Tamam Sen Daha Büyüksün Oy Gidi Karadeniz Yayla Gezi Rehberi

Üç paragraf başlığın ne kadarı bütünsel bir görsel oluşturacak bilemedim ama Sezar’ın milenyumlarca hala kendinden bahsettiren hakkı Sezar’a girişi yapmadan olmazdı. Bu konuyu da an itibariyle merak etmedim değil, tez zamanda kendime not odaklanayım.

Karadeniz’in büyüklüğü coğrafyanın güzelliğini kabul etmekle beraber kendisine ve insanına temkinli yaklaşmamdan kaynaklanıyor. Baştan da alenen söyleyeceğimi söylemiş olayım.

Saydamlıkta gazete kağıdı ile silinip camsil ile parlatılmış cam kapı berraklığı yarattığıma göre iki günlük yayla gezisinin kesinlikle yetmediğini Karadeniz doğasının gerçekten büyüleyici olduğunu ve hiç bir anı birine uymayan doğa olaylarının verdiği acizlik ve teslimiyet hissinin altan alta bağımlılık yarattığını da itiraf edip bu rehberi de burada bitireyim … dermişim 😀 Gidin işte çok güzel!

Tamam gidin de nasıl gideceksiniz kısmı soru işareti yaratıyorsa ya da Karadeniz yaylaları tamam da hangisi kardeşim diyorsanız okumaya devam edebilirsiniz 🙂

Geçmiş yazılarımı az çok okuyan herkes benim gezi konusunda kendimi sınırlandırmağımı anlamıştır. Genel olarak ön yargılarım yok, sadece beni öncelikli çeken bölgeler var. Karadeniz yazının girişinden anlaşıldığı üzere öncelikli kalkınma bölgelerimde değildi. Üç kuzen geçen 29 Ekimde (2018) bir şeyler yapalım diye niyetlenip 15 Temmuza (2019) Karadeniz gezisi ayarladık. O kısımı yayla turu altyapı çalışmalarında anlattım. Altyapı çalışmaları yazısını daha sonra yayınlayabilirim ama siz orada anlattığımı bilin. Geçen süre içerisinde geziye Gülşen de dahil oldu ve dördümüz bir beyaz yaka klasiği Cuma akşamından Cumartesi sabah tura katılmak üzere Trabzon’a hareket ettik.

İstanbul – Karadeniz Yaylaları Ulaşım

Bu da çok manalı gözüken bir başlık olmadı ama okudukça tamam işte ana fikri vermiş mansiyon ödülü verirsiniz kanımca. Ben özünde dört yayla gördüm diye o yayladan bu yaylaya en yakın hava sahaları girizgahı yapamayacağım. Biz iki günde Ardeşen, Fırtına Vadisi, Şenyuva (Çinçiva), Zilkale, Palovit Şelalesi, Badara Yaylası, Gito Yaylası, Şimşir Ormanı, Pokut Yaylası ve Sal Yaylasını gördük. Allah’tan cümlenin de herhangi bir yerinde sadece filan yazmamışım … gezdiğimiz yerleri böyle sıralayınca sanki fena da iş çıkarmamışız 😀

Şimdi biz Rize’deki yaylaların bir kısmını gezdik. İsteyene Trabzon ve Artvin’de de yaylalar var. Ben istemiyormuşum gibi bir izlenim oluşturmayım. Bu gezinin kısmetine düşen bölge buraları olduğu için ben buralara biz nasıl ulaştık onu anlatacağım. Sonra diğerlerine gidersem onları da ayrıca yazarım. Bana yazmaya konu olsun!

Rize’ye en yakın hava alanı Trabzon’da. Çevre illerden ya da kara yolu ile katılım sağlamayacaksanız yerel Rize yaylaları turlarının başlama noktası burası oluyor.

Yerel tur dediğime göre bizim iki günlük gezimizi nasıl gerçekleştirdiğimize dair bir intiba da oluşturmuş oluyorum. Ben ve gezi arkadaşlarım (bu da ersin ve dadaşlar şeklinde yakın çevreden bir çağrışım yaptı gibi oldu ama … neyse) turla gezmeyi sevmiyoruz. Her şeyi kendimiz ayarlayalım, kendi hızımızda, keyifimize göre gezelim istiyoruz. Her şey istemekle olmuyor tabi. Bazı durumlarda can – canan bağlamı da denkleme girebiliyor. Ben kimseyi korkutmayım ya da şoförlüğüne güvenen cengaverlere mani olmayım. Ben bilmediğim coğraflarda gezerken kendimi kasmaktan da hoşlanmıyorum.

İnce yer gidiş geliş ve yayla yolunun nispeten rahat sayılabilecek bir kısmı

Gezi planlama aşamasında bazı bloglarda insanların arazi araçları kiralayarak kendi başlarına rahat gezdiklerini de okudum. Böyle bir niyette bulunmuşlar için genel uyarılar yerel kimselerin sözünden çıkmadan doğa ile inatlaşmadan ve kesinlikle arazi aracı ile yola çıkmaları şeklinde. Ben o coğrafya da şahsen bu tarz bir işe girmem. İşi bilene bırakıp doğanın tadını çıkarmak en güzeli.

Yerel turların küçük gruplar için kişiye özel turları mevcut. Bizim katıldığımız tur olan Yaylalarunadami‘nda böyle seçenekler vardı. Ama biz hafta sonu bize uyan hazır tura katılmayı uygun gördük. Cumartesi sabahı bizi Trabzon’da hava alanının karşısında kaldığımız otelden topladılar Pazar akşamı yine aynı noktaya eksiksiz bir şekilde teslim ettiler sağolsunlar.

Gito Yaylası Konaklama

Yukarıda da dedimdi biz gerçek yayla stayla Badara, Gito, Pokut ve Sal’ı gördük. Gerçekten kastım, İstanbul insanı az yüksek yeşillik barındıran önü uçurumdan hallice düzlükleri yayla sanıyor olabilir …. ben mesela öyle sanıyordum …. bu tarz düzlükler en yakın tanımlamayla Ayder gibi geçiş yaylası olabiliyormuş. Yaylalar 1600-1700 mt civarı yüksekliklerde genelde ağaçların seyreldiği ya da daha yüksek rakımlarda bittiği yerlerde başlıyormuş.

Benim gördüğüm kadarı ile Gito ve Pokut konaklama açısından çeşitli seçeneklere sahip, Badara‘da ya bizim gördüğümüz yerde konaklama imkanı yoktu ya da ortamdaki sis benim beynimi de kapladı ben ortamı çok algılayamadım 🙂 Sal ise Gito ya da Pokut gibi olmasa da kendi imkanları çerçevesinde bize en doğal /organik ağırlanma seçeneğini sunuyor.

Ara P.S. Sal’da gördüğüm keçiler ve inekler tüm hayatımda boyunca gördüğüm en temiz küçümen / büyükçe başlar ❤ Maşallah deyim resmen temizlikten parlıyorlardı.

Konuya devam edip başlık ile bağlayım 🙂 biz Gito Konakta kaldık. Diğer yerlerde şunlar bunlar var diyerek çalışma yapmadığım bir konuda kimsenin kafasını bulandırmayım. Ben kendisinden gayet memnun kaldım. Sahipleri bizi kendi çocukları / torunları gibi ağırlardılar sağ olsunlar.

Yemekler de ayrı güzeldi. Karadeniz yemekleri konusuna da bir noktada değinmem lazım. Ağaçlık ortam bu konuya fazla gölge yapmış diye de az cıvıklaşıp konuya geri dönmek üzere hızlı geçiş yapıyorum 🙂

Yayla evleri koşulları, elegansiya seviyesi, çok yıldızlı hizmet beklentisi prenses ruhumuzu ne kadar tatmin eder derseniz ortalama 1700 mt’deyiz bacım beklediğiniz takım yıldızlara değişken hava koşulları nedeniyle ulaşılamamaktadır diyebiliriz 🙂 Yani insan yaylada ne gibi bir lüks bekler onu da bilemedim tabi.

Bir üst paragrafta az atarlı giydirmeli bir giriş yaptıysam da aslında benim bir takım beklentilerim vardı şimdi yalan da olmasın. Liste uzun değil; temiz olması, sıcak olması benim beklenti konularımdı. Her evde öyle midir bilmiyorum ama genelde yayla evlerinde tuvalet – banyolar ortak. Yukarıda bir yerlerde demiş olabilirim evin içinde terliğinizle geziyorsunuz (yayla gezisi alt yapı yazısında demişim boşuna yukarılarda aramayın 😀 ). Gito Konak ahşap bina, ki bence ayrı bir sempati konusu ama tabi böyle olunca ses geçirgenliği de yüksek. Beni rahatsız etmedi ama beklentileri aydınlatmak için belirtmiş olayım.

Beni çok açmayan ama her yaylada gezmiş instagram hesabının olmazsa olması uçuruma salınmalı salıncak burada da var. Gito yaylasında kendine şan şöhret yapmış bir salıncak belli bir ücret karşılığında sevenlerini bulutlara salıyormuş. Mezkur salıncağı şahsen tespit edemedim (aramadığım için olabilir 😛 ) ama bizim evin önünde de mütevazı bir salıncak tüm halkı kucaklıyordu.

Yayla Gezmeleri

Bu başlık da bayram tadında bir intiba yaratmadı değil 🙂 Rize’de yolculuğumuz deniz seviyesinde başladığı için yükselme yavaş yavaş gerçekleşiyor ya da bizde öyle gerçekleşti. İnşallah ilçe adlarını çok sallamam ama yükselme Ardeşen‘den başlıyor. Burada Fırtına deresinde zipline yaptık ki bence çok zevkli bir aktivite … bu paragraf gerçekten bayram çocuğu eğleme tadında gidiyor 😀

Sonra Çinçiva / Şenyuva‘ya gitmeye niyetlendik ama cümle akraba bizden önce davrandığı ( 😛 ) için biraz ileride Yolun Kenarı Kafe diye bir yerde durup bir şeyler yiyip içtik. Burada yemekler gayet başarılı idi tavsiye olunur.

Daha sonra Zilkale ve Palovit şelalesine yollandık. Zilkale konaklama amaçlı yapılmış bir kale imiş ama şeceresi biraz bulanıkmış. Yani ille de şu zamanda şunun için yapıldı diye bir ısrar yok. Manzarası güzel, fotojenik, geziverin. Giriş ücreti 3 TL.

Palovit çok güzel ağız dolduruyor şimdi kabul etmek lazım havalı bir ismi var 🙂 galiba en yüksekten akan şelale olmamakla beraber debi denmiyor ama bir şekilde yoğunluk belirten sıfatı da vardır elbet yani oraların en gürül gürül akan şelalesi.

Buraya kadar ulaşımda hiç bir sıkıntı yok. Ortamlar kalabalık ama duble olmasa da kelimenin hakkını verecek yollar var. Gerçek tırmanma buradan sonra başlıyor. Biz Palovit Şelalesinden sonra Badara ve Gito yaylalarına gittik. Badara yolu bende daha darmış gibi bir izlenim yarattıysa da bizi Allah’a ve imana en yaklaştıran tarik Pokut yolu imiş. Ben şahsen gezi boyunca şoförümüz Ali Abiye tam güven gittiğim için bir tedirginlik yaşamadım. Ama yolların bir tarafı uçurum ve genişlikte formuna çok dikkat eden yollar gidiş geliş, toprak, taş karışımı ve bol hoplamalı. Bu tırmanma anları müziğin de zirve yaptığı anlar …. nedense 😉

Gezi rotasından devam edecek olursam, biz ertesi gün önce Şimşir ormanına gittik. Bu orman dünyadaki iki şimşir ormanından biriymiş. Diğeri Norveçte ve varlığını sorunsuzca sürdürüyormuş. Bizimkinin maalesef 4-5 yıllık ömrü kalmış. Bilinmeyen bir sebepten ötürü ağaçlar kuruyormuş ve yapılan ıslah çalışmaları sonuç vermiyormuş.

Oradan ilk gün gidemediğimiz Şenyuva / Çinçiva köyüne gittik. Buranın bir köprüsü, bir kahvesi bir de hediyelik eşyalıkcısı meşhurmuş. Yani tuuuristliğin dibine vurduğumuz ortamlardan birisi burası. Köprü şimdilik restorasyonda ama etrafta insta-tatmin yaratacak başka köprüler de bina edilmiş … sikinti yok!

Buradan, yukarıda da dediğim gibi Pokut ve Sal yaylalarına gittik. Pokuttan Sala yürüyerek geçtik. Mesafe ve şartlar bu eylem için gayet uygun 🙂 Sal’da Kadir Abi ve ailesi gerçekten tanınması gereken insanlar. Bazı yerlerde bazı insanlar gerçekten çok güzel şeyler yapıyorlar….

Gün biterken Sal’dan Makrevis’e indik. Bu yolun inişi çıkmasından daha zor. Aracı kullanma kısmını Ali Abi’ye sormak lazım tabi de insanın içi – dışı, bir takım nezaketten pay almamış vücut yerleri hayli etkileniyor 😛

Yeme – İçme Konusu

Yemekler konusunda Karadeniz benim beklemediğim bir performans gösterdi. Tabi biz hiç bir yere rast gele elimizi sallaya sallaya girmedik. Yerel bir turla gezmenin avantajlarından biri bölgeye her konuda full hakimiyet oluyor. Buralarda muhlama / kuymak, kuru fasulye, kara lahana, tereyağ, yoğurt, her türlü et, laz böreği, sarma (fındıklı baklava), sütlaç yemeden dönülmemesi gereken lezzet kalemleri. Yiyin gari!

P.S. 1 Sezar’ın hakkı bulunduğumuz koordinatlarda gerçek kişilerde % 15 tüzel kişilerde %22 imiş yani bu konu kıyamete kadar gider!

P.S. 2 Tulum, Karadeniz türkü / şarkıları ve Horon bu coğrafyada direnilmemesi gereken konulardan. Bir yerden sonra alışkanlık yaratmasa bile akışkanlık kazanıyor.

P.S. 3 Günü birlik yayla turları programları da mevcut. Yaylaların aşağı yukarı 1800 rakımda oldukları, yukarıdaki oksijen durumu, aşağıya inince / inerken çekeceğiniz baş ağrısı durumlarını göze alarak bu yola baş koyun. Yani bence koymayın ama tabi kendi bedeniniz kendi kararınız.

Ara P.S.2 Yayla rakım konusunu da bir Osmanlı torunu stayla anlattım kalemime sağlık 🙂 1600’den başlayıp 1900’lere kadar giden ama bu konuda kat edecek biraz yolum da var. Gerçek bir osmanlı yazıcısı 1600’den başlayıp 2500’e çıkmadan da bırakmazdı 😛

P.S. 4 Yaylada ödemeler nakten ve defaten yapılıyor yine yüksek rakımda şartları zorlamayalım lütfen!

P.S. 5 Muhlama ve Kuymak özünde benzer yemekler gibi gözükse de içerik bakımından kullandıkları un çeşidi ile ayrışıyorlarmış. muhlama beyaz un, kuymak mısır unu ile yapılıyormuş. Boomerang yapacaksanız muhlama daha iyi görsel sağlıyor deyip turist benliklerinizi şenlendirecek günün hayırlı infosunu vermiş olayım.

P.S. 6 Karadeniz’e gelmeden önce bende intiba olarak yayla serinlemek için çıkılan yükseltilerdi. Gezi başında deniz seviyesi olmasa bile Ardeşen civarında çok da sıcak olmayan havalarda insanların niye yükselme hırsıyla dolduklarını bir sorgulamadım değil. Yani yukarıda şartlar gittikçe zorlaşırken insan durduk yere neden bunu kendine yapar şeklinde kafamda deli sorular oluştu. Bence Karadeniz insanı bunu her türlü kendine yapar ama ortamda bir mazoşizm söz konusu değilmiş. Tarımdan nasibini alamamış coğrafyanın kendini hayvancılıkla var etme çabası imiş. Yüksek irtifada özellikle büyükbaş hayvancılık için koşullar çok uygunmuş. Bu bölgelerdeki insanlara yaşadıkları köylere göre hayvancılık yapmaları için yaylalar gösterilmiş. Mera kanununa göre bu araziler tapulu değilmiş ve olamazmış. Sadece hayvancılık yapan kimselere hayvanlara bakmaları için ve kendileri barınabilmeleri için kullanabilecekleri alanlar tahsis edilirmiş. Bu bağlamda Sal yaylası Çinçiva / Şenyuvalıların, Pokut Makrevislilerin, Gito Pazarhemşinlilerin yaylasıymış (inşallah bu kısmı doğru yazmışımdır ama yazamamışsam da siz arif kimseler olarak ana fikri anlayıp gidişattan puan verip aslını bir bilene sorup öğrenirsiniz).

P.S. 7 Ortamda değişik isimler varsa etimolojik çabalara girmesem olmaz ama bu kısımı da inşallah çok sallamadan atlatabilirim. Burada isimler genelde Ermenice imiş. Mesela Kaçkar – haç (bildiğimiz haç) ve kar (taş) kelimelerinden meydana geliyormuş. Aynı şekilde Pokut esen yer, Sal düzlük, Badara da küçük demekmiş.

P.S. 8 Belki ilk bunu yazmalıydım ama kendinizi yaylalara vurmadan önce fizyolojik / psikolojik / sosyolojik (tabi ki abarttım) ne gibi çalışmalar yapılmalı bir araştırın. Ya da araştırmayın, yazıyı ben hazırladım resimlerini seçmeye üşenmezsem 2-3 güne onu da yayınlarım oradan bakın. Bu konu önemli … atlamayın!

Final P.S. Yerel bir turla gittik deyip konuyu yorumsuz bırakmışım nesnelliğime sağlık 🙂 yine gidersem aynı tur ile giderim size de tavsiye ederim. Turun adı Yaylalarun Adami, linkini yukarıda vermiştim, aynı isimli instagram hesabı da var.

P.S’ler den bağımsız kendimi bile şaşırtarak yaylalara hazırlık yazısını ertesi gün yayınladım. Buradan buyurabilirsiniz.

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. saphilopes dedi ki:

    Offff of gito yaylasında bulutlarda olmak vardı şimdi. 🙂 Muhteşem.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s