız 🙂

İstanbul – Kos Ulaşım

Türkiye’den en kolay ulaşılabilen adalardan birisi Kos. Öncelikle kendinizi bir şekilde Bodrum’a ulaştırın sonra gönlünüzce hızlı – yavaş, sabah – akşam, Bodrum Kale – Turgutreis limanları opsiyonlarından birinin seçin.

Feribot bileti seçme detayları ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım inşallah. Orada seçeneklerden, nelere dikkat etmeniz gerek filan detaylardan bahsederim kanımca.

Patmos yazımda demiştim, biz Bodrum Express Lines (Catalines) ile geçtik. Bileti de Turkcell Platinum’lulara %10 indirim yaptığı için bilet.com’dan aldık. Mevsim normallerinde aynı limandan gidiş – dönüş, yavaş feribot ile Kos biletinin ederi 25 eur. Yavaş feribot yolculuk süresinin 45 dakika olduğu iddia edilse de giderken de gelirken de 60 dakika sürdü. Yolculuk / tekne rahat, kanımca bayram seyran olmadığı sürece bir sıkıntı yaşanmaz.

Kos’ta kapı vizesi muhabbeti var. Acaba kapı vizesi içerikli de bir yazı yazsam mı? Ben hiç almadım onun için yazmayım ama feribot yazısında ana fikrinden bahsederim. O yazı ile ilgili de bir çok vaatte bulundum. Bakalım ne kadarını hatırlayıp da yazacağım 🙂

Kapı vizesi mevcudiyeti elbet schengen vizesi zorunluluğuna dalalet ediyor. Bunu da demiş olayım.

Kos Konaklama

Biz fiyatı çok cazip geldiği için Koala Hotel‘de kaldık. Kahvaltı dahil iki kişilik oda fiyatı 39,50 eur idi. Liman’dan yürüyerek 10-15 dakika arası sürüyor. Aradaki 5 dakika fark sizin yürüyüş hızınızdan da kaynaklanabilir ama benim o ayrıntıya girmeyeceğimi aşağı yukarı tanıyanlar bilir. Türkiye’den gelen feribotlar ve diğer Yunan Adalarına giden feribotlar hilal şeklindeki limanın iki ayrı ucundan kalkıyor. Yürüyüş sürenizin değişme sebebi de hangi uçtan yola revan olduğunuz ile bağlantılı.

Otel eski ama temiz bizi ağırlayan teyze donuk gözükmekle beraber hem kibar hem sevimli idi. Bu otelde klima biraz sesli çalışıyor, dry modu da yok yani gerçekten eski ama bir gece için bence sorun yok.

Otel kahvaltısı burada da çok başarılı idi, feta, zeytin, ekmekler, tüm kahvaltısal öğeler, meyveler filan beklentileri fazlasıyla karşıladı.

Bu otelimizde de bir köpüş vardı ama şapşik kuzu bir cesur yürekmiş yüreğinin kabardığı anlarda dişlerine hakim olamayabiliyormuş 😀

Kos Gezilecek Yerler

Genel olarak ben de bu konu başlığına hakim değilim, aydınlatmak isteyen varsa buyursun 😀 deyip bitirirmişim … Neyse, biz sadece merkezi gezdik, o da bir gün. Ama edindiğimiz izlenime göre pek gezilecek bir yer de yok gibiydi.

Kos, diğer oniki adalar gibi 1912’de İtalyan’ların hakimiyetine geçmiş, bu durumda İtalyanlardan bir dokunuş bekliyor insan ama onlar dokundularsa bile doğa ananın bu durumu hiç içi almamış ve 1933’te meydana gelen bir deprem her şeyi yıkmış. Sonrasında savaş dönemi ve 1947’de adanın Yunanistan’a devir olması da mimariye pek katkıda bulunmamış.

Adada ilk gezilecek turistik atraksiyon noktası Hipokratın Ağacı. Hipokrat Bey de sıcakta koca çınarın gölgesinde koruğunu yudumlarken öğrencilerine ders veriyormuş. Ağaca yapılan karbon testine göre ağaç 500 yıllık kadarmış ama kendi olmasa da 2400 yıl önce orada bulunmuş ağacın torunlarından sayılırmış.

Ayrıca Limandaki Sen Jan Şövalyelerinin yapmış olduğu (Knight’s Hospitaller – böyle yazınca hep çok havalı duruyor şimdi) kale ve eski şehir taraflarındaki agorada italyan stayla küçük küçük meydanlar diğer atraksiyon noktaları.

Bu adamız medikal sektöre kendini bu kadar adamışken bir de Asklepieion Tapınağı varmış gezip görmelik deyim ama biz gitmedik onun için ayrıntılara hakim değilim. Asklepieion Yunan mitolojisindeki yarı – tanrı / doktor kimse. Bu durumda tapınak da doktordan oluyor diye sulandırıp ortamı konuyu bırakayım 🙂

Kos Plajlar

Merkezden galiba bir saat kadar uzaktaki Paradise Beach en güzel plajı kabul ediliyormuş. Görmediğimiz için yorum yapamayacağım. Biz merkezde takıldık, deniz gayet temiz ve güzeldi.

Paros ya da Samos’un mavi tonları burada yok. Bence sorun yok sadece bilgiyi tarafsız vermiş olayım. Kos Limanda sıra sıra, ya yediğinizi içtiğinizi ödediğiniz şezlong şemsiye ücretsiz işletmeler ya da kişi başı 2.5 eur ödeyip karşılığında işletmenin şişe su ikram ettiği işletmeler mevcut. Deniz – kumsal kumul / küçük taş arası. Etrafta bol taverna da mevcut.

Biz ilk akşam gezinirken bunlardan birine konuşlanırız diye konuştuktu ama sonra önünden geçerken Albergo Gelsomino Otelinin plajının cazibesine kapıldık. Bu otel sanırım oraların en fiyakalı otellerindenmiş ama fiyatlar hiç de caka satmıyordu. Şezlong – şemsiye kişi başı 5 eur, bu ücrete havlu ve şişe su dahil.

Ayrıca bir yerleden sahile kum da gettirtmişler. Benim için önemli değil ama hizmeti like edecek bir kitle de vardır. Ayrıca bir şeyler yemek içmek isterseniz fiyatlar gayet makul. Tavsiye ederiz.

Kos’ta yeme içme ile ilgili ayrı bir başlık açmayacağım. Sanki diğer yerlerle ilgili çok matah bilgi veriyorum da bu eksik kalmış gibi de açıklıyorum 🙂 Ama burada yediklerimiz kötü olmamakla beraber bahsetmeye değer değildi. Sadece akşam yemeği için oturduğumuz Sokrates Taverna’da biz salata ile kendimiz eğlerken etrafta ki herkesin yemeklerinin gelip bizim yemeklerin gelmediğini farkettiğimiz de garson ama siz salatanızı bitirmemiştiniz yabancı turistler önce salatalarını bitiriyorlar dedi 😀 dedik biz Türküz herşeyi aynı anda yeriz, donat masayı 🙂

P.S. 1 Otel güzeldi bir gece için bence sorun yok dememin sebebi Kos’un çok ilgimi çekmemesi, 270 küsur Yunan Adası varmış, Kos bunların arasından en vasat olanlarından bir tanesi imiş, bütünsel bir keşifte bulunmadığım için bir şey diyemeyeceğim ama benim ilgimi çeken bir sürü başka ada var.

P.S. 2 Ada ile ilgili blog yazılarını okuyanlar adanın adı Kos ama Türkçe’de İstanköy deniyor söylemine rastlamışlardır. Türkçe ismi de aslında Yunanca versiyonunun bozulmuş hali imiş. Aynen istanbul gibi Si tin poli > İstanbul, Si tin Ko > İstanköy. Yunanca’da kelime sonundaki S harfini okumuyorlar, henüz nedenini çözemedim. Yani Adanın adını aslında Ko diye okuyor Yunanlı kardeşlerimiz, benzer şekilde Kalymnos > Kalymno, Leros > Lero filan diye telaffuz ediyorlar adalarını, Yunanca bilenler aydınlatmak isterlerse ellerine korkak alıştırmasınlar 🙂

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Aşına Buyruk dedi ki:

    Ege sahillerimizin daha bakımlısı, korunmuşu, kıymeti bilinmişi…

    Liked by 1 kişi

    1. basakebcim dedi ki:

      maalesef çok doğru …

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s