Girit Zor da Anca Hanya Gezi Rehberi

Ada büyük, beyaz yaka sınırlı olanaklarla izin kullanır o bakımdan en gerçekçi tanımlama budur diyerek başlıyorum Girit’e giriş Hanya Gezi Rehberime.

Biz Karadeniz yaylalarından sonra ortam ne kadar Pontus yerinde tespit edelim diye ara vermeden Girit’e geçtik dermişim. 😛 Gezi boyunca bunun geyiğini bol yaptık ama son gün artık dönerken karşılaştığımız Kostas Abi bize bu konuda beklemediğimiz bir yükleme yapmadı da değil 😀

Patmos rehberimde en sevdiğim Yunan Adalarında birinci sırada Paros, ikinci sırada Patmos var demiştim. 200 küsur ada varken elbette sıralama için erken olabilir ama kendi gördüklerim arasında sıralama yaptığımdan beyanatta her hangi bir sakınca görmedim … hala görmüyorum.

Girit son düzlükte atak yapıp listenin en üst sırasına yerleşmedi ….çünkü Girit’i başka adalarla kıyaslamak hem Girit’e hem de diğer adalara haksızlık. Ben gezi boyunca hep bildiğim biraz hasretini çektiğim hatırlayınca buruk bir özlem duyduğum bir yeri geziyormuşum hissine kapıldım. Merak eden olduysa baştan söyleyim bizim ailede göçmen çok ama hiç biri Girit’ten değil. Yine de Girit bana o kadar tanıdık / yakın geldi.

İstanbul – Girit Ulaşım

Bilgi verirken bu sefer Trabzon’u bile kapsama alanıma alabilirim. Biz 15 Temmuz Pazartesi akşam Trabzon’dan Sabiha Gökçen Hava limanına geldik, 16 Temmuz Salı sabahı İstanbul Hava limanından Atina aktarmalı Girit Hanya Hava limanına gittik. Hanya Hava limanını kanımca pek mümtaz bir Yunan kişisini onore ediyor ama bir kere de bu isimleri telaffuz etmek yaz sıcağında çok kolay değil.

Burası bir kilise Aya Nikolas Kilisesi, Osmanlı zamanında camiye çevrilmiş ama hem çan kulesinin olması hem de minaresinin hala ayakta olması bakımından türünün tek örneği imiş.

Üç beş sene önce yaz aylarında İstanbul’dan direkt Girit seferleri vardı ama benim gördüğüm 2015’ten beri bu seferler yapılmıyor. Lütfen Girit’i kapsama alanlarınıza alın da ulaşım daha “ulaşılabilir” bir hale gelsin 🙂

Giritte bir değil tam üç hava limanı var. Hangisine ineceğiniz tamamen bütçenize ve tatilinizi nerede geçirmek isteyeceğinize bağlı. Hanya (Chania) genelde daha turistik ve şirin olarak tanımlanıyor. Ayrıca Girit’in ve tüm Balkanların hatta bazı tanımlamalara göre Avrupa’nın en güzel plajları burada bulunuyor. Meraklıları için bir çok Osmanlı etkisi görmek de mümkün.

Kandiye (Heraklion) daha Italyan etkisinde, imaj olarak pek albeni sunmayan ama kendince küçük cazibeleri olan bölge imiş. Eğer şehir / kültür gezmesi yapmak istiyorsak burası iniş için alçalacağımız hava meydanı imiş. Kandiye Havalimanı’nın payına düşen mümtaz kişi Nikos Kazancakis … bir yerlerden tanıdık geldi mi? Günaha Son Çağrı ve daha ünlüsü Zorba’nın yazarı olur kendisi. Ayrıca Zorba’nın film müziği tüm zamanların en Yunan müziği olarak hafızalarımıza kazınmış durumda. Mikis Theodorakis de tüm Yunanistan’ı bir şarkıya işlemiş bestekar kişimiz. Konudan bağımsız olarak Zülfü Livaneli ile beraber söyledikleri O Günler şarkısı çocukluğumun en pamuk şeker tadındaki ezgisi olur ❤ .

Ben konuya döneyim üçüncü hava limanı Sitia’da … acaba Girit’liler bu bilgiden haberdar mı? Girit için uçuş araştırması yaparken bu hava limanı nedense hiç belirmiyor. Burası adanın en doğusu, Kandiye ortası, Hanya da batısı. Yani giriş gelişme sonuç her yerde bir hava limanı mevcut. Hazır başlamışken bu hava alanı da Vitsentzos Kornaros kişisini onurlandırıyor. Mezkur kimsemiz Girit Yunancasında çok nadide şiirler yazmış olan bir Venedik soylusu imiş, Vincenzo Cornaro isminin Yunancalaşmamış hali imiş, abisi Andrea Cornaro ile beraber ecnebi kimseler akademisinin (Accademia degli Stravaganti – Academy of the Strange Ones) üyeleriymiş ve abisi eserlerini İtalyan dilinde icra etmiş.

Bence yukarıdaki paragraflar Girit’e ulaşmak için harcayacağınız süreye yerinde bir gönderme yapıyor 😛 Türkiye’den Girit’e aktarma yapmadan ulaşamıyoruz. Siz çok isterseniz Dublin’den de aktarma yapabilirsiniz ama uçak bileti araştırken genelde karşımıza ilk Atina aktarması çıkıyor. Atina üzerinden bizi Girit’e ulaştırmayı taahhüt eden şirketimiz Aegean Airlines. Skytrax’in yıllık değerlendirmelerinde genelde en iyi bölgesel hava yolu çıkar kendisi, ben de pek severim.

İstanbul’dan Atina’ya indiğiniz zaman Schengen Bölgesi dışından geldiğiniz için pasaport kontrolüne girmeniz gerekiyor. Maalesef bizimle bir kaç Amerikan kafilesi aynı anda bu görevi ifa etmeye niyetlendiği için bizim bir saat içinde Hanya uçağımıza yetişme umudumuz orta şiddette sallanmaya başladı. Ama sempatik Amerika’lı orta yaş üzeri amca ve teyzelerimiz sağ olsunlar bizi sıralarda bekletmeden ön taraflara ışınladılar. Hatta bir tanesi direkt bir görevliyi işaret ederek söyleyiverin şu genç sizi her yerden geçiversin buyurdu biz de onu dinledik 🙂

Kanımca bize öyle denk gelmedi, yani Atina Hava Limanında genel uygulama olarak, adalara aktarma yaparken aktarma süreniz çok kısa ise hemen bir görevliye yanaşıveriyorsunuz, o sizi ilgili sıradan anında geçiriveriyor.

Dönerken aktarma isteğimiz düşük ama sürelerimiz çok elverişli olduğu için her hangi bir sorun yaşamadık 🙂

Atina Hava Limanı kahve molası 🙂

Hanya Havalimanı – Şehir Merkezi Ulaşım

Burası büyük bir ada olduğu için toplu taşıma diğer Yunan Adalarına göre daha etkin olabiliyor. Tarifeler sezonluk olarak değişse de Ktel (Adalar i.e.t.t’si) bizi 2,5 eur karşılığı şehir merkezine ulaştırıyor. Tarifeler nedir bacım derseniz buradan ulaşabilirsiniz. Biz havalimanı ulaşımını otobüs ile hallettik, şehir içi ulaşım için araba kiraladık. Eğer şehir içinde araba kiralamayacaksanız yine Ktel sizi arzu ettiğiniz destinasyonlara ulaştıracak ya da ulaştırmayacak, çünkü o destinasyonu sadece sizin arzu etmeniz Ktel’in bu hizmeti sağlaması için yeterli değil 🙂 Aynı link üzerinden diğer tarifelere de ulaşabilirsiniz.

Araba kiralama konusuna gelince, biz 3 tam gün için, iki sürücü ve sigorta dahil otomatik vites Toyota Aygo için 160 eur ödedik ve toplamda 50 eur’luk benzin aldık, benzinin hepsini harcamadık ufak bir strateji hatası olmuş 😀 . Tüm Girit için dört günlük otel harcamasından gayri de en büyük masraf kalemimiz bu olmuş oldu.

Araba ile ilgili bir sıkıntı yaşamadık, şoförümüz Gülşen yolları genel olarak düzgün buldu, özel olarak Balos Plajı yolu içler dışlar çarpım tablosu dışa vurumları olarak ortaya çıktıysa da ve onun dışında bazı yerlerde daralmalar gösterse de yayla yolları yanında salon salomanje ayarında idi. Burada bizim nereden araba kiraladığımızı söylemeyeceğim çünkü kiralama yaptığımız şirket operasyonel olarak aklımızda bir takım soru işaretleri bıraktı. Belki çok büyük dert değil ama son gün 19:00’da arabayı otelimizde teslim etmek için sözleştiydik, ertesi gün biz adadan ayrılırken hala arabayı almaya gelmemişlerdi. Bir önceki akşam 20:30’da nerede kaldınız hacılar diye aradığımızda kendilerine ulaşamadık, ulaştığımız kişi bizim dilimizden anlamadı, biz de otelden yardım istedik. Sağ olsunlar, oteldekiler çok yardımcı oldular, arabanın anahtarını da onlara bıraktık. Artık gençler kanımca kendi aralarında anlaştılar.

Hanya Konaklama

Otelimizden o kadar bahsetmişken Hanya’larda başınızı sokacağınız geçici yuvanız olarak Hotel Ideon‘u tavsiye etmiş olayım. Dört gece iki kişi kahvaltı dahil 270 eur ödedik. Buraya booking.com’daki linkini ekledim, odalar aynen resimlerdeki gibi, gayet temiz ve yeni. Kahvaltısı da tatminkar, sahipleri hem çok yardımcı hem çok sevimli. Otel, Nea Chania Plajına yürüyerek iki dakika, eski şehire yürüyerek 10 – 15 dakika uzaklıkta, önünde araba park etmek için uygun alan var.

Hanya Gezilecek Yerler

Bu konuya çok girsem mi girmesem mi bilmiyorum, ben çok odaklanamadığım için çok detaylı bilgi veremeyeceğim. Eski şehir güzel, ara sokakları, Bizans, Venedik, Osmanlı stili binaları, eski limandaki Venedik Feneri, kordon boyu çekim noktaları. Burada tarihin tozlu sayfalarında kendine nam yapmış bir çok yapı mevcut.

Ayrıca, Nea Chania ve Palia Poli (eski şehir) arasında kurulan Perşembe Pazarı ve Eski şehirde Bizans duvarlarının orada kurulan Cumartesi Pazarı da bence gezilmesi gereken yerlerden. Ne de olsa Girittesiniz ve burası midelerinizi en taze ve organik ürünlerle şenlendiriyor. Avrupa şehirlerinin aksine aynen bizim pazarlar gibi her şey kilo ile satılıyor ve yine çocukluğumdan ezgiler yanından geçerken domates tezgahı buram buram yaz kokuyor. Bu kokuları uzun zamandır içime çekmemiştim. Sırf domates değil, karpuzların, şeftalilerin, kavunların kokusu siz daha pazara girmeden sizi karşılıyor. Ben çok pazar gezmesinden haz etmem. Çocukluğumun Erdek yazlıkçı günlerinden travmatik anılarım var 😛 ama bunu ben bile diyorsam bence atlamamız için iyi bir neden 😀

Hanya Plajları

Hanya’da bir tek Nea Chora’da plaja gittik, gayet güzeldi, halk plajı, deniz temiz, berrak. Bölgenin daha lokal kısmıymış, yemek yerleri de lokallerin tercihiymiş deyip konuyu kapatırmışım 😀 Hani Avrupa’nın en güzel plajları buradaydı derseniz, aslında burada değil ama yakın işte deyip sizi yan belediye Kissamos’a alacağız 🙂

Burası plaj değil, otelden eski şehire giden yol üzeri

Kissamos’ta ünü alıp başını gitmiş iki plaj var. Birisi belediyenin kuzeyi Valos, diğeri de güney batısı Elafonisi. İki plajın ortak özelliğinden biri kumsalının toz pembe renginde olması. Bu renk zamanla parçalanan deniz kabuklarından ötürüymüş. Diğer ortak özellik de lagünler olması. Balos’ta yan yana iki koy lagün oluşturmuş, Elafonisi’de de yürüyerek geçilen adayla yine koylar lagün oluşturmuş. Her iki plajda da mavinin onları aklınızı başınızdan alır. Mavilik deyince yetkinlik sertifikası Maldiv tonu buralarda da mevcut.

Elafonisi’ye ulaşım daha kolay. Onun için oradan başlıyayım. Buraya otobüs ile ulaşabilirsiniz. Kiralık araba ile gelecekseniz yollar da düzgün. Yalnız çok yakın değil, Hanya merkezden bir saatten fazla sürüyor. Park etmek için yeterince alan var ve ücretsiz. Plaj organize, şezlong şemsiye var, yemek yeme, atıştırma yapma olasılıkları da mevcut. Tabi sıra sıra tavernalar beklemeyin, açlıktan ölmezsiniz işte. Ayrıca duş, tuvalet ve değişim kabinleri de temiz, kullanışlı, iş görüyor.

Elafonisi, Hanya tarafındaki en popüler iki plajdan biri olduğu için çok kalabalık oluyor, eğer yoğun aylarda buraya gelecekseniz şemsiye kapmak için erken davranmanızda fayda var. Plaj çok büyük olduğu için her hangi bir klostrofobik durum, gereğinden fazla kaynaşma ortamı oluşmuyor 🙂

Plajın her bir yanı Disney masallarından fırlamışcasına pembe – mavi değil, pembelerin yoğun olduğu alanlar var, ama fark edilmeyecek gibi de değil yani panik yok, kendiniz nerelerden bahsettiğimi rahat bulursunuz.

Burası çocuklu aileler için de bir cennet çünkü konu üzerinde insan üstü bir çaba göstermediği sürece çocuğunuz kesinlikle bu derinliklerde kendini boğamaz. Eğer çocuğum takılsın da ben balık adamdan hallice bir kimseyim derseniz az öteye yürüyüp (biraz yürüyeceğiniz) istediğiniz boylara ulaşabilirsiniz. Az öteden kastım deniz içinde boyuna bir yürüme değil, koylardan derin olanına doğru sahilden yürüme 🙂 , yani çocuk için tehlike yok, o kendi koyunda istediği kadar istediği yönde gitsin.

Pembelik ve Mavilikte benzer performans gösteren ikinci plajımız Balos ulaşım kompartmanında bizi biraz zorluyor. Bizi derken, arabacıları zorluyor, yoksa Hanya ya da Kissamos’dan günü birlik tekne turları ile turun hizmet içeriğine göre tekneye otobüs ile ulaşım dahil Gramvousa Adası uğramaları 15 ya da 27 eur ödeyerek kasmadan varabilirsiniz. Bu ücrete sadece ulaşım dahil. Teknelerin içinde uygun fiyatlı yiyecek içecek seçenekleri ve kiralamalık şemsiyeler mevcutmuş. Ben bir kere tepeden manzarayı içime sindirdiğim için bir daha gidersem tekne ile ulaşımı tercih edebilirim.

Eğer araba ile Balos’a gelecekseniz Kissamos merkezden geçip kuzeye vurmanız gerekiyor. Navigasyonla bu kısmı bir türlü çözerseniz.

Ara P.S. Navigasyon demişken, offline çalışan maps.me yoldaki radar noktalarını haber veriyor. Tüm ülkeler için bu hizmet var mı bilmiyorum ama aklınızda olsun!

Konuya döneyim; Balos yolu bir yere kadar gayet düzgün, sonra yayla stayla taş toprak keçi yoluna dönüşüyor. Her zaman Clark Kent’in içinden süpermen çıkacak değil, arada adamın Clark Kent’e de dönüşmesi gerekiyor 😛

Bu patika vibes yolumuz galiba yarım saat kadar sürdüydü. 25-30 km kadar bir yol olabilir (çok da atmayım) ama yolun durumundan dolayı bu kadar sürüyor. Toprak yolun girişinde koruma bölgesine giriş yaptığınız için kişi başı bir eur giriş ücreti ödüyorsunuz. Giriş ücreti size özel değil biz de ödedik 😛

Normal zamanlarda, otoparka kadar, genelde gidiş geliş iki araba için uygun genişlikte bir tarafı uçurum yolu takip edip otoparkta inip, köprüden önce son çıkış suyunuzu, dondurmanızı, atıştırmalıklarınızı alıp, aşağı doğru trekking yapmaya başlıyorsunuz. Otoparktan plaja giden yol 25 dakika filan sürüyor. Ama kalabalık zamanlarda arabalar geriye doğru park edildiği için yürüme süreniz arabanızın otopark noktasıyla orantılı olarak artıyor. Biz inerken de çıkarken de bir saat yürüdük. İnerken müthiş manzara, ve instagram çalışmaları, çıkarken akşam üzeri de olsa sıcaktan bayılmamak için mola sebebiyle süreler bu şekilde tezahür etti.

İniş çıkışlarda bir Yunan Adası klasiği ulaşım aracı olarak eşekcikler de vardı ama bu eziyeti yapmayın o hayvancıklara…. Onlarınki can da bizim ki patlıcan mı derseniz siz o sıcakta bir kere inip çıkıyorsunuz el insaf!

Burası yarı organize bir plaj izlenimi veriyor. Biz indiğimizde tüm şemsiye ve şezlonglar kapılmış olduğu için organizasyon konusunda sadece bir izlenim edinebildik 🙂 Tuvalet, duş ve değişim kabinleri de vardı. Ama yemek isterseniz tekrar otoparka döneceksiniz. İşte bu aşamada tekne ile gelmek daha yararlı olabilir.

Bu plajda da çocuğunuz minimum ilgi ile boğulmadan kendini eğleyebilir.

suyun berraklığı ❤

Hanya Yeme İçme

Biz ilk akşam girişinde çeşitli gezi erbabları tarafından mükemmellik sertifikalarına layık görülmüş Amfora Tavernada yemek yedik, sonra bağımlı hale gelip dört akşamı da orada tamamladık 😀 pişman değiliz. Rahatça söyleyebilirim menüyü yedik, her şey çok güzeldi 😀

Yunan Adaları klasiği yemek sonrası ikramlar burada da var. Her yemek sonrası ev yapımı mozaik pasta ve yanında misket üzümü şarabı (muscat wine – misket üzümü müydü ben şarap konusunda boş kümeyim şimdi atmayım) getiriyorlardı sağ olsunlar. Üçüncü akşam, artık müdavimliğimizi taçlandırmak için mi bilmiyorum ama mozaik pastanın yanına dondurma da kondurmuşlardı ❤

Şimdi yine bilenler beni aydınlatsın, mücveri peynirle yapan yöremiz var mı? Burada top şeklinde ve içinde peynirle yapıyorlar, çok güzel oluyor 🙂 Bu menüde ne yedik anlatma girişimimin açılışı tahmin etmişsinizdir….

Ahtapot hayatımda yediğim en güzel ahtapottu, yumuşacıktı, sağanda karides (garides saganaki) porsiyonu öksüz doyuran boyutlarındaydı, mezeler, salatalar yine pek başarılı idi. Giritte kontrolsüz bir peynir kullanımı var. Uyarmadı demeyin. Ben çok severim onun için bence sorun yok, ama köz patlıcan salata da peynirliydi, menüdeki genel meze tabağının da yarısı çeşit çeşit peynirden oluşuyordu.

Yunanlılar bir tek sarma konusunda kendilerini geliştirememişler, Giritliler bile bu konuda bir varlık gösteremiyor – tek restoranlar koca adayı çizmişti 😀

Bizde müdavimlik yaratan diğer bir mekan da Kissamos’taki Ironi 42 cafe idi. Balos ve Elafonisi (iki kere gittik) yollarında her üç günde de kahve ve çikolatalı donut için kendisini şenlendirdik. Donut boyutları kontrolsüzlükte sınır tanımıyor 🙂 .

Giritte yeme içme diğer adalara göre bir tık daha ucuz geldi bize, bir de genel olarak adalarda porsiyonlar büyük ama burada yine bir adım daha öteye taşınmış. Yemekler çok lezzetli olunca bazı akşamlar acı çekmedik de değil ama napalım yemek bulunca yiyeceksin demiş büyüklerimiz 🙂

Galiba anlatacaklarım bu kadar. Patmos – Kos için söz verdiğim harcama raporu yazısını hazırladım, bir ara yayınlayacağım kısmetse. Tembel benliğimin içi her gezi için böyle bir içerik hazırlamayı hiç almayacak gibi.

Yine de bir intiba vermesi açısından Atina aktarmalı uçak biletlerine kişi başı 1500 tl (civarı – şimdi küsuratını hatırlamıyorum) verdik, oteli yazdımdı (4 gece, kahvaltı dahil iki kişi için 270 eur), araba benzin dahil 210 eur, diğer tüm yeme içme ve ekstra masraflar (otobüs bileti, balon giriş ücreti vs) 5 gün için iki kişi toplam 190 eur tutmuş.

Bu gezinin bir de İstanbul Hava limanı 5 günlük otopark ücreti masrafı var, o da 230 lira tutmuş. Bilmem haberiniz var mı ama hava alanlarında seyahatinize başlamadan belirli gün sayısı üzerinden abonmanlık yaptığınız zaman daha uygun fiyatlar ödeyebiliyorsunuz. Uygunluk tabi ki hava alanı standartlarına göre. Gün sayıları genelde 1-4-7 şeklinde (ben daha fazla kalmadığım için sonrasıyla ilgilenmedim, ama var, kendiniz bakarsınız merak ettiyseniz). Eğer 5 gün kalacaksanız, gitmeden önce 4 günlük abonman yaptırıyorsunuz, gelince kalan farkı saat üzerinden ödüyorsunuz. Abonmanlık ödemesi sadece gitmeden önce yapılabiliyor, yani döndükten sonra böyle bir şansınız yok.

Sabiha Gökçen Hava Limanında otopark ödeme noktalarındaki memurlar bu işlemi sizin için gerçekleştiriyorlar, İstanbul Hava Limanı full otomasyon takıldığı için makinelerden hallediyorsunuz. Makine gözünüzü korkutmasın, kartı soktuğunuz anda menüde abonmanlık seçenekleri çıkıyor.

Bu durumda 5 gün evden çıkıp eve dönmelik Girit seyahati için kişi başı 450 eur harcamışız.

P.S. 1 Daskalogiannis (Ionnis Vlachos) ismini Hanya Hava alanına veren mümtaz kişimiz. Kendisi 18. yy’da biraz (değil fazlasıyla) Rusların kışkırtmasıyla Osmanlı’ya karşı ayaklanmış. Kendisi aslen Sfakia eşrafının belirli kimselerinden zengin bir armatörün (o zamanlar da bu kimseler armatör diye adlandırılıyor muydu acaba … bilemedim şimdi) yurt dışında eğitim görmüş oğlu imiş. Tahsilatından ötürü kendisine daskalos (öğretmen) ünvanı verilmiş; daskalo – giannis (yanni) nin açıklaması bu şekilde. Ruslar Giritlilere büyük sözler verip yarı yolda bırakmışlar ve ayaklanmanın sonuçları hem genel olarak yerel halk ve özel olarak Daskalogiannis için çok ağır olmuş. Wikipedia’da anlatılanlara göre Daskalogiannis teslim olduktan sonra canlı canlı derisi yüzülmüş ve idam edilmiş. Bu işkenceye hiç sesini çıkarmadan katlanmış . Bence insanların kendi vatanlarını savunma çabası çok büyük takdir konusu….

P.S. 2 Arif olan kimseler akılları başa getirme imalı deyimlerimizden Hanya’yı Konya’yı görmekteki Hanya’nın burası olduğunu anlamışlardır. Buradan da kendime pay çıkartayım, Konya rehberim de var, merak ederseniz şehir isminin üstüne tıklayabilirsiniz 🙂

P.S. 3 Resimlerin tamamı filtresiz, yani gidip de dünya gözüyle göreceğiniz tonlar gerçekten bunlar.

P.S. 4 Giritte su da diğer Avrupa ülkeleri ya da diğer Yunan Adalarına oranla daha ucuz. 750 ml Samaria marka su en turistik yerler bile 0.50 eur cent. Girit’in kendi karlı dağlarından doğan bir kaynak suyu imiş, tadı da sizi üzmez.

Bu resimin amacı evrene sinyal 🙂 Aşağıda gözüken Milos adası en çok gitmek istediğim Yunan Adalarından 🙂

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. saphilopes dedi ki:

    Biz pontuslularla ortak noktaları var😂 gitmedim ama gitmiş gibi oldum.

    Beğen

    1. basakebcim dedi ki:

      Walla siz daha iyi bilirsiniz tabi kim ne kadar pontuslu 😂

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s